SON DAKİKA
reklam
reklam

Orta Doğu Olgusu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Temmuz 2021, Cumartesi - 17:29   Okunma Sayısı:

Mezopotamya’nın dört bir yanı problemlerle yüklüdür. Yaklaşık 1,5 asırlık süreç çatışmalar ve büyük savaşlarla geçmiştir. Yer altı zenginlikleri, Dicle ve Fırat gibi suların can damarı gibi görülmesi, sebze ve meyveciliğin gelişmiş olması, İran’da nükleer tesislerin varlığı, etnisitenin karmaşıklığı ve Asya’nın içlerinden gelen yolların Akdeniz’e bağlanması gibi nedenler, bu bölgeye özel önem kazandırmıştır.

 

Tehditler nereden ve kime karşı

 

   ABD’nin, işgal altında tuttuğu Irak topraklarından çekilme tarihi sorunlu olmuştur. Konu, bu ülkedeki petrol rezervinin bitmesiyle endekslidir. İran’a karşı sürekli içerleyen bir ABD, Arap Yarımadası ve Afganistan’da devirdiği domino taşlarını Ortadoğu’da dizmek amacıyla Irak’tan sonra İran’ı yakından izlemekte ve muhtemel bir operasyon için fırsat kollamaktadır.

 

   İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın göreve geldiği tarihten beri zaman zaman İsrail’e karşı savurduğu tehdit ve demeçler, İsrail kamuoyunda derin yankılar uyandırmıştır. Hatta ABD’nin frenlemesine rağmen İsrail, ilk defa resmi ağızlarda 2006 yılında İran’a operasyon yapılmasını dahi gündemine almıştır.

 

Lübnan’da e İsrail

 

   Arap tedhiş örgütlerinin cirit attığı Lübnan’da suların henüz durulmadığı, Suriye ile dört başı mamur barış sürecine girilmediği bir gerçektir. İsrail, her ne kadar kırıp dökse de, Filistin sorununun ağırlığını yaşamakta ve sık sık insan haklarını ihlâl ettiği gerekçesiyle Avrupa kamuoyundan tepkiler almaktadır.

 

   Tüm bu olumsuzluklara rağmen Irak’ın kuzeyindeki gelişmeleri dikkatle takip etmekte olan İsrail, Türkiye’nin sınır ötesi faaliyetlerini de izlemektedir. Şimdiye kadar görülmemiş ölçekte harp vasıtaları ve elektronik sistemler, SİHA ve İHA’ların kullanıldığı Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK ve uzantılarıyla Türk birlikleri arasında kıyasıya mücadele sürmektedir. satmak suretiyle ilgi ve çıkarlarını gözetmektedir.

 

Geçmişte Türklerin idi

 

   Osmanlı Devleti’nin geçmişte Yahudilere kucak açmış olmasının bugünkü iyi ilişkilere bir nebze olsun temel teşkil ettiği söylenebilir. Türkiye’nin 1949 yılında resmen tanıdığı İsrail, Ermeni Diasporası’na karşı Türkiye’nin yanında çok etkili bir lobi oluşturmaktaydı. İran’ın nükleer gelişme programını uluslararası denetime açmamasının Türkiye’yi rahatsız ettiği kadar İsrail’i de rahatsız etmesi de doğaldır.

 

   1967 Arap-İsrail savaşında İsrail’i tutan ABD, Körfez Harekâtı sırasında Saddam’ın kimyasal başlıklı füze fırlatması tehdidine karşılık İsrail’e koruma sağlamış, Irak’ın işgali sırasında da İsrail’den elektronik istihbarat desteği almıştır.

 

   Çevresindeki ülkelerin petrol denen servetin içinde yüzmelerine rağmen Saddam gibi bir diktatörle günümüzün İran yöneticilerinin tehditkâr davranışlarına maruz kalan İsrail, gözlerini komşularının topraklarına çevirmiştir. Ayrıca Irak’ın kuzeyinde az da olsa Musevi toplulukların bulunması bu devlet için bir ilgi alanı oluşturmaktadır. Komşuları da İsrail’in bu niyetlerini sezdikleri için hep tedirgin yaşamaktadırlar. Kaygı ve şüphelerle yaşanan bu topraklara barışın gelmesi ve huzura kavuşulması mümkün olmamaktadır.

  

------------------------------------------------------------------------------  

Mc Carty, Justin, Osmanlı Anadolu Topraklarındaki Müslüman ve Azınlık Nüfus, Gnkur. ATASE Başkanlığı Yayını, 1995, s: 94

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam