SON DAKİKA
reklam
reklam

Eskiden Cumhuriyet Bayramı kutlamaları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Ekim 2021, Cuma - 01:02   Okunma Sayısı:

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında

 

İstanbul’da Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına birkaç gün öncesinden başlanırmış. Taksim’de Cumhuriyet Anıtı’na çelenkler bırakılır, resmi kurumlar, özel kuruluşlar, evler, dükkânlar, vapurlar, tramvaylar bayraklarla donatılırmış.

 

29 Ekim günü sabahı saat 10.00 civarında Babıâli Caddesi’nde vilâyet binası önünde bir bando, jandarma ve polis bölükleri İstanbul valisini ziyarete gelenleri karşılarmış. Tören yeri Beyazıt Meydanı olup o gün Sultanahmet’te toplanan askeri ve sivil topluluklar, Beyazıt’a gelir, törenin başlamasını beklermiş.

 

3’üncü Kolordu Komutanının denetiminden sonra saat 12.00 civarında Darülfünun’un Beyazıt Meydanı’na bakan kapısının önünde kurulan tribünde Vali ve Belediye Başkanı, 3’üncü Kolordu Komutanı, Donanma Komutanı, milletvekilleri, konsoloslar, subay ve sivil yöneticiler yerlerini alırlar, konuşmalar yapılırmış.

Geçit sırası ve geçit güzergâhı

 

Bandonun çaldığı marşlarla önce muharip gaziler, askeri birlik ve okullar, tanklar ve polisler geçermiş. Darülfünun, yüksek okul ve öğretmen okulu, lise ve ortaokul öğrencileri onları takip eder; kız ve erkek izciler boru ve trampet takımlarıyla, itfaiyeciler araçlarıyla, esnaf dernekleri pankartlarıyla geçerlermiş.

1931’den itibaren bir de Mehter Bölüğü korteje katılmış. Tören alayı, meydandan ayrıldıktan sonra yol üzerinde toplanan halkın arasından geçer, Yeniçeriler Caddesi, Divanyolu, Alemdar Caddesi, Sultanahmet, Sirkeci, Reşadiye Caddesi ve Galata Köprüsü’nden geçildikten sonra Şişhane Yokuşu takip edilerek Tepebaşı’na ulaşılır, İstiklâl Caddesi üzerinden Taksim’e varılırmış.

 

Resimler

 

Kurtuluş ve kuruluşunu tamamlamış olan genç Cumhuriyet, kalkınma hamlelerine başlamış. Esnaf, temin edebildiği araçlarla ürettiklerini tören alanına taşımış. Kıyafetler özenli, insanlar vakur… Yurt ve  bayrak bilinci, Atatürk sevgisiyle bütünleşmiş kitleler Cumhuriyetin verdiği gururla törenleri izlerlermiş.

 

Savarona yatında bulunan  Atatürk’ü görmek isteyen İstanbullular, bindikleri vapurun sağ tarafına toplanınca vapur yana yatmış. Halas vapurları benim çocukluk dönemimde de hizmet görüyordu.

 

25 Kasım 1925’te yapılan şapka devriminin ardından şapkanın her çeşidine bir rağbet başladığı görülmüştür... Kıyafette yenilikler 1934 yılında çıkarılan kanuna kadar uzunca bir süreçten geçmiş. Her şeye rağmen pırıl pırıl kıyafetler tercih edilmiş.

 

Tören alanları ve sofralar

 

Tören alanının temizliğine, göndere çekilecek bayrakların ütüsüne son derece dikkat edilirmiş. İnsanların Mustafa Kemal’e (24 Kasım 1934 Soyadı Kanunu’ndan sonra Atatürk’e) inancı, sevgisi ve bağlılığı çok yüksek seviyedeymiş. Atatürk’ü gören her yaştaki insan hemen ellerine sarılmak istermiş. Halkın içinde olmaktan son derece mutlu olan Atatürk de fırsat buldukça onlarla konuşur ve resim çektirirmiş.

Yemek sofraları Atatürk’ün çok önem verdiği buluşma ve tartışma yerleridir. Adeta seminer havasında geçen ve ciddi konuların tartışıldığı bu mekânlar gelecekte düşünülen hamleler için karar alma anlarıdır.

Muharebe alanlarında bile kitap okumaktan geri kalmayan Atatürk’ün,  yemek protokolüne çok önem verdiği bilinmektedir. Atatürk, burada kendi düşüncelerini de etrafındakilere açarak bilgilendirmeye özen göstermiştir.

Başta Büyük Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi, sonraki dönemlerde de insanlık için milletimiz için hayatını seve seve feda eden yiğitlerimiz için rahmetler diliyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Halkımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor ve nicelerini görmelerini diliyorum.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam