SON DAKİKA
reklam
reklam

İnsan Ne İle Yaşar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Ağustos 2021, Salı - 23:51   Okunma Sayısı:

Rus yazar Leo Tolstoy’un yazdığı ve 1885'te yayımlanan "İnsan Ne İle Yaşar" adlı öyküsünde, insanların özünde iyilik olduğunu ve durum ne olursa olsun insanların iyilik yapması gerektiğini anlatır.

“İnsan Ne İle Yaşar” kısa öykülerden biridir. Tolstoy, sorunun cevabını “merhamet” olarak verir.

Tolstoy bu hikâyesinde çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.

 

Öyküden

… Köylü Pahom, uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdi­ğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a

 

“Sabah güneşin doğuşun­dan batışına kadar katetti­ğin bütün yer­ler senin, fakat güneş batma­dan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybe­dersin.”

 

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi­yi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki, güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama tükenir gücü…

Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnun­dan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalka­maz…

Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur ve şöyle der;

 

“Bir insana işte bu kadar top­rak yeter!”

 

Durmadan biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev... Gözlerimiz mide­lerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük...

 

Bazen insan ömrün­den daha çok borç bi­riktirir. Bazen de elinde olan ama fark etmediği nimetleri hoyratça harcar durur.

 

Ve insan yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını. Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki, hayata, bir gün bu diyar­dan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından…

 

Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın mülkün yanında zaman tüke­tir, söz tüketir... Benlik biriktirirken, benliğini tüketir...

 

Sofraya koyabildiğimiz bir bar­dak çayın; zeytine, ekmeğe ulaşa­bilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark edeceğiz?

 

Doldurabildiği bir cüzdanı olma­sa da, bir evi muhabbetle, kanaatle dolduran bir kadının, akşamları evine gelen, ekmek getiren, eline sağlık diyen bir erkeğin, iman dolu bir yüreğin zenginlik olduğunu ne zaman anlayacağız?

Gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar fakiriz hepimiz.

 

Aldığı maaşı yetiremeyenlere, modayı takip edemeyenlere, evini beğenmeyenlere, mekânı dar bulan­lara, daha çok para için, hesabı daha fazla kabartmak için çırpınanlara da yeter toprağın altı. İhtiraslarımız, bitip tükenmeyen arzularımız için, az bir toprağa ihtiyaç var sadece...

 

Ne dersiniz, Tolstoy bugün bizleri görerek mi yazdı acaba bunları?

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam