SON DAKİKA
reklam
reklam

Müştereklerde buluşamıyoruz

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Ekim 2021, Pazartesi - 00:10   Okunma Sayısı:

 

 

Nelerde buluşamıyoruz? Sevgide, saygıda, adalet ve hakkaniyette, iyi niyette, sadakatte… Bu niteliklerin eksik olduğu ülkemizde her gün öldürme, yaralama, gasp, hırsızlık gibi olaylarla karşılaşıyoruz. Kadın cinayetleri hız kesmeden devam ediyor, siyasi liderler halkı kutuplaşmaya itiyor, sahtekârlar banka müşterilerinin şifrelerini kırıp paralarını cebe indiriyor, trafik kurallarına uyulmuyor… Bazı kansızlar masum canlara kıyıyor. Vicdanları kara, elleri kirli, gözleri kör mikroplar sosyal bünyemizi tahrip ediyorlar.

 

Neyi paylaşamıyoruz?

Biz neyi paylaşamıyoruz? Hangi konularda anlaşamıyoruz? Neden çözüm bulamıyoruz? Öğrenci öğretmenine, hasta yakını doktora, taraftar hakeme, anne baba çocuğuna şiddet uyguluyor. Bunu her yaşa ve her kesime yayabiliriz. Neden bu kadar zıtlaşma ve şiddet?

 

Bireysel nitelikteki bu anlaşmazlıklar bir üst katmanda aynı dinin mezhepleri, ideoloji ve partizan tutumlar şeklinde karşımıza çıkıyor, daha üst katmanda ise farklı dinlerin birbiriyle zıtlaşması ve devletlerin siyasi ve emperyalist emelleri görülüyor. Bu ülkenin aydınına, okumuşuna, idarecisine isyanım var...  İnsanımızı yetiştirecek olan bu elit insanlar, bazen televizyon kanallarında birbirleriyle nahoş sürtüşmelere girebiliyor.

 

TSK aleyhinde olanlar

Vaktiyle bu memlekette el birliğiyle TSK aleyhine tempo tutanlar, gözbebeğimiz ordumuzun general ve subaylarına tv ekranlarından işaret parmağını savurarak ciyak ciyak bağıranlar, “İyi ki, bu komutanlarla savaşa girmemişiz” diyenler, “TSK kâğıttan kaplanmış” diyenler!

Yok, 2’nci dalga yok 3’üncü dalga tutuklamalarını bıyık altından gülüşlerle destekleyenler, şimdi de yaptıklarınızla övünebiliyor musunuz?

 

Gaflet içinde ve kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmeden peşin hükümlerle söylediğiniz sözlerle büyük güvencemizi yaraladığınızı, teröristin başını sıvazladığınızı anlayabildiniz mi?

Dün bu kötülükleri yapanlar, “Adalet önünde hesap verin” diyenler, Başkanlık sistemini ölesiye savunup sonra yanıldığını söyleyenler, vicdanen rahat mısınız?

 

Siz de kendinizi vicdan terazisine kendinizi koydunuz mu? Hayatını kaybedenlerin, intihar edenlerin ve hastalık sahibi olanları az da olsa düşünür müsünüz? Oysa son nefesi vermek pek öyle kolay değil.

 

Sonuç

Koskoca Kanuni’nin son nefesinde bir solukluk ömür istediği nokta, hepimizin gönlünden geçen bir dilektir. Bu an muhasebe anı değildir. Hepimiz yaptıklarımızla ve yapmadıklarımızla öbür tarafa gideceğiz ve karşılığını göreceğiz. Bunun da hesabını yaptınız mı?

 

AİHM’ye de yalvarıyorum, insan hakları adına bize ceza kesmeyin! AYM’den de istirham ediyorum, hakları gasp edilenlere tazminat ödenmesi kararlarınızın ödeme şeklini değiştirin. Sonuçta bunları yapanlar, bu durumlara yol açanlar ödemiyor ki? Devlet kesesinden ödenmesi demek, paraların halk olarak bizlerin cebinden çıkması demektir. Zaten isteseniz de failler yok ortada...

Bir dinlenme ânı

Kâğıthane’den Taksim’e gelmiş, İstiklâl Caddesi boyunca yürüyerek Şişhane Bld binasının önündeki metro çıkışına geldim. Buradaki iki banktan birine oturdum. Bir saat süreyle dinlendiğim bu yerde gelip geçenlerin sorularına muhatap oldum:

 

    ---Abi buradan İstiklâl Caddesi’ne nasıl gidebilirim?

    ---Taksim’e nasıl gidiliyor?

    ---Merhaba, emlak vergisini yatıracağım. Belediyenin bir yeri varmış?

 

Şimdi genel bir soruyla karşılaştım:

    ---Siz buralı mısınız?

    ---Neden sordunuz?

    ---Bir yer soracaktım da.

    ---Sorun bakalım, bilecek miyim?

    --- Şeye nasıl gidilir?

    ---Neye?

    ---Tramvaya.

    ---Hangi tramvaya?

    ---Kaç tramvay var?

    ---Metro, tünel, metrotren, tramvay, Marmaray, füniküler sistem.

    ---Allah Allah!

    ---Siz nereye gitmek istiyorsunuz?

    ---Ada’ya.

 

Gayet mütebessim bir çehreyle bu dut olmuş İstanbul’a sonradan gelmiş adama tarif etmeye başladım. Buradan yukarıya doğru devam edin. İhtiyari tramvay durağı var.  Kınalıada’ya bilet istersiniz. Oradan biner gidebilirsiniz (!)

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam