SON DAKİKA
reklam
reklam

Yeni Alman hükümeti

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Kasım 2021, Pazar - 23:50   Okunma Sayısı:

Uzun yıllar Almanya’da iktidarda kalan Merkel, seçimler sonucunda iktidara veda etti, ama yeni hükümet kurulana kadar göreve devam etmesi istendi. Ülkesini çok sevdiğinden hiç şüphe duymayacağımız Şansölye, Alman hazinesini milyarlarca euro ile doldurdu. Dünya politik sahnesinin renkli, uzlaşmacı ve dirayetli liderlerinin başında gelir.

 

Seçimler sonrası

Alman politikacılar, Türkiye’de Osman Kavala bildirisi ile başlayan Büyükelçi Krizi’nin aşılmasını memnuniyetle karşılamışlar, ancak Türkiye’yi AİHM kararları konusunda uyarmışlardır. Hatta SPD’nin dış politika uzmanı Nils Schmid, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala’nın “derhal tahliye edilmesi” yönündeki kararını hatırlatarak, “Aksi takdirde Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden ihraç edilmesi kaçınılmaz olur” demiştir.

Schmid, gerginliğin arkasında “iç siyasi nedenlerin bulunduğu” değerlendirmesi yaparak Erdoğan’ın dış politikada yaratılan gerginliklerle dikkatleri iç politik zaaflardan başka yöne çekme gayreti içinde olduğunu ve Erdoğan’ın bu yönteme son yıllarda birçok kez başvurduğunu ifade etmiştir.

Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) Federal Meclis grubu başkan vekili Johann Wadephul ise Türkiye’nin jeostratejik konumu ve Rusya ile Ortadoğu’ya yakınlığı nedeniyle NATO için önemli bir askeri ortak olduğunu belirterek Türkiye’nin böyle de kalması gerektiği, ancak uzun dönemde başka bir hükümet tarafından yeniden Avrupa’ya yakınlaşacağı görüşünü beyan etmiştir.

 

Muhtemel gelişmeler

Almanya’da Yeşiller’in hükümette yer almasıyla Türkiye’ye özellikle insan hakları ihlâllerinin engellenmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması konularında daha ağır baskılar yapabileceği bilinen bir gerçektir.

 

* Merkel sonrası Ankara-Berlin hattında ekonomik ilişkilerde ve iş birliğinde önemli bir farklılık olmasa da siyasi ve diplomatik ilişkilerde değişiklikler yaşanabileceği,

* Göçmenlerin Türkiye’de tutulmasına karşılık demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki hatalarının bundan böyle göz ardı edilemeyeceği,

* Bu konuyla bağlantılı olarak Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasında ısrarlı davranılacağı,

* AB ile Türkiye arasındaki gerginliğin giderilmesinde büyük rol oynayan Merkel gibi bir liderin olmayacağı ve dengelerin sağlanamayacağı, aşikâr görünmektedir.

* Önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle Macron’un Türkiye’yi Fransa’daki seçimlere müdahale edeceğini açıklamasının ayrı bir kriz tablosu oluşturacağı aşikârdır.

 

Ne olursa olsun diyebileceğimiz

Türk-Alman dostluğu ve işbirliği 19’uncu yüzyıl sonlarından itibaren gelen bir sürece dayanmaktadır. Özellikle I. Dünya savaşı yıllarında aynı cephede savaşmanın ötesinde harp silah ve vasıtalarını da satın almakla başlayan iktisadi ilişkiler 1960’lı yıllarda çalışmak için Almanya’ya giden Türklerle daha sıkı bir bağ oluşturmuştur. Konuya bu açıdan bakılınca Türkiye ve Almanya arasında çatışma teşkil eden meseleler artsa bile karşılıklı bağımlılık söz konusudur. İlişkiler kontrollü bir gerginlikle de sürdürülebilecektir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam