bir çukur, diz boyu derinliği…
içinde odunlar düzgün dizili
tutuşturmak için tezeği
biraz çimento kâğıdı gerekli,
biraz inşaat artığı.
yakamadık yine de tandırı…
ateşin katığı ceviz ve zerdali kabuklarıyla
şimdi tutuştu, bakın yanıyor harlı.
yan tarafta açılan hamur ince ince…
arasına maydanoz, peynir serpilince
atılır sacın karasına
pişmiştir, dumanlar çıkınca…
sofra hazır yer yaygılı buz gibi testi ayran
yanında olursa iç ceviz, bir de taze soğan
dökerim paraları “çıkın”ca
Nimet hanımdan yöre ağzıyla:
“bi türku neyim çığrın, ıcıh ha!
söylesane gı… di baalım!…
yeğenlerden biri lambalı eski radyoyu kapattı.
başladı dimeye:
‘dam ardında tavıhlar,
gumbür gumbür yımırtlar’
tahta kaşıkla ağız dolusu içilen çorba
değil tasta, kalmadı çömlekte.
sıra, dibekte dövülmüş mercimekte
etli güveç sebzeli, üstü kekikle bezeli…
herkesin sesi karışırken türküye,
bitmek üzeredir yemek faslı…
sofradaki en yaşlı kaldırır ellerini göğe,
bereket yağsın diye yöreye