Bodrum’daydım. Kale’yi, surları, değirmenleri, antik yerleşim yeri Pedesa’yı, eski mezarlıkları gezdim. Bitez, Torba, Gündoğan, Yalıkavak ve Turgutreis’i gezdim. Bu turistik yerler çok pahalı. Ülkenin durumu kimsenin umurunda değil. Hayat, “vur patlasın çal oynasın” devam ediyor.
Geri tarafı restoranlara dayanan plajlar dolu. Bu iki faaliyet alanının arasından geçerken bir beyi azarlayan genç restoran çalışanını gördüm. Sebebini sordum, tuvaletten yararlanmak istemiş, çocuk da müsaade etmiyormuş. Tabii, konu para kazanmak olunca insanlık ikinci plana düşer. Adam tuvaleti kullanacak, birisi de orayı temizleyecek. O bölgede genel tuvalet de yok. Takdir sizin…
*** *** ***
Kalbim sızlıyor… Kurtulanlar, ağlayarak anlatıyor, bir şey kurtaramadıklarını anlatmaya çalışıyorlar. Kara duvarlara bakan 80 yaşındaki adamcağıza soruyorlar, o da cevap veriyor.
---Nereye gideyim, bi’ şeyim de yok ki?
Bunları dinlerken duygulanıyorum. Kalbimi sızlatan ise, ormandaki o kadar suçsuz günahsız hayvanın yanarak kül haline gelmesi… Bir canlının yanarak hayattan kopmasını düşünebiliyor musunuz? Hiçbir yere kaçamıyor, acılar içinde kasılarak bağırarak canını yitiriyor.
Yangında doğum yaparak bir yavru dünyaya getiren keçinin yavrusuna Mazlum ismi takılmış. Ne kadar garip, bugün kurtuldu, belki bir yıl sonra acılar içinde bağıra bağıra kesilecek ve yine hayatını kaybedecek!
*** *** ***
Yangınlar sırasında eylem kadar söylem olduğu da bir gerçek… Büyük lâflar, kaçamak cevaplar, umursamaz tavırlar gördük. THK Başkanı düğüne gittiğini söylüyor.
- Bu düğünler başımıza hep iş açıyor. 15 Temmuz olayında da komutanlar düğündeydi.
- Bugün de yangınlar ayyuka ulaşıyor, birinci derecede sorumlu kişi yine düğünde.
*** *** ***
Bizde âdettir, şirkette veya bir kurumda çalışan kişi izine ayrılınca telefonunu kapatır. “Ben izindeyim, bakın edin!” gibi bir lâkayt tavır içine girer. Oysa daha önce bir emir gelmiştir. Bu emrin nereye konulduğu sorulacaktır. Tecrübesiz bir memur amirinin kılavuzluğuna ihtiyaç duymuştur. Veya denetleme olacaktır, Gn. Md’lükten gelen bir emir izindeki kişiye iletilecektir, gibi muhtemel olayları düşünemez. Pes yahu!
*** *** ***
Merak ederim, Silahlı Kuvvetlerde kış çalışmaları olarak kapalı mekânlarda kum sandığı, plan tatbikatı, seminer gibi çalışmalar yapılır. Bir muhtemel harekât sırasında en küçük birlik komutanından en büyüğüne kadar yapılması gereken senaryolar oynanır.
Faaliyetin sonunda inceleme raporu ortaya konur. Eksiklikler, ihtiyaçlar yeniden belirlenir, personel konuyla bütünleşir. THK böyle bir çalışma yapıyor muydu acaba?
Hay Allah yazmasaydım keşke, şimdi benim için “vaziyetten vazife çıkarıyor” diyenler olacaktır yine.
*** *** ***
Gümbet’te geziyorum. Kıyıdan denize uzanan tepelerde değirmenler ve sarnıç görevi gören kümbetler var, beyaz kireç boyalı ve yarım küre şeklinde, 7-10 m çapında taş yapılar. 500 yıl ayakta kalmayı başarabilmiş.
Bir kümbet görmek istiyordum. Sadece para kazanmak düşüncesiyle yanıp tutuşan gence sordum.
---Ben bir kümbet görmek istiyorum, nerededir acaba?
---Baba Kümbet burası.
---Yani?
---Bütün bu bölge…
---Gümbet mi kümbet mi?
---İkisi de söylenebiliyor.
Tamam, bu genç hâlâ konunun dışında. Acaba yaşadığının farkında mı? Şunu unutmayalım ki, karşılaştıklarımız hep aynı.
*** *** ***
Nihayet İstanbul’a döndüm. Kadıköy metrosunun yürüten merdivenlerindeyim. Önümdeki kişiyle mesafeyi korumak için 1,5 m kadar aralık bıraktım. Kendini bilmezin birisi o boşluğa geldi ve durdu. Temizliği ne kadar önemsediğini bilemiyorum. Maskesi kim bilir kaç günlüktür; mesafeyi ise zaten yedi…