Çoğumuz İstanbul’un nostaljik anılarını, tarihi yerlerini, eski eserlerini, müzelerini gezmek isteriz. Bu gezimize de vapur, tramvay ve tünel gibi vasıtaları da katarak işin tadını çıkarmaya bakarız.
Perşembepazarı tarafındaki tünel girişinde tünelin tarihçesini, eski tramvayların ve kömürle çalışan cer atölyesinin resimlerini, yerdeki çeki halatını ve aydınlatma sistemini görebilirsiniz.
Gezenler için
Turistler ve özellikle Japon ve Koreliler teknolojide en üst seviyelerde toplumlar olmalarına rağmen tüneldeki tramvayın resimlerini çekerler. Hatta yere yatıp tramvayın altını görmeye çalışırlar. Hep sorarım kendi kendime, “Yav siz bu teknolojinin çok ilerisindesiniz. Ne yapacaksınız bu kadar inceleyip de?” diye…
Böyle de düşünmemek gerek. Canlı cenaze diyeceğimiz bu vasıta sahilden hareketle o dik Şişhane yokuşunu çıkıp insanları İstiklâl Caddesi’ne ulaştırıyor. Geçen yüzyılda atlı tramvayın olduğunu, atların zaman zaman dinlendirildiğini ve “Dingo’nun ahırı” tabirinin de taa o zamandan dilimize yerleştiğini hatırlarsınız.
Metro girişi yağmurlu havalarda insanlara sığınak oluyor. Çok sıcak havalarda girenlere serinlik veriyor. Resim sergileri, küçük müzik konserleri ve ürün tanıtımlarına da ev sahipliği yapıyor.
Tünelin tarihçesi
Dünyanın en eski ikinci metrosu olan Tünel’in oluşum hikâyesi Fransız Mühendis Eugene Henri Gavand’ın girişimiyle başlar. Gavand, dönemin ticaret ve balıkçılık merkezi olan Galata ile sosyal hayatın kalbinin attığı Pera arasında sürekli mekik dokuyan insanları gözlemler.
Yüksekkaldırım Yokuşu ile galip Dede Caddesi’ne alternatif bir yol düşünür. Bu iki merkezi birbirine bağlayack asansör tipinde bir demiryolu projesi için Osmanlı Padişahı Abdülaziz’in huzuruna çıkar. 10 Haziran 1869’da Tünel’in yapım imtiyazını alır.
Tünel yapım çalışmaları 30 Haziran 1871’de başlatılır. Temmuz 1872’de İngiliz uyruklu “The Metropolitain Railway Of Constantinople From Galata To Pera” adlı şirketin tescili yapılır. 05 Aralık 1874’te yapımı tamamlanan Tünel’de hayvan taşımalı deneme seferlerinin ardından 10 Para yolculuk ücreti karşılığında insan taşımacılığına geçilir. Tünel, 17 Ocak 1875’te yerli ve yabancı muteber davetli topluluğunun katıldığı görkemli bir törenle hizmete açılır.
Maliyetler
İlk yapım maliyeti 180.000 Osmanlı lirası olan tünel tesislerinin enerjisi 150 HP’lik iki buhar makinasıyla sağlanıyordu. Tünel sefere başladığında iki tarafı açık olan vagonlar elektrik olmadığı için gaz lambalarıyla aydınlatılıyordu.
1910’da elektrikli tramvaylara geçiş çalışmaları başlayınca şirket, 1911 yılında Osmanlı uyruğuna geçer. “Dersaadet Mülhakatından Galata ve Beyoğlu beyninde (arasında) Taht-el arz Demiryolu” ünvanını alır.
Daha sonra devlet tarafından 175.000 TL’ye satına alınarak 01 Mart 1939’da 3645 sayılı yasayla kurulan İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Umum Müdürlüğüne devredilir.
İkinci Dünya Savaşı’nda bazı malzemeleri satın alınamadığı için üç buçuk ay yolcularından ayrı kalır. Fransız Electro Enterprise şirketi tarafından 33 milyon TL sarfla yenilenerek şimdiki halini alır.
Tünelin elektrifikasyon çalışmaları1968 yılında başlar. 02 Kasım 1971 tarihinde yeni haliyle törenle hizmete açılır. 350 HP’lik elektrik sistemiyle 573 metrelik mesafeyi 90 saniyede aşan tünel, 16 metre boyunda iki vagonuyla 170 kişiyi taşır.