SON DAKİKA
reklam
reklam

Brexit sonrası S-400 öncesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Ağustos 2017, Salı - 10:00   Okunma Sayısı:

İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrıldığından beri huzursuzluk içinde ancak sessizliğini koruyor. Almanya’nın İngiltere’nin ayrılışına bakışı başından beri soğuk olmuştur. Almanya’nın yanında yer alan ülkelerin başında ise Hollanda’nın geldiğini söyleyebiliriz.

Fransa ise, terör olayları ve olayları geç kavrama özelliği nedeniyle “İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasının kötü bir etki yaratmayacağı”  görüşünü savunmuştu.

 

Sovyet İmparatorluğu sonrası

1990’da SSCB’nin dağılmasıyla peyk ülkeler Batı’nın hükümranlık alanına girmiştir. AB’nin üye sayısı artmış, sınırları KRY (Kıbrıs Rum Yönetimi) ile Doğu Akdeniz’e, peyk ülkelerle Karadeniz’e ve kuzeyde Baltık Denizi’ne kadar yaslanmıştır. AB, bu kazanımlarıyla Rus-Amerikan karşıtlığını absorbe eden yeni bir güç odağı olmuştur.

 

Rusya, AB’deki bu gevşeme/çözülme/dağılma sürecini fırsat bilerek süratle eski hayallerini gerçekleştirme yolunu tercih etmiştir. Kafkaslarda Gürcistan üzerinde gösterdiği acımasızlık, Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’ya sınırlı fiili müdahale, Baltık’taki küçük piyonların hava hudutlarını ihlâl etme girişimleri ve yeni üsler kurarak kuvvetler yığarak Suriye’ye yerleşmesi bunun canlı örnekleridir.

 

Güney sınırımızda düşürülen Rus uçağının Rusya’yı pek de sinirlendirmediğini, NATO’nun bir ülkesini yanına çekme gibi bir avantajı kaçırmak istemediğini düşünebiliriz. Sonraki gelişmeleri ise biliyorsunuz zaten… Şimdi S-400’leri de alıyoruz, NATO’yu çatlatıyoruz (!)

 

Türkiye’yi ne yönüyle etkiler?

SSCB’nin çöküşü ve yerini BDT (Bağımsız devletler Topluluğu)’ye bırakması dönemin önemli bir olayıdır. Bu olay, Avrasya’nın merkezinde boşluk yaratmıştır. Yakın çağın bu güçlü devletinin içine düştüğü durum Batı Avrupa ve Asya’nın uzak kıyıları arasında kalan bölgede yeni sıkıntıları ve belirsizlikleri beraberinde getirmiş, bölgenin yakın geleceğini tartışma konuları arasına sokmuştur.

 

Pek tabii ki bu boşluk aynı zamanda Batı Avrupa ülkeleri üzerindeki tehdidi kaldırırken, uzun dönemde ciddi ve yeni politik gelişmelere de işaret teşkil etmiştir. Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’nın dize getirilmeye çalışılması, Suriye’de konuşlanma gibi konularda Türkiye’nin pek de sesi çıkmamıştır.

 

AB ile Türkiye ilişkileri

Türkiye, mensubu olduğu ittifaklarla, üyesi olduğu ekonomik kuruluşlarla ve hukuksal nitelikteki siyasi örgütlenmelerle Avrupa ailesinin bir ferdidir. AB’ye henüz girememiş olmamız, bu örgütlenmelerle ilişkilerimizin zayıf veya kopuk olduğu anlamına gelmez. Üstelik AB’nin desteğini gördüğümüz tarafları da vardır.

 

Açılan her fasılla AB müktesebatını yavaş da olsa özümlemiş,  birçok Avrupa devletinin ortak değerlerini benimsemiş ve kabul etmiş durumdayız. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa aynasına baktığında yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla kendisini görüp tartabilecek durumdadır.

 

Bir veya bir kaç ülkenin Birlik’ten çıkması halinde Türkiye’nin bu ülkelerle yeniden bağlantı kurmasının zor olacağı da ortadadır. Örneğin; İngiltere’nin Birlik’ten ayrılma sebeplerinden birisi Türkiye’nin AB’ye girişini kabul etmek istememesidir. İngiliz siyaset adamları her fırsatta verdikleri demeçlerde bunu dile getirmişlerdir.

Özellikle Balkan ve Orta Avrupa ülkelerinin kopması/dışlanması veya Birlik’ten çıkarılması Türkiye’yi yine Rus çemberiyle buluşturacaktır.

 

Türkiye Osmanlı’dan beri Rusların yayılmacılığından, Fransızların ekonomik ayrıcalığından ve İngilizlerin siyasetinden çekmiştir. Bu ülkeler hep birbirlerini gözetlerler; birinin menfaati biraz fazlaysa Osmanlı devlet adamlarını o ülke hakkında dolduruşa getirirler ve kendilerine yeni çıkar veya ittifak alanları yaratırlardı.

Galiba keçeci mengenesi gibi dönüp dönüp aynı yere geleceğe benziyoruz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam