Günümüzde her 150
cocuktan birini etkileyerek,
cocuklar arasında en hızlı
yaygınlaşan noÅNrolojik
bozukluk olması ile
dünyada dikkatleri ceken
otizm, yapılan araştırmalara
goÅNre genetik yapıyla
da ilintilidir.
Kavramı 1943’de Leo
Kanner ilk defa bulmuştur.
1944 yılından itibaren
dünyada farklı bir engel
grubu olarak nitelendirilen
Otizm, haliyle Otistik bireylerin mevcut eğitim oÅNğretim
ortamlarından yararlanmalarına engel olan bir rahatsızlık
türüdür.
Genel olarak bireylerde toplumsal etkileşim ve
iletişimin oÅNnemli oÅNlcüde bozuk ve anormal gelişimi ile
ilgi ve etkinliklerin belirgin sınırlılığı gibi oÅNzelliklerle
kendini goÅNsteren ve üc yaşından oÅNnce: toplumsal
etkileşim, toplumsal iletişimde kullanılan dil, sembolik
ya da imgesel oyun, vb. gibi alanlardan en az birinde
baş goÅNsteren gecikme ya da anormal işlevlere sahip
yaygın gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmakta.
Otizim icin; cevresel faktoÅNrler de dahil olmak üzere,
nedenlerinin bulunması icin yoğun araştırmalar
devam etmekte. UÅNlke, ırk, kültür ya da sosyoekonomik
farklılık goÅNzetmeyen otizmin en etkili tedavisi
yoğun bireysel eğitimdir. Erken tanı ve doğru
bir eğitim yoÅNntemi ile yoğun olarak eğitim alan cocukların
yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol
altına alınabilmekte ve gelişim sağlanabilmektedir.
Otizm, cocuklarda beyin sistemindeki zyolojik
fonksiyonların ve kimyasal dengenin bozulmasıyla,
üc yaşından oÅNnce ortaya cıkan yaygın gelişimsel
bir bozukluk olup, bu bozukluk, coğu kez genetik
nedenlere bağlı olarak da ortaya cıkabilmektedir.
Otizmin bazı belirtileri mevcuttur. Bunları de dil
gelişimi, iletişim sosyal beceriler ve davranış ve
aktiviteler bakımından doÅNrt ayrı grupta inceleriz.
Otistik bir cocukta yukarıdaki temel belirtilerin tümü
birden oluşmayabilir. Genellikle erken tanı ve disiplinli
bir tedaviyle otistik cocukların normal bir okula
devam edebilmeleri her zaman mümkün olabilmektedir.
Bunun dışında, otizm tanısı konmasa bile, kısmen
otizmin belli semptomlarını goÅNsteren cocuklara
da rastlanabilmektedir. Bu semptomları yansıtan
cocukların da belli gelişim alanlarında ister istemez
bazı problemlerin var olduğu/olabileceği unutulmamalıdır.
SoÅNz konusu gelişim alanlarının oÅNncelikle eğitimciler
ya da aileler tarafından uygulanabilen eğitim programlarıyla
desteklenmesi gerekmektedir. Bu tip
sorunu olan cocukların aileleri, belirli aralıklarla
gelişim kontrolleri yaptırarak, sorunlu alanlardaki
geriliği ve gelişmeyi izlemeli ve bu alanları nasıl
destekleyebilecekleri konusunda profesyonel yardım
almalılardır.