SON DAKİKA
reklam
reklam

Arap aklı ve vicdanı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Ağustos 2017, Pazartesi - 10:00   Okunma Sayısı:

İsrail, Mescid-i Aksa içerisinde Müslümanları şehit ediyor, Harem-i Şerife girişleri engelliyor ve girişlere detektör koymak suretiyle adeta sıkıyönetim uyguluyordu. İsrail’in yarattığı gerilim Türkiye’nin sert tepkisine neden oluyor, her olayda öncülük etmeye çalışan Türkiye, bu olayın akabinde Arap ülkelerinin yetkililerine sesleniyordu.
Pek ilgili ve istekli davranmayan Arap liderler, kendi basınlarının çizerler tarafından karikatürize ediliyorlardı. Bu duyarsızlık karşısında bir açıklama yapmak ihtiyacını hisseden Mescd-i Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri, yaşananların ümmetin imtihanı olduğunu belirtiyor ve “Görünen o ki, Arap yetkililer hâlâ uyuyor ve Aksa’da olup bitenden habersiz gibi davranıyorlar” diyordu.
Açıklamasının devamında, “… şu anda olup bitenler ibadet özgürlüğüne karşı yapılmış bir saldırı, zaten ikiye bölünmüş olan Mescid-i Aksa’yı tamamen ele geçirme operasyonudur…” demek suretiyle Filistinlilerin ayaklanmasının bu operasyonu engellediğini ifade ediyordu.
Ne zaman tepki gösterecekler
Araplar hâlâ kendi aralarında birlik olmayı beceremediler. Bir konuda uzlaşmak için biraraya gelmenin ne kadar zor olduğunu Arap liderlerinde görüyoruz. Batı’nın koalisyonu varken neden bir Arap koalisyonu olmaz? 
Siyasi nitelikteki anlaşmazlıkların temelinde mezhepçilik olduğu aşikârdır. Şiilik, Selefî anlayışa kesinlikle karşıdır. Ortadoğu siyasetinin din üzerinde ağırlığı vardır. Selefi anlayış, ABD önderliğindeki koalisyona destek vermek durumundadır. Bunun sonucunda yeni silah pazarları yaratılmakta  ve canlar feda edilmeye devam edilmek istenmektedir...
İtaati satın almak    
ABD, Arap ülkelerinin itaatini satın almış, Katar da ABD’den 12 milyar dolar tutarında silah almakla paçasını kurtarmıştır. Daha önceki iki yazımda 110 milyar dolarlık silah satın alan Suudî Arabistan, İslam dünyasındaki gelişmemiş ülkelerin yoksulluğunun sebebidir. 
Türkiye, zorlu zamanında Katar’a omuz vermiş ve orada bir üs açmıştır. Katar ortak tatbikatı ABD ile yaptığı gibi Kıbrıs Rum yönetimi ile Akdeniz’de müşterek sondaj aramalarına katılmaktadır. Bu da yetmiyor gibi İtalya’dan altı milyar dolar tutarında harp gemisi almak üzere anlaşma yapmıştır. Hayırdır inşallah?
Katar örneği
Bu Katar değil miydi, komşusu ve ağabeyi Suudî Arabistan’ın baskılarından şikâyet eden? Bu silahları kime karşı kullanacak? Adım gibi biliyor ve inanıyorum ki, elin oğlu bu sistemlerin ne yedek parçasını, ne ikâmesini, ne lâstiğini verir… Hatta mühimmatı bitse bile bütünleyici mühimmatı daha pahalıya satacak.
Bir de şunu unutmayalım: Güneydoğu Anadolu bölgemizde Almanya’dan aldığımız tankları PKK’lılara karşı kullanamamıştık. Katar da yarın kendisine muhalif unsurlar ortaya çıktığında ABD veya İtalya’dan aldığı harp silah ve vasıtalarını kullanamayacağını bilmelidir.  Bu şekildeki ticaret “sopayı uzaktan gösterme”nin bir başka şeklidir.  
Körfez Harekâtı sırasında topraklarını Amerikan askerlerine açan Suudî yönetimi, bugün Yemen’deki basit bir kıpırdanmayı bile bastıramamaktadır. Dolayısıyla sunî bir “Yemen sancısı” yaratılmıştır.
İslam dünyasının
 başka yerleri farklı mı?
İslam âlemi uyku halinde ve bir tahribat içindedir. Orta Doğu, her gün yeni birtakım saldırı, kıyım, işgal, etnik ve mezhepsel kavgalarla çalkalanmaktadır. Lider taslakları, emperyalist güçlerle birlik olup kendi halkını dövmekte ve dövdürmektedir. Batı’nın işine gelen bu durum, bir yangına dönüştürülmüş ve Afrika topraklarına da sıçratılmıştır. 
IŞİD ve Boko Haram gibi insan boğazlayan, her türlü gasp, tahrip ve tecavüzü din adına yapmakta sakınca görmeyen örgütler kervanına bir de El Şebab adlı terör örgütü katılmıştır. Bu azılı örgüt, Kenya'nın kuzey doğusundaki Garissa Üniversitesine yaptığı baskında çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu 147 kişiyi katletmişti.
Bu hareketiyle örgütün, diğer örgütlerle benzerliklerinin en önemlisi eğitime karşı ve kapalı oluşudur. İnsanları bağnazlıkla gütmeye (!) açık olduğu ortadadır. Son iki yüzyılda Afrika’da katliamlara imza atarak adını küçük düşüren Batı, bu kıta insanlarının uyanışları ve milli mücadele başlatmaları üzerine ağır kayıplar vererek çekilmişti. 
Emperyalist güçler, şimdi ateşi tutuşturmuş ve kazanı kaynatmaya başlamıştır. Bu örgütlerin elindeki silahların markasına bakılırsa nereden veya kimlerden temin ettikleri bizlere daha net bir fikir verecektir.  Batılılar tek kurşun atmaz, ellerini kana bulamaz; ama Müslümanı Müslümana kırdırırlar. 
Tarih; etnisite, kavim, kabile fark etmeksizin coğrafyanın herhangi bir kesitinde tekerrür etmeye devam ediyor. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam