16 Eylül 2021 Perşembe günü Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye giden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün Devlet Başkanları Zirvesi'ne katıldı. Yapılan açıklamada İran’ın ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü)’ye tam üye olarak kabul edildiği ifade edildi.
Reisi’nin açıklamalarından
*Bölgesel düzeyde gerçek barış ve iş birliğini sağlamak,
*Ekonomik, siyasi ve demografik değerlere sahip olan ŞİÖ’nün “itici güç” olduğunu kabul etmekle, kutuplaşmaya giden uluslararası sistemin güç dağılımındaki dengeyi sağlamak,
*Uluslararası kuruluşlara aktif katılım suretiyle İran ile uluslararası camianın iş birliği sağlamak ve denge kurmak gibi sonuçları çıkarmak mümkündür.
Sözü edilen dengenin sağlanmasında ağırlıklı olarak Asya ülkelerinin öne çıktığı, NATO’ya karşı askeri alanda yeni bir alternatif ortaya konulmuş olduğu ve güvenlik konusunda her zaman ortaklıklara başvurulacağı anlaşılmaktadır.
Daha da önemlisi nükleer araştırmalarını devam ettirmek ve nükleer tesislerini genişletmek isteyen İran’ın her defasında ABD’nin etki ve müdahaleleriyle karşılaştığı bilinmektedir. Bu olay nedeniyle İran’ın arkasına Asya gücünü alarak ABD’nin karşısına dikilmesi daha kolay ve daha etkili olacağı açıktır.
Şanghay İşbirliği Örgütü
Türkiye'nin “Diyalog ortağı” olarak yer aldığı ŞİÖ, ilk olarak “Şangay Beşlisi” adıyla 1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan temsilcilerinin Çin’in Şangay kentinde bir araya gelerek “Sınır Bölgelerinde Askeri Güvenin Derinleştirilmesi Anlaşması”nı imzalamasıyla kurulmuştur.
2001’de Özbekistan’ın da katılımıyla üye sayısı altıya çıkan Şangay Beşlisi'nin adı Şangay İşbirliği Örgütü olarak değiştirilmiştir. Özbekistan, Pakistan ve Hindistan da, daha sonra tam üye olarak örgüte kabul edilmiştir.
Afganistan, Moğolistan ve Belarus ise ŞİÖ’de gözlemci üyeler olarak yer alıyor. Doğu’nun NATO’su olarak nitelendirilen ŞİÖ, üye ülkeler arasında askeri, ekonomik ve kültürel iş birliğini sağlamak ve özellikle güvenlik konusunda ortaklıklar geliştirmek amaçlarıyla ortaya çıkmıştır.
Reisi’nin dış değerlendirmeleri
“Suriye’de terörizm ve aşırılıkla mücadelede İran ve Rusya arasındaki stratejik ortaklık, diğer bölgesel ve bölge ötesi ortaklarla gelecekteki iş birliği için değerli bir deneyim ve başarılı bir modeldir.
Terör ve aşırıcılıkla mücadelede barış ve ittifakın gerçekleştirilmesi için bu zirveye katılan tüm ülkelere iş birliği elimi uzatıyorum. Kalkınma ve ilerlemenin ihtiyaç duyduğu güvenlik ve adaleti sağlamak için toplu girişimlere ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Reisi, ülkeler arasında altyapı bağlantılarının oluşturulması ve güçlendirilmesinin de önemli ve gerekli olduğunu belirtmiştir. Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Projesi, Avrasya Ekonomik Birliği ve Kuzey-Güney Koridoru gibi bölgedeki altyapı projelerinin birbirlerini tamamladığını ifade etmiştir.
Reisi, “İran, üç altyapı projesi arasındaki bağlantıdır. İran, Kuzey-Güney Koridoru üzerinden Güney ile Kuzey Avrasya arasındaki bağlantı noktası olabilir ve Orta Asya ve Rusya’yı Hindistan’a bağlayabilir” demiştir.
Açıklamalara bakılırsa, İran, Türkiye sınırlarından başlayarak doğuda Büyük Okyanus’a kadar olan sahada gülerin ortaklığıyla egemenlik elde etmekte olduğunu ima etmektedir. ABD ile olan dikleşmelerinde arkasında yaslanacağı bir güç olduğundan emin olmaktadır. Bu imkânlar Türkiye’ye ne şekilde etki eder?
Suriye topraklarında Şii odaklı taşeron güçlerle Türkiye’ye karşı tavır alan bir İran, ucuz petrol ve doğalgaz satışlarıyla, yeni İpek Yolu –veya yolları, demiryolları- gibi çıkışlarla Türkî cumhuriyetler üzerinde de kısmi nüfuz elde edebilir. Buradaki cumhuriyetlerin toprak altı servetlerinden yeni ekonomik imkânlar elde edbilir.