ABD’nin Rusya’yı kuşatma projesi, sadece Asya güneyi ülkelerle değil, Orta Doğu, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’e kadar uzandı. Bunun sonucu olarak adı geçen coğrafya kesimlerindeki ülkeler de tedirginlik yaşıyor.
Bir noktadaki terör örgütüne bile binlerce TIR’lık silah gönderen, NATO üyesi Fransa’yı dışlayan, Türkiye’yi de NATO’nun üvey evladı gören ABD, Yunanistan topraklarında hava ve deniz üsleri elde etmiş, çok sayıda zırhlı araç ve birlik konuşlandırmıştır.
Rusya
Rusya, ABD’nin Karadeniz kuzeyine kadar uzanmasından tedirginlik duymaktadır. Bununla beraber kendisine tehdit olarak kabul ettiği faaliyetlerden de yakınmaktadır.
- Her şeyden önce NATO ve ABD ülkelerine ait donanma güçlerinin, hava ve deniz
keşif araçlarının ve stratejik uçakların varlığının arttığına işaret etmekte, bir dizi ülkenin bölgede tatbikat yapma niyetinde olduğunu hatırlatmaktadır.
- ABD ve müttefiklerinin Rusya sınırları yakınında planlanmamış tatbikatların icra
Edilmesi, Moskova tarafından bölgesel güvenlik ve stratejik istikrar için tehdit kabul edilmektedir.
- ABD Donanması’na ait USS Mount Whitney amfibi komuta kontrol gemisi ve USS
Porter destroyerinin halen Karadeniz’in batı kısmında bulunması, Rus gemilerine izleme görevi verilmesine sebep olmaktadır.
- Rus Savunma Bakanlığı’nın yaptığı diğer bir açıklama ise, son 24 saat içinde
Karadeniz havzasında NATO ülkelerine ait 4 keşif uçağı tespit edildiğini ve bunların Rusya Hava-Uzay Kuvvetleri'ne bağlı füze savunma birliklerinin radar sistemleriyle takip edildiğini belirtmektedir.
- Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Karadeniz’e giren ABD, NATO ve diğer bölge
dışı ülkelere ait uzun menzilli, yüksek hassasiyetli silahla donatılmış gemilerin Rusya'nın Karadeniz ve güney kıyılarının korunma düzeyini denetlemeye çalışmasının da Rus ordusunun savunma tertip ve tedbirlerinin test edilmesi anlamına geldiğini ifade etmiştir.
Washington'un Kiev’i silahlandırması
Zayıf kaldığını hissettiği durumlarda Rusya, sataşma ve suçlamalara da başlamaktadır. Örneğin, Rus savunma Bakanı Antonov, ABD’nin Kiev yönetimine silah vermesinin Donbass’taki gerilimi azaltmaya yardımcı olmadığına dikkat çekmiş,
“Kiev rejimine silah tedariki ile ilgili planlar, Ukrayna’nın güneydoğusundaki durumu daha da ağırlaştıracak. Kiev'in savaşı durdurmaya zorlanması için bir fırsatın daha elden kaçtığına inanıyoruz” ifadelerini kullanarak ABD’yi uyarmıştır.
Ukraynalı heyetin diğer üyeleri ile birlikte Washington’u ziyaret ederek, iki ülke arasında yeni stratejik ortaklık anlaşmasına imza atmasını ise,
“Odak noktasının gerilimi azaltmak değil, durumu daha da kötüleştirmek olduğu açıkça görülüyor. Ayrıca, hemen hemen her satırda Rusya ile zıtlaşmaya yönelik jeopolitik bir yükleme mevcut” şeklinde değerlendirmiştir.
Tepkiler sadece Rusya’dan mı?
Rusya, tepkilerinde, tehdit algılamasında ve tedirginliklerinde NATO içinden de destek görmeye başlamıştır. Fransız politikacı, Avrupa Parlamentosu milletvekili Thierry Mariani, NATO’nun Karadeniz’deki tatbikatlarının, ABD Dışişleri Bakanı Blinken ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından tasarlanan Rusya karşıtı provokasyon olduğunu belirtmiştir.
Mariani,
“Rus filosu, ABD kıyıları yakınındaki uluslararası sularda, Washington’a yakın mesafede, manevralar yapmaya başlasaydı ABD’nin tepkisi ne olurdu? Amerikalılar bunu yeni bir Küba Krizi olarak değerlendirir, savaşa hazırlanırlardı” ifadesini kullanmıştır.
Fransız politikacı, “Varşova Paktı ortadan kalkınca NATO’nun da feshedilmesi gerekiyordu. İttifak güçlerinin şimdiki genişlemesi tüm dünyada büyük tedirginlik uyandırıyor” diye eklemiştir.
Önümüzdeki sürecin sıkıntılarla, sataşmalarla geçeceği kesin. Türkiye’nin bu noktadan itibaren dengeli bir siyaset izleyeceği, hatta ABD ve Rusya arasında tampon duruma geleceği düşünülebilir.