Yuvacık’ın servetleri
Önceki bölümde yabancı gezginlerin gözüyle anlatmaya çalıştığım Yuvacık, aslında ekonomik servetleri olan bir belde imiş. Osmanlı saray yönetiminin, Tersane-i Âmire’nin, Tophane-i Âmire’nin ve Darphane ve Simkeşhanenin odun kömürü ihtiyacını karşılıyormuş. Bu tesisler için gerekli olan çam kömürünü veren Yuvacık; Bahçecik ve Yeniköy halkı bu hizmetin kendilerine mahsus olması dolayısıyla taraf-ı ahardan (tarafların haricinde başkalarının) müdahalesinin olmamasını rica eden istida vermişler.
Darphane’de yapılan muhtelif paranın kesilmesi ve madenlerden gelen altın ve gümüşün işlenmesi için Kocaeli sancağında Yuvacık ve Gayre karyelerinden (köy) çam kömürü gelmekte olduğu halde Yuvacık ahalisinden üç zımmî (İslam devletinde yaşayan gayrimüslim vatandaş) mümanaat etmekte (karşı koymakta) olduklarından mümanaatlarının def'i (engellemelerinin ortadan kaldırılması)
İznikmid kazasında Yuvacık karyesi ahalisi Fatih zamanında Darphane, Tophane ve Simkeşhaneye iktiza eden (gereken) çam kömürünü vermek şartıyla tekâliften (vergilerden) muaf iken fazla tekâlif (vergi) isteyen mübaşirlerden (vergi toplayan) gördükleri zulüm yüzünden yuvaları dağılma noktasına gelmiş. Bu uygulamanın yasaklanması ve Dağ köyü halkından kanuna aykırı olarak talep edilen vergi ve yapılan zulmün önlenmesi emredilmiştir.
Zenginlik başa belâ
Bir köy olmasına ve geçim koşulları belli olmasına rağmen köyde huzur biraz zor sağlanıyormuş. Adam öldürme ve gasp olayları sık olmasa da tekerrür ediyormuş. Öldürme ve yaralama olayları daha ziyade ot biçme, hayvan çalma ve ağaç kesme yüzünden meydana geliyormuş. Sadece köy içinden değil köy dışından da adam öldürüp köye saklanmaya gelenler oluyormuş.
Kanlıca’da Baha Molla ve bazı kimseleri öldüren ve eşyalarını çalan Muşlu Mirzo ile Keleş Agop, Çorbacı Zekeriya’dan sahte mühür tezkeresi alarak İzmit’in Yuvacık köyüne gitmişler ve İstefan’ın kahvesinde barınmaya başlamışlar.
İnşaat ve diğer yapımlar
İnşa edilmekte olan cebehane ebniyesinin (cepanelik binaları) doğramasına muktezi (gerek duyulan) ağacının İstanbul’dan tedariki müşkül olduğundan Yuvacık, Uslak Bey, Bahçecik karyelerinden tedarik edilmesi istenmiştir.
Osmanlı Darphanesi’nin altın ve gümüş para imalâtının durmaması için Darphane’nin çekirdeği sayılan Kefçe-i (Kepçe) Hümâyûn’un durmaması gerekirdi. Aynı zamanda Başkent tersanelerinde yapılan gemilerin ağacı da Samanlı Dağlarından karşılanıyordu.
Yine arşiv belgelerinden anlıyoruz ki, Bahçecik ve çevresi hem vakıf arazisidir hem de mültezime çıkarılan bir voyvodalıktır. Vakfın sahibi 4 kez Kaptan-ı Derya, 2 kez de Sadrazamlık yapmış olan Kara Halil Paşa’dır. Vakıf senedi olarak da Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdaî Evkafı’na bağlıdır.
“Sadr-ı a’zam nezâretlerinde asûde (canlı) olan evkâfdan (vakıflar) vezîr-i a’zam esbâk (eski sadrazam) müteveffâ (merhum) Halil Paşa’nın bâ-mülknâme-i Hümâyûn (Padişah mülknâmesiyle) mutasarrıf (sahip) oldukları Kocaeli sancağında İznikmid nâhiyesinde vâki’ Karye-i Cedîd (Yeniköy) ve Karye-i Bağçecik ve tevâbi’i karyelerin (bağlı köylerin) müteveffâ müşâirün-ileyhin (merhum Halil Paşa) vakfı olub hâsılât (gelirler) ve rüsûmâtı (vergiler) Anadolu Muhasebesi’nde mukayyed (kayıtlı) ve vakfiyesinde münderic olan (içinde bulunan) hayrât-ı ma’lûmesine (bilinen hayırlara) sarf olunmakda ise de Defterhâne-i Âmire’de vakfiyyeti tasrih olmayub (belitilmeyip) müşârün-ileyhin (Halil Paşa) mülkü olmak üzere muharrer idüğine (yazıldığına) ve kurâ-i mezkûre (adı geçen köyler) ötedenberü vakf-ı şerîf içün serbestiyet üzere zabt ve ta’şir (onda bir) olunagelür iken bu esnâda ba’zı [kimesne] tarafından müdahale ve ta’arruz vukû’a geldiğinden bahisle sâbıkü’z-zikr (zikrolunan) karyelerin emsâli misillü vakfiyyetleri Defterhâne-i Âmire’de olan kaydları mahalline bâ-hatt-ı tevki’î (padişah tuğrasıyla) tashih olunmasını (düzetilmesini) vakf-ı mezbûrun (anılan vakfın) mütevellileri kıdvetü’l-emâsil ve’l-akran (itibar ve öncülükte eş) es-Seyyid Abdülhamid ve es-Seyyid Mustafa zîde kadrühümâ (kıymetleri artsın) bi’l-iştirâk (iştirak ederek) memhûr (mühürlü) arzlarıyla istid’â (dilekçe) ve kuyûd-ı lâzimesi (gerekli kayıtları) ba’de’l-ihrâc (gönderildikten sonra) İznikmid Nâhiyesine tâbi’ mülk-i vezîr-i müşâirün-ileyh (anılan Vezir’in mülkü Halil Paşa’nın mülkü) Halil Paşa’nın Kocaeli sancağında İznikmid nâhiyesinde Karanca ma’a (beraberinde) Kayser nâm-ı diğer Melekşah ve bunlara tâbi’ Çiftlik-i Siyâvuş Paşa nâm-ı diğer Yeniköy be Bağçecik ve Koru Çiftliği ve Yeniçeri Ağası Halil ve Ferhad Çiftlikleri ki yazularu 10.600 akçe olub ve zikr olan Karanca nâm karye içinde 1.600 akçe 2 nefer evkâf-ı hümâyûn (mübarek vakıf) çubukçuları tımar olmağla…” şeklinde yazılan ve devamı olan bu yazı bir Emr-i Hâkânî sureti yani Padişah yazısıdır.
Bahçecik, Yeniköy, Yazlık, Sakarbıçkı, Ferhadiye, Sofular’dan Seymen’e ve sair yerlerin Kapdan-ı derya ve Sadrazam Halil Paşa adına kurulan vakfa temlik edildiğini göstermektedir. Halil Paşa, 1629’da vefat ettiğinden belge hemen sonrasındaki zamana ait olmalıdır.