2. Almanya (Devam)
Böylesine bir kapasite ve teknolojiye sahip Almanya çetin engellerle karşılaşsa da DESERTEC Sanayi Girişimi, projeyi somut bir çerçeveye oturtmaya çalışıyor. Basında çıkan haberlere göre Desertec Sanayi İnisiyatifi Genel Müdürü Paul van Son, bir hafta kadar önce Kuzey Afrika’dan bir mesaj göndermiştir. Paul van Son mesajında, “Fas Sanayi Bakanı Abdülkadir Amara’nın Avrupa ülkeleriyle güneş ve rüzgâr santralinin inşası ile yeşil enerjinin Avrupa'ya ihracını öngören 600 milyon euroluk bir niyet mektubu imzalamak istediği”ni duyurmuştur.
Enerjide hamle
Yenilenebilir enerjilere geçişte tarihi bir hamle yapan Almanya, başkenti Berlin’de bir toplantı düzenleyerek 48 ülkenin hükümet üyelerini ve işadamlarını biraraya getirmiştir. İnisiyatifin genel direktörü Hollandalı van Son, “…başarabildikleri takdirde Desertec’in, Avrupa ile Yakın Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin imzaladıkları yenilenebilir enerjinin sınır ötesine naklini düzenleyen ilk anlaşma olacağı”nı söylemiştir.
Almanya, İtalya, Fransa, Lüksemburg ve Malta anlaşmayı imzalayacaklarını duyurmuşlar; ancak Fas, üzerinden geçecek elektrik hatlarının Avrupa’ya ulaştığı tek ülke olması bakımından projenin vazgeçilmezi sayılan İspanya’nın mütereddit davranması süreci uzatmıştır. Bunun tek nedeni, İspanya’nın mali sıkıntı içinde olması değil, Fas’a elektrik satıyor olmasıdır. Proje gerçekleştiği takdirde İspanya Fas’a elektrik satamayacağı kaygısına kapılmakta ve dolayısıyla projeye onay vermemektedir.
2500 megavatlık enerji üretecek olan Kuzey Afrika’daki pilot tesislerle ilgili olarak Fas Güneş Enerjisi Ajansı Başkanı Mustafa Bakkuri’nin yine de iyimserliğini koruduğu, “Enerji ihracatı bizim için stratejik önemi haiz bir konudur. İşi aceleye getirmek yerine bütün taraflar arasında uzlaşma sağlanmasını beklemek daha iyi olur. Bütün ülkelerin angajman, vizyon ve çıkarları örtüşüyor. Ancak, milli yasalara ve münferit ülkelerin programlarına ters düşülmemesi ve yapılması gereken dev yatırımları aksatabilecek hususlara çözüm getirilmesi gerekiyor” şeklindeki demeci kararlılığın devam edeceğini göstermektedir.
Projenin tutması halinde çöl elektriğinin 2050 yılında bütün bölge ülkelerinin toplam ihtiyacıyla Avrupa’nın elektrik ihtiyacının yüzde 20’sini karşılayacağı belirtilmiştir.
Fas’taki korkular
Orta Doğu ve Afrikalı mültecilerin Türkiye, Yunanistan, İtalya ve Malta kıyılarından Avrupa’ya geçişlerini önlemek için alınan tedbirlerin dışında Avrupa kıtasına en yakın Afrika ülkesinin Fas olması, başka tedbirlerin alınmasını da gerektirmiştir.
Avrupa Birliği, kaçakları Avrupa sınırından geçirmemesi için Fas’a mali yardımda bulunmaktadır. Alman Spiegel Online’a göre, sınırlarındaki önlemleri arttırması için Fas 2007-2010 yılları arasında Avrupa Birliği’nden 68 milyon euro destek almıştır.
Fas ve AB arasında 2013 yılında da bir ortaklık anlaşması imzalanmış, anlaşma uyarınca Avrupa Birliği Fas vatandaşlarına vize ve çalışma izni kolaylığı sağlarken, Fas da Kamerun, Senegal, Mali, Kongo ya da Moritanya’dan gelen mülteci akınını durdurmak ve Avrupa’ya geçişlerini önlemek için sığınmacılara oturma izni sağlamayı üstlenmiştir. Mülteciler kayıtlı olmaları halinde bir yıl Fas’ta kalabiliyorlar. Fas’ta kalan mülteci sayısının 40 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
Haziran 2014’te AB’nin sağladığı kaynaklarla sınır hatlarına tel örgüler çekilmişti. Kaçak olarak yakalananlara Faslı askerler sert davranması ve ülkenin güneyindeki kamplara göndermesi ırkçılık ve şiddet olaylarını tetikliyor.
Diğer devletlerin ilgisi
Tabii ki Afrika’nın tamamına ama öncelikli olarak Kuzey Afrika ülkelerindeki durum ve gelişmelere Rusya Federasyonu’nun kayıtsız kaldığını söyleyemeyiz. İran’ın da Fas ile ilişkilerini geliştirdiği bilinmektedir.
Bu konu Almanya’ya ek bir hassasiyet yüklemektedir. 70 milyonluk dev bir İran ile ticari ilişkileri ileri seviyede olan Almanya, İran’ın nükleer programına fazla ses çıkartmamakta ve Fas ile ilişkilerinde de İran’ın kuyruğuna basmak istememektedir.
Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, İran’ın nükleer programıyla ilgili görüşmelere ilişkin olarak İran’ın müzakereleri ciddiye aldığını düşündüğünü söylemiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumu’na katıldıktan sonra basın toplantısı düzenleyen Steinmeier, “Son 10 yıldır nükleer görüşmelerle ilgileniyorum ve öncesinde İran’ın zaman kazanmaya çalıştığı ve oyun oynadığı kanaatindeydik, ama şimdi İran müzakereleri ciddiye alıyor. Gerekli cesaret ve esneklik gösterilirse, görüşmelerden netice alacağız” şeklinde açıklama yapmıştır. Açıklama, dengelerin ne kadar hassas olduğunu ortaya koymuyor mu? (Devam edecek)