Bu yazımda sizlere karışık sebze türlerini içeren bir çorba sunacağım. Öncelikle birkaç çeşit sebze, biraz iman gücü, biraz da kadın ruhu ile işe başlayabilirsiniz. Tencereye önceden atılmış olan Amerikan ve Rus salatası kaynama noktasına gelinceye kadar Arap uykusuna yatın.
Uyandığınızda nasıl olsa iş işten geçmiş, tencerede su kalmamış ve sebzeler tencerenin dibine yapışmış olacaktır. Tadından ve kıvamından pek bir şey anlayamayacağınız bu çorba, aslında bölgemizde sıkça yapılıyor. Fiyatı dolar ve euroya bağlı olduğu için biraz pahalıya geliyor. Yan etkileri tabii ki var. Parmağını kesenler, kuvvetli ateş karşısında hayatını kaybedenler bile olabiliyor.
Merkel bizi istemediğini çevresine açmış
Almanya, geçmişteki çırpınışlarına rağmen istediğini alamamış olmanın sancısını yaşamaktadır. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun komuta heyetinde ve hava unsurları içinde Alman general, subay ve askerlerinin yer almış olmasına rağmen Çanakkale’de bir Alman şehitliğinin bile olmaması onlar için ayrı bir sancı teşkil etmektedir.
NATO ülkesi olan Türkiye’nin imarla ilgili dev inşaat projelerinde Almanya’ya yer vermemesi, Rusya’ya nükleer santral siparişi vermesi, ticari bağlantılar kurması, Çin’den füze almaya kalkışması gibi stratejik yönelimler Almanya’yı tedirgin etmiş ve kıskançlığa itmiştir. Merkel’in şimdiye kadar Türkiye’ye karşı soğuk davranmasının nedenleri arasında hem tarihten gelen hem de günümüzde yaşanan olaylar yatmaktadır.
Avrupa’nın bazı ülkeleri işsizlik sorunuyla boğuşurken hızla sağa kaymakta, bu sorunun müsebbipleri olarak da yabancı işçileri göstermektedirler. Elbette yine yanılgı içindedirler. Yabancı işçilerin en ağır ve süflî işlerde çalıştıklarını göz ardı ediyorlar. Dün duyulmak istenmeyen göç meselesinin bugün ne hale geldiği ortadadır.
Bayan Merkel’in aleyhimizde ileri geri konuşmasından son derece rahatsız olduk. Geceleri uykumuz kaçıyor, çok üzüldük (!).
Bilinmeyenlerin bulunması
Denizlere açılan bir gemi dünya çevresini 3 haftada dolanırken (hiç durmadan) uzaydaki bir astronot yörüngede bunu 21 saatte yapar.
Dünyanın en sıcak yeri Fildişi kıyılarında bulunan ölü sahillerdir. Hiçbir canlının yaşaması mümkün olmayacak kadar sıcak ve sahil boylarında yaz ayları için 61 dereceye kadar yükselir. Bu ısıda sinek bile yaşamaz.
Dünyanın en soğuk bölgesi kutupların kuzeyinde bir bölgedir. Yoğun buz dağları soğukluk nedeniyle büyümüş ve dibe yapışmıştır. Erime şansları yoktur.
Geceleri esen fırtınanın ısı derecesi -76’dır. Gündüzleri bu oran -65 dolaylarına geriler.
Eğer dünyamızın uydusu ay olmasaydı dünyamızın şu anki dengesi olmayacaktı. Tahminen yaşantı da olmayacaktı ama olduğunu varsayalım. Dünyamız rast gele ve daha hızlı dönecekti. Dünyanın kendi çevresindeki dönüşü ay oluşmadan önce 4 saat imiş. Yani bizim bir günümüz 4 saat olacaktı…
Devlet bayraklarının hepsi kare ya da dikdörtgendir. Sadece Nepal’in bayrağı birleşmiş 2 parça üçgenden oluşur.
Dünyada Birleşmiş Milletler’i temsil eden bayrağı devlet bayrağı sanan bir milyonun üzerinde insan varmış.
Öğle paydosunda yemek
İnşaat işçisi öğle paydosunda oturmuş, lâhmacun ayran siparişini vermişti. Dilenen genç çocuk,
---Abi 1 TL var mı, çorba parası versene! dedi. İşçi daha yemeğe bile başlamadan boğazı düğümlenmişti.
---100 kuruş var
---Bırak abi yav. Memlekette kuruş mu kaldı?
Bedavaya
Salaklık parayla mı? Bizde var da dünyada yok mu? İşte bir salaklık da dünyanın en akıllı insanları bildiğimiz Japonlardan: 1971’de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yaratmak için tepeyi yangın hortumlarıyla adamakıllı sulamışlar. Tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelânda dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetmiş.
Kaygısız adam
Yarım dünya bir adam. Saç-sakal birbirine kavuşmuş. Trende iki kişilik yer işgal ediyor. Kulacında kulaklıklar. Gözleri kapanırken başı sol tarafa yalpa yapmaya başladı. Yandaki genç uyuyor. Ona iki kafa darbesiyle kaleyi zorlamaya başladı. Peşpeşe iki kafa atışı daha. Genç çocuk uyandı. Eliyle topu (adamın kafasını) tuttu. Şimdi yavaşlatılmış serilerle horlama temposu başlattı. Bütün tren ona bakıyor ve gülüyor. Vites değiştirirken ara gazı vermeyi ihmal etmiyor. Bu kez yandakinin üstüne yıkıldı. Uyandırdılar. Baygın gözlerle kabloları düzeltirken yine öbür tarafa gitti. Şimdi de telefon elinden düştü. Eğildi, aldı, kabloları düzeltti. Engin müzik kültürüyle Çaykovski’yi dinleme pozisyonuna geçti... Sonunda öyle bir kafa attı ki her ikisi de uyandı. Bütün kompartıman bu iki kişiye bakıyor ve gülüyordu.
Efendim, her zaman sunduğum siyaset, itiş-kakış, sövüş-döğüş konularının dışına çekmek amacıyla sizlere farklı bir menü hazırladım. Çorbanız afiyet olsun!