SON DAKİKA
reklam
reklam

AB’den, Moskova’dan, Pekin’den farklı tepkiler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2021, Salı - 11:55   Okunma Sayısı:

AB, eskiden olduğu gibi ABD’nin gözü kapalı takipçisi değil. Biden’in kararlarını bazen dinlemiyor, bazen eleştiriyorlar (özellikle İngiliz bakanlar). Bu durum Avrupa ülkelerinin ne kadar yanında olduklarını da göstermektedir.

Son gelişmeleri dikkate alırsak; Pekin, Moskova -hatta İslamabad- gibi merkezler durumdan memnun görünüyorlar. Bu memnuniyetin ne kadar süreceği ise Taliban’ın alacağı tavra bağlıdır. Pakistan, kendi jeopolitik hedefleri için kendi toprakları üzerinde Taliban’a üs imkânı sağlamış ve destek vermiştir.

Şimdi iş başında olan Taliban, tedhiş faaliyetlerinden vaz geçmez ve uluslararası terörizme Afganistan topraklarında barınma, eğitim ve sınır bölgelerinde vur-kaç eylemleri için imkân sağlarsa bunun ortaya çıkaracağı istikrarsızlığı en ağır şekliyle Pakistan yaşayacaktır.

 

Çin’in kaygıları

Her ne kadar ABD, Afganistan’daki askerlerini çekmiş olsa da, Çin’in pek tabiidir ki kaygıları da vardır. Afganistan’ın kuzeydoğusunda Çin’e doğru uzanan koridor 46 mil veya 82 km uzunluğa sahip Wakhan Koridoru Afgan-Çin sınırıyla son bulmaktadır.

Wakhan Koridoru bugün Çin-Afganistan arasındaki en kısa sınırdır. Hindukuş, Karakurum ve Pamir sıradağları arasında bulunan sınırın her iki tarafında dağlar ve geniş ovalar vardır. Bölge aynı zamanda Çin’in 2007’de Afganistan’dan kiraladığı Aynak Bakır Tesislerinin merkezi durumundadır. Sovyetlerin Afgan savaşı sırasında işgal edilen bölge, bugün Afganistan için doğuda Çin, güneyde Pakistan, kuzeyde Tacikistan ile sınır oluşturmaktadır. 

Çin’in bölgeye yönelik ilgisinin temel nedenlerinden biri de söz konusu güvenlik zafiyetidir. Çin, Afganistan’daki terörist grupların Uygur Özerk Bölgesi’nde bulunan Müslümanlar ile bağlantı kuracağını varsaymaktadır. Varsayımın geçerli bir zemini bulunmamasına rağmen Çin, Afganistan ile sınırının kendisi için hayatî olduğunu ifade etmektedir. Uygur Özerk Bölgesi’ne terörün sıçraması endişesi nedeniyle Çin’in güvenlik önceliği hâline gelen Wakhan, coğrafî olarak zayıf noktadır.

Kendi Müslüman azınlığına karşı baskı uygulayan Pekin, İslamcı teröristlerin Afganistan’da üs edinmesini kabul etmek istemiyor. Taliban’la diplomatik açıdan yakınlaşması da bu nedenle pek şaşırtıcı değil.

 

Rusya’nın kaygıları

Rusya da istikrarsızlık ve terörizmin geri dönüşünden endişe duymaktadır. Rusya'nın öncelikli çıkarı, çoğu kendisine müttefik ülkelerden oluşan Orta Asya’nın güvenliğidir. Rusya bu yaz Tacikistan-Afganistan sınırına tanklarını göndererek bir tatbikat yapmıştır. Amacı, “Afganistan’da olası bir çöküşün ardından çatışmaların komşu ülkelere sıçramasını engellemek ve bunda kararlılığı göstermek” şeklinde açıklanmıştır.

Sonuçta Afganistan’da yönetimin el değiştirmesi, Batı karşıtlarının çıkarına gibi gözükse de Taliban’ın tutumunu değiştirmesine bu süreci değiştirecektir.

Gelişmeler, Washington’ın müttefiklerini nasıl toparlayacağını ve Rusya ile Çin’in karşısında nasıl bir tutum takınacağını da gösterecektir.

 

 

 

AB’nin tutumu

Hollanda, Danimarka, Avusturya, Almanya, Belçika ve Yunanistan; Afgan sığınmacıların başvurularını reddetmiştir. Kendi topraklarına bir şekilde girmiş olan Afgan sığınmacıları sınır dışı etmek istiyor.

Bu ülkeler, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na başvurarak, mevcut iade anlaşmasının sürdürülmesini sağlayacak şekilde Afgan Hükümeti ile görüşmeye ve onları bu konuda desteklemeye çağırdı.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı, geçen ay Danimarka ve diğer AB ülkelerine başvurarak, Afgan sığınmacıların ülkelerine zorunlu olarak sınır dışı edilmesinin 3 ay süreyle geçici olarak askıya alınmasını talep etmiş, Norveç, İsveç ve Finlandiya bu çağrıya olumlu yanıt vermişlerdi.

Ancak bu taleple ilgili olarak Hollanda, Almanya, Avusturya, Belçika ve Yunanistan ile yakın işbirliği içinde çalışan Danimarka hükümeti, mevcut iade anlaşmasının sürdürülmesi çağrısında bulunmuştur.

 

Bugünkü duruma bakılırsa Taliban infazlara başlamıştır. Tam da bir terör örgütünden bekleneni yapmaktadır. Dünya üzerindeki devrimler, ayaklanmalar incelendiğinde her yeni gelenin kendi kurallarını kabul ettirdiği görülmektedir.

Dolayısıyla Afganistan’da da infazların kısa bir süre kaçınılmaz olması belki kabul edilebilir; ama infazlar mahkemesiz ve hukuk dışı olunca kabul edilemez. Hele kadınlara ve çocuklara karşı uygulanan şiddet asla kabul edilemez. Taliban bu şiddet uygulamalarına hemen bugünden itibaren son vermezse dünyayı karşısında bulacaktır

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam