SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD-K. Kore krizinde son gelişmeler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ağustos 2017, Pazartesi - 10:00   Okunma Sayısı:

ABD’li istihbarat uzmanlarının verdikleri bilgilere dayanarak çıkan bir haberde, Pyongyang’ın füzelerine yerleştirebileceği kadar küçük nükleer başlıklar ürettiğini yazmıştı.
Gerilimine neden
olan gelişmeler
1960’lı yıllardan bu yana Kuzey Kore nükleer silahlara sahip olma hırsını dizginleyememiş ve füze deneme programlarını israrla sürdürmüştür. Her uygulamanın sonunda tespit ettiği noksanlıklarını yeni programında gidermiş ve harp planlarına dahil etmiştir. 
Örneğin; havada kalma süresini uzatma, ağırlığı azaltıp menzili uzatma gibi… Yani Kuzey Kore, Hwasong-14 füzesini fırlatmakla Mayıs 2017’de yaptığı denemede 30 dakikada 2 bin 111 kilometre yükseklikte 786 kilometrelik bir mesafeyi uçurduğu füzenin uçuş süresine 9 dakika, yüksekliğine 643 kilometre ve mesafesine de 141 kilometre eklemiştir.  Her denemek istediği füzeyi Japon sularına doğru fırlatan Kuzey Kore, Alaska’yı da füze menzili içine alınca Guam Adası’nı vurmak gibi tehditkâr bir pozisyon takınmıştır.  Bu tavır, Kuzey Kore’nin yıllarca sürdürdüğü tehdit, kışkırtma ve savaş taktiklerinin değişik bir versiyonudur. 
Tırmanan gerilimi aşağıya çekme
Kuzey Kore’nin çatlak (!) lideri, füze denemeleri yanında demeçleriyle de ABD ve müttefiklerini kızdırmaktadır. Karşılıklı demeç savaşı ABD, Güney Kore ve Japonya’nın harp gemilerinin katılımı ve ortak tatbikatlarla gövde gösterisine dönüşmüştür. Trump’ın bölgeye uçak gemisi göndermesi Kuzey Kore’nin tavırlarında değişiklik yaratmamıştır.
Güney Kore ise, gerilimi düşürmesi için komşusu Kuzey Kore’ye zaman zaman el uzatmış, askeri görüşme teklifleri sunmuştu. Hatta iki ülkenin dışişleri bakanları Filipinler’deki ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) toplantısında biraraya gelmiş olsa da Kuzey Kore, Güney’in müzakere teklifini “samimiyetsiz” bulduğunu belirtmişti. 
Pyongyang’ın en yakın müttefiki Çin’in Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Kuzey’in, Güney Kore’nin teklifini tamamen reddetmediğini” söylemekle yetinmiştir. Bu durumda Çin’in Kuzey Kore’ye göstereceği tepkinin sözlü kınamadan öteye geçemeyeceğini ve yapabileceği en uygun girişimin ise taraflara “itidalli davranmaları” çağrısı olacağını söylemek yerinde olacaktır.
Barışa yönelik söz ve 
eylemlere rağmen
Uzun menzilli füze denemelerine karşılık ABD topraklarının hedef alınması Başkan Trump’ı çıldırtmış ve Kuzey Kore’nin ABD’yi tehditlerinin sürmesi halinde “…dünyanın daha önce görmediği bir ateş ve öfkeyle karşılık verileceği…” tehdidini savurmasına neden olmuştur. Füze programını pervasızca sürdüren Kuzey Kore’ye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de yeni yaptırımlar uygulama kararı almış, Pyongyang ise kararı kınamıştı.
Yapılması muhtemel faaliyetler
II. Dünya Savaşı, 6 Ağustos’ta Nagazaki’ye ve 9 Ağustos’ta Hiroşima’ya atom bombalarının atılmasıyla sona ermiştir. Geçtiğimiz haftalarda beş bölüm halinde bu konuyu teknik yönden incelemiş ve sonuçlarını sizlerle paylaşmıştım. On binlerce insan, kilometrelerce geniş bir alan, etkileri yıllarca hissedilen ağır bir hasar…
Her iki Kore’nin bulunduğu kara parçası küçük bir yarımadadır. Atılacak şu kadar kilotonluk atom bombasının etkileri pek tabiidir ki, Yarımada’nın dışına taşacak, rüzgârların sürükleyeceği partiküller Rusya, Çin, Japonya başta olmak üzere oldukça geniş bir alana yayılacaktır.   
Kuzey Kore’nin yüzölçümü 120.538 km2, nüfusu 22 milyon; Güney Kore’nin yüzölçümü ise 99.173 km2’ nüfusu 43 milyon kadardır. Her iki ülkenin yüzölçümleri ve nüfusları ele alındığında (yaklaşık 220.000 km2 ve5 milyon nüfus)  kilometrekareye 300 civarında kişinin düştüğünü görebiliyoruz. Her iki ülkenin başkentleri bu yoğunluğun çok çok üzerinde insan barındırır.
Sonuç olarak
Geniş bir alanda büyük can kaybı ve ağır hasara yol açacağı kaçınılmaz olan nükleer silah kullanımının etkilerini göze almak pek kolay değildir. Geçmişte 73 yıl öncesiyle acı bir olay vardır ve iki kez yaşanmıştır.
Her ne kadar olay sadece Alaska veya Guam Adaları adı altında Amerikan topraklarında geçecek ise de, Çin ve Rusya gibi ülkelerin kendilerinin hiçe sayılmasına tepki gösterecekleri kesindir. Japonya, nükleer acıyı derinden yaşamış bir ülkedir. 
Ayrıca her iki Kore ile ticarî bağlantı içinde olan Avrupa ülkeleri vardır. Menfaatlerine halel gelmesini istemezler. Konunun İran gibi sürüncemede kalacağı düşünülebilir ve çatışma çıkmadan bir ara yol bulunacağı değerlendirilebilir. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam