Sarnıç
Sarnıç, Doğu Roma İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren İstanbul’daki su sisteminin en önemli elemanlarındandır. Genellikle kâgir yer altı su depolarıdır. İstanbul’un antik su şebeke sistemi kapsamlı şekilde incelenmediği ve sarnıçların nasıl kullanıldığı hakkında tam bir fikir oluşmadığı yönünde görüşler vardır.
Sarnıç türleri
Sarnıçlar genelde açık ve kapalı sarnıçlar diye ikiye ayrılırlar. Üstü açık olanları sarnıç olarak değerlendirenler olduğu gibi farklı şeyler söyleyenler de vardır. Mesela bunların büyük su toplama havuzları olduğu ve bu havuzlardan sur hendeklerine su verildiği ileri sürülmüştür. Fakat bu öneri ilim dünyasında pek kabul görmemiştir (S. Eyice age s.5).
Üstü Kaplı Sarnıçlar
Kamu ya da özel binaların alt katlarında ya da binadan bağımsız yerlerde inşa edilmiş tesislerdir. Bunların çeşitli fonksiyonları vardır.
- Şehrin suyunu karşılamak amacıyla inşa edilmişlerdir,
- Meyilli bir araziyi düzeltmek için yapılanlar üzerine oturacak binaya düz bir zemin
teşkil ederler. Bu tip kapalı sarnıçlara doğal sarnıç da denir.
- Bazen de bu alt yapılar sığınak olarak kullanılmışlardır.
Yaklaşık 1.600 yıllık geçmişiyle İstanbul’un tarihi yarımadası içinde bulunan en eski su yapılarından biri olan Şerefiye Sarnıcı’nın, bir yapım kitabesi bulunmamakla birlikte mimari özelliklerinden yola çıkılarak II. Theodosius (408 – 450) döneminde yapıldığı değerlendirilmektedir.
Yaşam Kaynağıdır Sarnıçlar
İstanbul’un su kaynaklarının yetersizliğinin yanı sıra nüfus yoğunluğu ve yaşanan kuşatmalar nedeniyle, suyun depolanacağı yapılara ihtiyaç duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca şehrin su depoları olarak açık ve kapalı sarnıçlar kullanılmıştır.
Yaklaşık 24 metreye 40 metre bir alan üzerine inşa edilen ve tavan yüksekliği 11 metreyi bulan Şerefiye Sarnıcı’nın içinde 45 adet yelken tonoz ve 32 adet sütun bulunmaktadır. Üzerlerinde impost bloklar taşıyan Korinth üslubundaki başlıkların tümü Sarnıç’a özel olarak Marmara Adası mermerinden yapılmıştır.
Başlıklar akantus (ayı pençesi) yaprakları ile bezelidir. Yapının iç duvarları su geçirmez sıva ile kaplanmıştır ve köşeleri su basıncına dayanması için kavislidir. Duvar kalınlığı ise yaklaşık 2,5 metredir.
Ölümsüz Miras
Şerefiye Sarnıcı adını, Osmanlı döneminde bulunduğu mahalleden almıştır. Sarnıcın üzerine 1800’lerin sonu, 1900’lerin başında yapıldığı düşünülen ve 1912’de İstanbul Şehremaneti binası olarak kullanılan Arif Paşa Konağı inşa edilmiştir. Bu bina 1930 – 1984 tarihleri arasında İstanbul Belediyesi hizmet binası, ardından Eminönü Belediye binası olarak hizmet vermiştir. 2010 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, Eminönü Belediyesi binasının ek kısımlarının yıkımı gerçekleştirilmiş, tarihi yapıya zarar vermeden binanın altında kalan, yakın zamana kadar pek bilinmeyen Şerefiye Sarnıcı ortaya çıkarılmıştır.
İstanbul’daki Bizans dönemi alt yapılarına kıyasla özgün döşemelerinin görülebilmesi ve orijinal Korinth başlıklarının çok sağlam vaziyette günümüze kadar gelmiş olmasıyla dikkat çeken Şerefiye Sarnıcı’nın çevresi, etrafında bulunan betonarme yapıların sökülmesi ve çevre düzenlemesinin ardından arkeolojik bir park hâline dönüştürülmüştür.
Gösterimler
İçeriyi gezerken Bizans dönemini hayal etmeniz çok kolay oluyor. Hele yaz aylarında dışarının sıcaklığı karşısında serinlik ve ferahlık veren bu mekânda 10 dakika kadar sonra ışıklı gösteri başlıyor. Duvarlara yansıtılan ışıklar içinde Bizans İmparatorunun resmiyle başlayan görüntü, ışık oyunları ve fon müziği eşliğinde Fatih Sultan Mehmet’in ve son olarak da Atatürk’ün resmiyle son buluyor.
Çemberlitaş tren istasyonunda inince Piyer Loti Sokağı’na girerseniz çok çabuk bulabilirsiniz sarnıcın yerini.