SON DAKİKA
reklam
reklam

Tarihini araştırdığımız coğrafya (Yuvacık II)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Ağustos 2017, Cuma - 09:00   Okunma Sayısı:

Dinlenme yeri
Kameriye tarzında beş kişilik bir yer bulduk ve bu narin açık hava köşküne yerleştik. Hemen yanımızda dere akıyordu. Köşkümüzün civarında asma, sarmaşık ve böğürtlen dışında meyve ağacı yoktu. Tepelere doğru meşe, çam, ıhlamur, kestane ve fındık ağaçları görülüyordu.
… Doğal taşları satan kulübemsi bir yere girdim. Çevrede tarihi özelliği olan bir yer olup olmadığını sormak istiyordum. Satıcı genç,
    --- Bulunduğumuz yerden tepelere doğru 10 km ileride Aytepe diye bir yer var.  Kalıntılar ve yıkıntıları görebilirsiniz.
    --- Eski mezar taşları var mıdır?
    --- Var efendim. Yazıtlar Rumca’dır.
Tesisin içinde gezinti
… Biraz dinlenmek için yine çay büfesi önünde oturdum. Hemen yanımızda kiralık olarak verilen ATV (All terrain vehicle)’ler var. İşin sahibi genç çocukla konuştum. Saatini 65.00 TL’den kiraya veriyorlar; ama tek başına çıkarmayıp kılavuz eşliğinde müsaade ediyorlar. Aytepe’ye çıkmayı düşünürken buraya rehber eşliğinde ve iki saatte çıkılabileceğini, bir saatte gidilip dönülebilecek yer olarak kanyonu önerdiler...
Kalkacağımız zaman araçla gitmeye karar verdik oraya. Ben piknik ve geceleme tesisleri içinde gezinti yapmaya devam ettim. Piknik sahası değişik enstrümanlarla süslenmişti. Kullanım dışı kalmış, her tarafı çürümüş bir motosiklet, büyük şarap fıçısı, çömlek, dev saksılar, at arabası tekerlekleri, saman yığılı at arabası, çocuklar ve yetişkinler için ip salıncaklar, sallanan metal kanepeler, dört tekerlekli motorlar… 
Kahvaltıya geçiş
Gezintimi sürdürüyorum. Dere içine konmuş masa sandalyeler, ayakları suda yemek yiyen insanlar, dere üzerine kurulmuş hamaklar, gece kalma yerleri, dere üstü köprüler… 
Ve sonunda kahvaltıya oturduk. Gözleme eşliğinde tereyağda pişirilmiş yumurta, zeytin, küçük tabaklarda tatlı ve peynir çeşitleriyle semaver getirdiler.  Su sesinin verdiği rahatlıkla güzel bir kahvaltı yaptık. Tane tane, yavaş yavaş, sindire sindire… Sohbet giderek derinleşmeye, öğle saati yaklaşmaya başlamıştı.
Osmanlı arşiv belgeleri üzerinde yaptığım incelemelerden önemli hususları aile fertlerimle paylaşmaya başladım.
İzmit’in (Nikomedia) kısa tarihçesi
Çok önemli bir geçiş noktasına kurularak tarih boyunca önemini hiç kaybetmeden koruyan tarihî İzmit kenti, antik Nikomedia, antik Bithynia bölgesinin başkentiydi. Bölgenin en önemli kentlerinden birisi olması yanında, Anadolu’nun Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı tarihinde oynadığı rolle başkent olma niteliğini hiç kaybetmemiştir. 
Bithinyalı I. Nikomedes, MÖ 264 yılında, yerle bir olmuş eski kent Astakos (Başiskele) yerine onun 6 km kuzeybatısında yeni kenti, Nikomedia’yı, günümüz İzmit kentinin yerine kurar. MÖ. 74’te III. Nikomedes, bölgede huzur ve düzeni sağlamak adına ölmeden önce krallığını Roma’ya bahşeder. Böylece Nikomedia bir Roma eyaleti olan Bithynia’nın başkenti olur ve ünlü antik limanıyla Roma donanma filosunun deniz üssü hâline gelir. 
MS 284’te Diokletianus Nikomedia’da imparator ilan edildikten sonra Nikomedia’yı Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti yapmıştır. Roma döneminde kentin çok büyük antik doğal limanı ve tersanesi vardır ve burası donanma üssü olarak kullanılmıştır. Kent, Doğu ile Batı’yı birleştiren Avrupa-Asya karayolu üzerinde bulunur ve korunaklı limanıyla uzak denizlere açılma imkânı sağlar. Kocaeli İl merkezi İzmit’te bugüne kadar belirlenen sit arkeolojik ve doğal alanları içinde Kabaoğlu Köyü Aytepe Mevkii, Kabaoğlu-Üçtepeler Köyü, Yuvacık, Bahçecik ve Beş Kayalar mevkileri de bulunmaktadır.
Nikomedia Araştırma Tarihi 
Nikomedia antik kenti üzerine en erken tanımlamaları ve bilgileri, diğer Anadolu şehirlerinde olduğu gibi, XVII. yüzyıldan sonra başlayan Avrupalı gezginlerin anlatımlarından öğrenebilmekteyiz.  Özellikle XVIII. yy. gezginlerinden R. Pococke (1743), F. Murhard (1807) ve Graf Stephan Széchenyi (1818-1819), Nikomedia üzerine kısa bilgiler aktarmışlardır. Anadolu’nun erken yerleşimleri üzerine bilgiler verenlerden bir diğeri olan Fransız gezgin Ch. Texier (1862), Bithynia bölgesi ve Nikomedia antik kentini, 886 erken dönem yazarlarının anlattıkları bilgiler ile birleştirerek gözlemlerini ve bazı görülebilir kalıntıları anlatmıştır. 
Bu erken gezginlerin verdiği bilgiler sonrasında yeni gelen gezginler antik materyali daha sistemli toparlama üzerine çalışmaya yönelmişlerdir. Bunlardan biri olan ve Nikomedia ve çevresindeki yazıtları toparlamaya çalışan G. Perrot ile E. Guillaume (1867, 1872), Nikomedia arkeolojik malzemesinin değerlendirildiği ilk çalışmaları yapmışlardır. 1897’de P. D. Pogodin ve D. F. Wulff, Nikomedia bölgesi ile de ilgilenmiş ve kentin bir planını şematik de olsa hazırlamaya çalışmışlardır.                                  (Devam edecek)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam