SON DAKİKA
reklam
reklam

Çin’in caydırıcı etkisi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2021, Perşembe - 13:37   Okunma Sayısı:

ABD, çok önemli bir nükleer güçtür. Bu gücün karşısında kimseyi görmek istemez. Dolayısıyla dış istihbaratının önemli bir bölümünü Rusya ve Çin üzerinde yürütmektedir. Bu nedenle Amerikalı araştırmacılar Çin’i yakın takibe almışlardır. Araştırmacılar, Çin’in kuzey batısında kıtalararası nükleer başlıklı balistik füzeler için 100’den fazla yeni silo inşa edildiğini tespit etmişlerdir.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Araştırmaları Merkezi’ndeki araştırmacılar tarafından elde edilen uydu görüntüleri, Yumen şehri yakınlarındaki yüzlerce kilometrelik kurak arazide çok sayıda saha çalışmasının sürdüğüne işaret ederek, yüzü aşkın şantiyenin Çin’in mevcut füze fırlatma tesisleriyle çok benzeştiğinin altını çizmişlerdir.

 

İnşaatlar tamamlandığında yüksek nitelikte nükleer silah stokuna sahip Çin, ciddi bir değişimi temsil edecektir. Üzerinde düşünülmesi gereken husus, yeni silolarda kaç füzenin konuşlandırılacağının bilinmemesidir.

 

Sayı beklenenden çok daha az olabilir. Pekin daha önce de bu tür siloları "gözdağı" vermek amacıyla inşa etmiş fakat nükleer başlıklı füze yerleştirmemişti.

 

Bu çalışmalarla Çin;

 

*Çin, nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini artırmaya çalışmakta,

*Uzay ve yeni nesil silahlar üreterek savunma sistemini takviye etmekte, ABD’ye karşı nükleer caydırıcılığı artırmakta,

*ABD’nin aralıksız olarak sürdürdüğü silah ve sistem kontrolünü perdelemek için istihbarata karşı koyma tedbirlerini geliştirmektedir.

 

Ülke çapında yapılmış olan silo inşaatlarının sayısı 145'e ulaşmış durumdadır. Çin’in nükleer gücünü artırmasının nedenlerinden birinin bir Amerikan saldırısı sonrasında misilleme yapmak için yeterli sayıda nükleer silaha sahip olduğunu göstermektir.

 

ABD’li yetkililerin görüşleri

 

Amerikan nükleer gücünün başında bulunan General Charles Richard, nisan ayında Kongre’de yaptığı konuşmada, Çin’in özellikle kıtalar arası nükleer başlıklı füzeler konusunda "baş döndürücü dönüşümüne" dikkat çekmişti.

 

Geçen şubatta ise Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden yönetiminin Çin’in "modern ve büyüyen nükleer cephaneliğinden kaynaklanan tehlikeleri azaltmak için silah kontrolünü sürdüreceğini”    söylemişti.

 

Sadece ABD mi?

 

Çin’in bu kadar yoğun nükleer çalışma, silah ve tesis yapımına karşı İngiltere de savunma, güvenlik ve dış politika alanlarında kapsamlı bir revizyona gitmektedir. Hatta mevcut nükleer silah kapasitesini yaklaşık yüzde 50 oranında artırmaya gitmektedir.

Londra hükümetinin 180 adet olan nükleer savaş başlığı sayısını 26’a çıkarmayı öngören yeni stratejisini yakın zaman içinde açıklaması bekleniyor.

The Guardian ve The Sun gazeteleri hükümetin uzun süredir üzerinde çalıştığı entegre bir askeri mevzuatta değişikliğe gideceği ve konuyla ilgili bazı ayrıntıların da basına sızdığını yazdı.

Mevzuata ilişkin yapılan açıklamada Londra hükümetinin son dönemlerde Pekin ve Moskova ile casusluk, siber saldırı ve insan hakları konusunda daha fazla diplomatik bağlantı kurduğu belirtilmektedir.

 

Buna göre İngiltere, Rusya’nın Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetiminde "aktif bir tehdit" oluşturduğunu, belirtirken Pekin yönetimini de "daha sistemli ilerleyen" bir rakip olarak tanımladığı ifade edilmektedir.

 

Bu ülkeler sürekli silahlanmakta, devre dışı bıraktıkları silahları da üçüncü ülkelere satmaktadırlar. BM, İnsan hakları, huzur, barış… Ne kadar banal kavramlar değil mi?

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam