Önümüzdeki örnekler
1.Anadolu’nun fethinden önce belli misyonla (ilk yerleşim, Türkleştirme politikası, öncü
kuvvet) bu topraklara giren abdallar, dervişler, şeyhler kendi tekkelerini kurarak gönülleri fethetmişlerdir. Bu kişiler âhidir, yeniçeridir, din adamıdır, halktan birileridir…
Fetihlerin Balkanlara ve Avrupa içlerine yayılmasıyla kontrol güçleşmiş, koca imparatorluğun ordusunda tarikatlara bağlılık ve tekkelerde bozulma, yeniçeri isyanlarını beraberinde getirmiştir. 19’uncu yüzyıla doğru imparatorluk yönetimini iş yapamaz hale getiren Yeniçeri ocağı II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
2.Balkan faciası, ordunun siyasete bulaştırılması ve iki paralık hale getirilmesiyle ortaya çıkmıştır.
3.Irak lideri Saddam’ın hem yönetim kadrosunun hem de Irak ordu mensuplarının Baas
siyasî ekolüne, mezhep ve tarikatlara bağlı olması Irak devletinin sonunu getirmiştir. Aynı konuyu Suriye de yaşamış ve çalkalanmaya maruz kalmıştır.
4.İstiklâl Savaşı’mızdan sonra yeni bir devlet kurulması aşamasına geçilince Türk devrimi sağlam temeller üzerine oturtulmuştur. Bu nedenle geçmişteki kötü şöhretleri nedeniyle tekke ve zaviyeler yasaklanmış, orduya siyasetin sokulması, demeç verilmesi, derneklere ve partilere üye olunması kesinlikle yasaklanmıştır.
Dışarıdan örnekler
Müdahaleler kıvama gelen olayların kaynatılmaya devam edilmesiyle gerçekleşir. Örneğin; Pakistan’ın nükleer çalışmalara ağırlık vermesi, emperyalistlerin dikkatini çekmekle kalmamış, müdahale edebilmeleri için zemin de hazırlamıştır.
Hindistan’ın yazılım programları konusunda ilerleme kaydetmesiyle bölgeye müdahale edilmesi zamanının geldiği kanaati hâsıl olmuştur. Her iki ülke sürtüşmeye itilmiş ve bölge yeniden dizayn edilmek istenmiştir.
Millî değerler
Millî değerler törpülenemez. İrtica büyük tehlikedir. Bunu 13 yıldan beri köşemde yazıyorum. İnanç özgürlüğü farklı, bir inancın mensubunun veya grubunun devleti kemire kemire ele geçirmeye çalışması ve çağdışı yönetimlerle idare etmeye kalkışması farklı bir şeydir. Önümüzde bu kadar örnek varken bugün devletin ve TSK’nın içine sızan FETÖ ordumuzun homojen yapısını bozmaya çalışmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir eğitim kurumu olan tekkeler nasıl denetim altına alınmadığı için bozulmaya uğramışsa, bugün onun karşıtı olan FETÖ okulları ve yurtları da denetime alınmadığı için bozulup nifak üretmiş ve bugünkü sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Türkiye, öyle bir dönemden geçmiştir ki, Atatürk’e hakaret eden soytarılarla, heykel kıran meczuplarla, devrim kanunlarınca yasaklanan tarikatların ehilleriyle çalkalanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemdeki yöneticilerini bayraklaştırma yarışına girenler, bu yöneticilerin şahsî niteliklerini öne çıkarmaya çalışmış; ama uygulama ve kararlarının doğruluğunu
Millî Eğitim politikası
İstiklâl Savaşı’mızın İnönü muharebeleriyle ilgili bölümünü küçümseyenlerle ve Kürt isyanlarını mağduriyete ve zulme uğramışlığa yoranlarla çalkalanmıştır. Bu konuları çalkalayanlar, sadece kendi fikirleri olarak beyan etmekle kalmamış, devletin resmî müfredatına da dahil ettirmişlerdir.
Ülkemizin insanı her konuda gerilmeye ve çatışmaya hazır hale getirilmiştir. Oysa yapılacak iş, daha güçlendirilmiş şekliyle yurt sevgisinin pekiştirilmesi, Millî Mücadele’nin yapıldığı yerlerin öğrencilere gösterilip anlatılması ve geziler tertiplenmesi olmalıdır. Cumhuriyet tarihimiz yetkin kişiler tarafından anlatılmalı, filmler üretilmelidir.
Aksi takdirde bunların yaratacağı boşluklar başkaları tarafından ve istenmeyen şekilde doldurulacak, gençliğimiz bilgisiz, ilgisiz yetişecek ve tabii ki zararlı faaliyetlere yönelecektir.