Bu ülke son yıllarda mebzul (bol) miktarda meczup, kadın düşmanı ve namus bekçisi yetiştirmeye başladı. Çöplük ya da gübreli alanlarda yetişmenin bünyelerinde yarattığı pis koku ve çirkin görüntüler ruhlarının kararmasına, kafalarının iyice örümceklenmesine neden olan bu insan müsveddeleri, Bizleri Batı’nın nazarında ve insan hakları konusunda küçük düşürmektedir.
Ayrılmayı bir kurtuluş olarak gören genç anne, böylesi bir herifle aynı yastığa baş koymak zorunda kalıyor; ama hayatı bu cani adamın kötü niyetiyle son bulmuş oluyordu.
Kendisine gaipten sesler geldiğini iddia eden kahraman (!) meczup, Atatürk heykeline saldırmak, onun şeceresine dil uzatmak veya milli törenleri sabote etmekle zafer kazandığını zannediyor. Bu kafada olanların bir değişik versiyonu ise gece çalışması yaparak heykellere zarar veriyor.
Namus bekçileri
Bir de namus bekçileri var; kamuya açık yerlerin temsilcisi olduğunu iddia eden keramet sahipleri… Bunlar hanımların kıyafetine, kızların gece dışarıda kalma saatlerine ve davranışlarına karışmak suretiyle ulvi bir görevi yerine getirmiş olmanın (!) hazzını yaşıyorlar.
Ne zaman ki, halk tepki gösteriyor ya da polis yakalarına yapışıyor, o zaman emir kulu ve masum birer kişi olduklarını söylemeye, yanlış anlaşıldıklarını izah etmeye başlıyorlar.
Hele yakalanıp götürülürken iki de gazeteci varsa nutuk atmayı, âlimlerin ve hocaların dinimizde kısa giyinmenin yeri olmadığını söylediklerini anlatmaya özen gösteriyorlar. Bu yüce dinin peygamberine bile sadece tebliğ etmesi emredilmişken bu yaratıklar ne yaptıklarını zannediyorlar? Çok merak ediyorum, bu namus bekçisi kişi acaba -dinimizin bütün kurallarını bir kenara koyalım- hak konusuna riayetkâr mıdır? Örneğin; mesaisi 17.00’de bitiyorsa amirinin yokluğunu fırsat bilip 16.55 veya 16.58’de tüyer mi?
Şimdi bütün iş yerlerinde görev tanımları hazırlanmış, görev talimatı şeklinde kişilere dağıtılmış ya da iletilmiştir. Asıl görevin güvenlik olduğu bir yerin görev tanımında dekolte kıyafetle parka girilemeyeceği yazılmış mıdır?
Heykelleri put olarak görenler
Put; bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş demektir.
Putperestlik ya da Putataparlık; genel anlamda bir nesne, görüntü veya fikre tapmak için yapılan dinî tören, anlayış veya inançtır. Putperestlik farklı şekillerde tanımlandığı ve farklı çeşitleri olduğu gibi bazen politeizm benzeri monoteist olmayan inanç yapılarını kastetmek için de kullanılmaktadır.
Putperestlik, zaman zaman mutlak bir varlığa tapmanın sadece bir şekli olarak ortaya çıkarken zaman zaman belirli bir inancın esasında, mutlak varlığın olmadığı durumlarda bir tür akide veya başlı başına bir inanç yapısı da olmaktadır. İbrahimî dinlerde putperestliğe dair görüşler yasaktır.
İslam öncesi ve
İslam’ın ilk yıllarında
Arap Yarımadası’nda İslam öncesi dönemde ve İslam’ın yayıldığı ilk dönemde putperestlik yaygın biçimde dinin bir parçası ve en önemli etkinliği olarak devam etmekteydi. Putperestlik Arap mitolojisi ve dininde bir tür tapınma formuydu.
Putlar mitolojideki çeşitli tanrı (ve tanrıçaları) sembolize ederlerdi. Bunların dışında dönemin yaygın inanışlarından birisi de ayrı ve diğer tanrılardan üstün bir Tanrı’nın var olduğu idi; ama daha önemsiz gördükleri tanrılara da taparlardı.
Mekke kenti dönemin önemli ve kutsal bir dinî merkezi konumunda idi. Birçok puta ev sahipliği yapıyordu. Kur’an’da yerici bir şekilde ismi geçen Mekke’deki Lat, Uzza ve Menat putları bulunmaktadır. Tanrıların adına bu putlara kurban kesmek yapılan adetlerden birisiydi.
Tapınaklardaki ve kişilerin evlerinde sahip oldukları veya yanlarında taşıdıkları putları da olurdu. Ayrıca kabilelerin kendileriyle ilişkilendirdikleri özel tanrı imgeleri ve bunların putları da mevcuttu.
Yorumlamalar
Yüce dinimiz puta tapmayı yasaklamıştır. İnancımızın, ibadetimizin, dualarımızın temelinde niyet ve maksat vardır. Niyet etmeden cenaze namazı bile kılınmıyor. Heykel bir put mudur? Bu da niyetinize bağlı… Eğer içinizde tapınmak gibi bir niyet beliriyorsa iskambil kâğıdına da tapabilirsiniz. Tapınma ritüeli içinde kurban kesme, puttan bir şey istemek amacıyla dua etmek ve ona birtakım şeyler sunma gibi hususlar vardır.
Hangi heykelin önünde kurban kesilmiştir? Diğer yandan elinde tarha ile Atatürk heykeline saldıran meczup, onu ne kadar tanır ve onun hakkında ya da İstiklâl Savaşı konusunda kaç kitap okumuştur? Bu meczup puttan neyi anlar?
Heykel, biblo, büst ve resim sanat için hatırlama için yapılır. Ülkemize, ilimize, beldemize güzellik katar. Atatürk heykelleri, Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırlanması amacıyla ve vefa hissiyle yapılmaktadır.
Umarım, tarhalı meczup şu zorlu dönemde doğru yolu görür…