Munzur çanağındaki heybetli Fırat’ın
çekingen güzelidir nazlı sarıçiçek.
Kemaliye, Keban’a açılan pencere
beldelerin sessizi, güzel ilçe
Doyulmaz şafağına, fecrine…
Karanlık kanyonda kanodayız.
Şuradaki sincap düşmanı kaya kartalı
dik yarların mağrur efendisi gibi sanki.
Baykuşlardan duyacağınız her çığlık,
ağıttır, sessiz akan suyun yuttuklarına.
Seni şıllık!
Nehir kıyısında salkım söğütler,
Yüce dağlardan gelen suyla hayat bulur.
Çakıl salyangozları, irili ufaklı kabuklular,
kekik kokan vadiye renk katar.
Yaban keçileri
yamaçların huzursuz sakinleridir
tılsımlı harmoninin meçleri…
Sandık köyünden “taş yol” ile Karasu’ya
dağları delerek gitmiş Ferhat’ın çocukları.
geçit açmışlar Erzincan’a
Maniler yeter, bu sevdayı yaşamaya…
Türkülerin eşlik ettiği su kayağına…
Munzur Vadisi
Birkaç kez gördüğüm illerimizden biridir Tunceli… Munzur Çayı’nın kenarındadır. Milli Parkı, Ovacık, Pertek, Nazımiye, Pülümür, Gözeler, Mazgirt ilçeleri görmenizi bekler…
Nazımiye’deki Dereova Şelâlesi (Gelin Pınarı)
Şelâle, il merkezine 45 km, Nazımiye’ye 13 km uzaklıktaki Dereova köyündedir. 20 m yükseklikten düşen sular, Pülümür Çayı’nın bir kolunu oluşturur. İlk defa bir büyük şelâleyi Van’ın Muradiye ilçesinde Bendimahi Çayı üzerindeki Şeytan Dere Şelâlesi’ni görmüştüm.
Dereova Şelâlesi de oldukça büyüktür… Munzur Dağlarının eteklerinden irili ufaklı 40 gözeden çıkan su doğallığıyla adeta şifa kaynağıdır. Karlı havalarda buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitlerle daha farklı bir görünüm sergiler. Gelecekte Türkiye’nin turizm potansiyeline dahil olması kaçınılmazdır.
Munzur Çayı’na karışan dereler sesli akar. Bazı yerlerde çağıldar. Karanlık yaklaştıkça ürperti verir insana. Tepelerden gürül gürül akan sular köpüklenir, yamaçlardan indikçe köpüklenme artar. Uzaktan baktığınızda pamuk tarlası hissini verir. Düze indikçe uslanır.
Bol oksijen ve yeşil doğanın gözelerle buluştuğu yerdir Munzur Vadisi... Yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeker. Şimdilerde kayak merkezi vardır ve su sporları sıklıkla yapılabilmektedir. Bol yaban hayvanı görürsünüz.
Munzur Baba Efsanesi
Doğal turizmin yanında inanç turizmi de öne çıkmaktadır. İslam öncesine ait anlatılan efsanenin İslamiyet sonrası anlatılanla benzerliği vardır. Koyungölü köyünde bir ağa vardır. Ağa bir gün savaşa gider. Savaşta bir gün çok yorulmuştur. Canı, hanımının yaptığı helvadan çekmiştir. Ah, der, helva olsa da yesem! Ağa’nın Munzur adında bir çobanı vardır. Bu talep çobana ayan olur. Çoban, Ağa’nın hanıma gider ve “Ağam helva istiyor” der. Kadın bir tas helva yapar, çoban da götürür. Bunu hanım gönderdi diyerek tası verir.
Ağa helvayı yer. Savaş bitince Ağa köye döner. Köylü, Ağa’nın köye dönmesi nedeniyle köy dışında karşılamaya çıkar. Ağa, “Munzur’a gidin, o velidir” der. Munzur Ağa kovalara ineklerin sütünü sağarken halkın kendisine doğru koştuğunu görür ve korkarak kaçmaya başlar. Bugün ziyaretgâh olarak yattığı rivayet edilen yere kadar koşar ve ölür.
Ziyaretçiler bu noktada mum yakma geleneğini sürdürürler. Suyun renginin beyaz olması da buna bağlanır.