SON DAKİKA
reklam
reklam

Olmaz olsun böyle kader (Afganistan-I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2021, Cuma - 11:36   Okunma Sayısı:

Dünyanın zenginliklerini elde etmek ve dünya hâkimiyetine soyunmak isteyen İngiltere, bu emellerini gerçekleştirmek için keşiflerden, teknolojik gelişmelerden ve fırsatlardan istifade etmeyi hiç göz ardı etmemiştir.

İngiliz birliklerinin 2 Kasım 1838’de Kandahar’a yürümesi ve burayı ele geçirmesiyle başlayan Afganistan bölgesine ilgisi, sonraki yıllarda da devam etmiş, 1860’larda Rusya’yı karşısında bulmuştur.

 

Afganistan’ın istilâsı

 

21 Kasım 1878’de İngiliz ordusu Afganistan’ı istilâ etmiş, ancak bozguna uğrayıp çekilmiştir. Afganistan bu karşı koyma ile İngiliz kontrolü altına girmekten kurtulmuştur. 12 Kasım 1893’te de, İngiliz hükümeti Hindistan’daki dışişleri sekreterini Afganistan’da görüşmeler yapması için görevlendirmiş ve Afganistan’ın da tıpkı I. Dünya Savaşı sonunda Arap ülkelerinin sınırları gibi yapay olmayan sınırlarını çizdirmiştir. Bu sınırlar, Afganistan’ı kendi nüfusunun 1/3’ü kadar insanından mahrum bırakmış, ancak bu bölgede 1919 yılına kadar İngiliz hâkimiyeti sürmüştür.

 

Ekim Devrimi, Afganistan halkı için yeni fikirlerin uyanmasına neden olmuştur. 28 Şubat 1921’de Afganistan ve Sovyet Rusya arasında bir dostluk anlaşması imzalanmış, bu anlaşmadan sonra Afganistan Fransa, İtalya ve İran ile diplomatik ilişkiler kurmuştur. Bu tarihten 1978 yılına kadar Afganistan iç siyasal çekişme ve çatışmalar yaşamıştır. 1978’de Marksist bir rejim ülkede idareyi ele almıştır.

 

Afganistan el değiştirme sürecinde

 

Konu İngiltere’nin müdahale kapasitesini aşınca devreye ABD girmiş, Marksist hükümete karşı milyarlarca dolarlık askeri yardımla Mücahitleri silahlandırmaya başlamıştır. Bu durum karşısında Rus birlikleri 1979 yılında Afganistan’a girmişti. 1986 yılına kadar devam eden iç savaş ve bastırma harekâtı nedeniyle çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir.

 

1988 yılının sonlarından itibaren Afganistan’ın sadece %10’luk kısmını kontrol edebilen merkezi hükümete Rusya’dan verilen yardımlar kesilmeye başlamış ve Rusya 1989’da Afganistan’dan çekilmiştir. 15 Şubat 1989’da Sovyet güçlerinin çekilişi sona ermiştir. Bu maceranın sonrasında Sovyet güçleri bölgede 14.453 ölü bırakmış, 451 uçağını yitirmiştir.

 

Taliban’ın doğuşu

 

   Yeni bir İslami hareket olarak ortaya çıkan ve katı uygulamalarıyla dünyanın dikkatini üstüne çeken Taliban rejimi, sesini ilk defa 1994 yılında Afganistan’da duyurmuştur. Pakistan’ın Belucistanı’ndan, Afganistan’ın Peştun ve kuzeybatıdaki sınır eyaletlerinden gelen gönüllüler, Taliban’a katılmak üzere Kandahar’a gitmişlerdir. Bu gruplara Pakistanlı gönüllülerin de katılmasıyla Aralık 1994’te Taliban’ın gücü 12 bin kişiye ulaşmıştır.

 

   Pakistan’da, özellikle Deobandi medresesinde eğitim görmüş olan öğrenciler de Afganistan’a mültecilerle geri dönmüşlerdir. Bunlardan biri olan Molla Ömer, etrafında birçok öğrenci ve Peştun[i] mücahidiyle birlikte Taliban’ı kurmuştur.[ii] Rus işgaline direnen Taliban’a ABD büyük destek sağlamıştır.

   Taliban 26 Eylül 1996’da başkent Kabil’e girince Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından meşru yönetim olarak tanınmıştır. Birçok ülke Rabbani’yi devlet başkanı olarak tanısa da Taliban, ülkenin üçte ikisini kontrol eder hale gelmiş ve eski Cumhurbaşkanı Necibullah’ı asarak ilk icraatını gerçekleştirmiştir.

 

Amerikalıların Afganistan’a girişi (11 Eylül sonrası)

 

   Taliban, 11 Eylül 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezine düzenlenen saldırılar sonrası dünyanın gündemine oturmuştur. Usame Bin Ladin, bu dönemde Taliban’ın lideridir ve artık aranan adamdır. Kabil’e alternatif yönetim havasına giren El Kaide ise yıkılacak örgüt olarak hedefe oturtulmuştur. ABD Başkanı George Bush, Taliban’a karşı “terörle mücadele” politikasını yürürlüğe koymuştur.

  

   Taliban, ağır darbeler almasına hatta yıkılma noktasına gelmesine rağmen ülkenin birçok bölgesinde hâkimiyetini devam ettirmiş, Afgan ordusu ve NATO kuvvetleriyle çatışmayı sürdürmüştür. Kabil’de son iki yıl içerisinde birçok Taliban saldırısı gerçekleşmiştir.

 

   Özellikle, 2012’nin Eylül ayında NATO’nun en fazla korunan üslerinden Camp Bastion’a yapılan saldırı büyük ses getirmiştir. ABD öncülüğündeki NATO koalisyon güçlerinin Afganistan’a saldırmasına rağmen örgütün lideri Molla Ömer yakalanamamıştır

 

[i] Peştun, Afganistan’ın güneydoğusu ile Pakistan’ın kuzeydoğusunda yaşayan ve Peştuca konuşan halkın adıdır.

[ii] Talib, İslam öğrencisi anlamına geliyor ve Taliban da bunun çoğulunu ifade ediyor.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam