İran’ın rahatsızlıkları
İran, Aras Nehri güneyine kuvvet yığarak tatbikat hazırlıkları yapıyor, Ermenistan ile bir ittifak anlaşması yapmış, Ermenistan’a destek olacağını belirtiyor.
İran ile Türkiye 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan beri sınır anlaşmazlığı yaşamamaktadır. 10 Şubat 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması ise İran’daki Kaçar Hanlığı ile Rus İmparatorluğu arasında imzalanmış, anlaşma uyarınca Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Talış Hanlığı Rusya’ya verilmiştir. Aras Nehri’nin bu iki devlet arasında sınır oluşturması kararlaştırılmıştır. Türkmençay ve Gülistan Antlaşmaları İran’ın imzaladığı en kötü anlaşmalardır.
İran; kültürüyle, yüzölçümüyle, tarihteki kökleriyle büyük bir ülkedir. Farklı dil ve etnik çeşitliliğe sahiptir. Her toplumsal kıpırdanma, öğrenci olayı, tesislere yapılan büyük sabotajlar, kişilere yapılan suikastler, Arap Baharı gibi rüzgârlar İranlı yöneticileri tedirgin etmektedir.
İran’a rahatsızlık veren olaylar
- 1863 Tütün İsyanlarıyla başlayan olayları 1979 İran İslam Devrimi, 1999 öğrenci
olayları ve 2009 Yeşil Hareket gibi yankı uyandıran gelişmeler izlemiştir. Sokak hareketleri sayısı 10 civarındadır.
- Urumiye Gölü’nün doğusunda Doğu Azerbaycan, batısında Batı Azerbaycan eyaletleri
vardır. İran’ın bugünkü Batı Azerbaycan eyaleti sınırları içerisinde kurulan 1946-47 Kürt Mahabad Cumhuriyeti ile bugünkü Doğu Azerbaycan’ın Erdebil eyaleti içerisinde 1945-46 yıllarında Azerbaycan Milli Hükümeti kurulmuştur.
- Bu yılın temmuz ayında İran’ın Huzistan eyaletinde kuraklık ve su kesintileri sebebiyle
sokak eylemleri başlatılmıştır. Arap çoğunluğun oluşturduğu bu bölgede büyük yankı oluşmuştur. Huzistan, Kürdistan ve Doğu Azerbaycan gibi etnik toplulukların yaşadığı eyaletlerde 2018 Aralık ayında ileri sürülen talepler, ülkenin pek çok bölgesinde yinelenmiş, ekonomik kaynakların kullanılmasında kayırma ve devlet hizmetlerinin yerine getirilmesinde etnik ayrıcalık gösterme gibi ortak problemler hükümet karşıtı faaliyetlere dönüşmüştür.
İsfahan, Tahran ve Buşehr eyaletlerinde güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ve periyodik internet kesintileri gösterilere sahne olmuştur. 24-25 Temmuz’da Huzistan’daki eylemlere Türk gruplar da destek vermiştir.
İncelemeler
İran, petrol zengini bir ülkedir. Yönetim, bu zenginliği ekonomik gelişmişlik, yaşam kalitesi ve refah endekslerine yeteri kadar yansıtamamıştır.
İran, uluslararası siyasi ve ekonomik izolasyon altındadır. Petrol ve doğalgazın ekonomik getirisini hakça bir bölüşüme dönüştürememiştir.
Ağır ABD yaptırımları 2018 yılından beri uygulanmaktadır. Petrol ve gaz satışının ciddi ölçüde ABD kontrolü altında tutulmakta, sekteye uğratılmakta ve yeterli nakde dönüştürülememektedir.
Halkın geri kalmışlığı, adaletsizlik ve eşitsizlik hislerinin ayağa kalkması toplumsal bir öfkeye sebep olmaktadır.
Yorumlama
İran, Orta Doğu’da sözü geçen bir ülke olmak istemektedir. Özellikle Şah Rıza Pehlevi zamanında Türkiye ile boy ölçüşecek derecede ve önemli bir güçtü. İran Devrimi’nde Mollaların yönetimi ele geçirmesiyle muhalifler idamlar, hapisler ve tasfiyelerle susturuldu.
Özellikle Hava Kuvvetlerinde çok sayıdaki pilotun saf dışı kalması güç dengesini bozdu. Türkiye lider ülke konumunu elde etti. Arap Baharı’nın ardından Suriye’de meydana gelen olaylarda İran taraf oldu. Şii Hilâli’ni gerçekleştirmek amacıyla Rusya’yı yanına çekmek istedi ve Türkiye’nin karşısına geçti.
En büyük tehdit olarak her zaman İsrail’i gördü. Kuzey Irak’a İsrail’in müdahalesini ve yerleşmesini istemedi, ama Türkiye ile işbirliği yapmaktan da kaçındı. Nükleer çalışmalarını sürdürme isteği ABD’nin uyarı ve baskılarıyla karşı karşıya kaldı. Türkiye ve Brezilya, İran’ın yanında yer aldı. Nükleer tesisleri İsrail’in saldırı ve sabotajlarına maruz kaldı. İran, bu saldırılara sert ve amansız cevaplar vermiş olsa da bir şey yapamadı.
Her türlü olumsuzluğa rağmen İran henüz ayaktadır. Yabancı istihbarat örgütleri İran’ı içten vurmak için etnik yapı ile oynamaktadır. Bu örgütler fırsat buldukça sabotajları sürdüreceklerdir.
Kısa vadede Mollalar yönetimi yerini korusa da orta vadede yerlerinden edileceklerinin kaçınılmaz olacağı düşünülebilir.