SON DAKİKA
reklam
reklam

Montrö ve Boğaz geçişleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Aralık 2021, Perşembe - 10:20   Okunma Sayısı:

Ukrayna ile arasında giderek gelişen gerilim Rusya’yı daha da hırçınlaştırmaktadır. Eski SSCB döneminin toprakları olarak gördüğü Ukrayna artık Rus toprağı değildir. Sovyet İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra eski görkemli günlerin hayaliyle yaşayan Rusya, Batı Bloku’na katılmak isteyen Gürcistan’ı, 2008 yılında düzenlediği ağır hava bombardımanlarıyla sesini çıkaramaz hale getirmişti. Bu olaylar sırasında bir Amerikan harp gemisi Karadeniz’e çıkmıştı.

Toparlanma sürecini tamamladığına inanan Rusya, 2014 yılında da Kırım’ı ilhak etmişti. Her iki olaya da AB ve NATO’nun başını çektiği ABD’nin gösterdiği tepkiler cılız kalmıştı. Belki de bu zafiyet Lozan ve arkasından yapılan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle ilgiliydi.

 

Montrö’nün ilgili madde

Karadeniz’e kıyısı olmayan bir ülke, 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi’ne göre savaş gemilerini Karadeniz’de sadece 21 gün tutabilir. Bu 21 günlük süre, her bir gemi için geçerlidir. Karadeniz’de bu süreyi dolduran bir Amerikan harp gemisi, Boğazlardan tekrar çıkış yaparak Ege Denizi’ne açılır.

Karadeniz’den Ege’ye geçen gemiler, Rodos ya da diğer Ege limanlarında kısa süre bekleyip yeniden Boğaz geçişi yaparak 21 günlük süreyi elde edebilir. Bu süreç her gemi tarafından tekrarlanabilir. Bu hileli bir formüldür.

 

Süreyi geçiren ABD savaş gemisi

Dışişleri Bakanı Lavrov, “Son dönemde Türkiye Boğazları üzerinden Karadeniz’e açılan Amerikan savaş gemilerinin, Karadeniz’de bulunma sürelerini anlaşmalara aykırı biçimde birkaç defa uzattıklarına şahit olduk. ABD tarafına olduğu gibi Boğazların sahibi Türkiye’ye de altına imza attığı Montrö anlaşması şartlarına sadık kalmasını tavsiye ediyoruz. Karadeniz’de kıyısı bulunmayan ülkelerin burada bulunma süreleri ve tonajları anlaşmayla belirlenmiştir” demiştir.

Soçi’de Kış Olimpiyatları yapılacaktır. Karşılaşmalar sırasında terör saldırıları ihtimaline karşı ABD’li sporcuları tahliye etmek amacıyla 06 Şubat günü USS Mount Whitney ve USS Taylor harp gemileri Karadeniz’e çıkmıştır. USS Taylor, Samsun Limanı açıklarında karaya oturmuş, kendi imkânlarıyla kurtulduktan sonra 18 Şubat’ta Samsun Limanı’na çekilmiştir. Burada bakım ve onarım süresini uzatan gemi, 7 Mart’ta Boğaz’a girerek Karadeniz’i terk etmişti.

 

Rusya DİB Lavrov’un tepkisi

Bu durum Rusya’nın dikkatinden kaçmamış, Dışişleri Bakanı Lavrov, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini hatırlatmak ihtiyacını hissetmiştir.

“Bölge dışı aktörlerin gerilimi suni olarak körüklediğini, Moskova’nın sözleşmenin uygulanmasını yakından takip edeceğini, Türkiye’nin bu konuda özel bir rol üstlenmiş olduğunu” vurgulamıştır. Açıklamada şu ifadeler de yer almıştır:

 

  1. Karadeniz’de bazı bölge dışı aktörler gerilimi suni olarak körükledikleri,
  2. Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümlerinin katı bir şekilde uygulanması (özellikle tonaj

ve kalış süreleri),

  1. Boğazlardan geçişi kontrol etme hakkına sahip olan Türkiye’nin özel bir rol üstlenmiş

durumda olması…

 

Türkiye’nin Kanal İstanbul’u inşa etme planlarına da değinilen açıklamada, Moskova’nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne uyulması konusunda Ankara ile düzenli bir diyalog sürdürdüğü vurgulanmıştır: “Sözleşme ile tesis edilen uluslararası hukuki düzenlemeye alternatif görülemeyeceğin, Karadeniz bölgesinde, özellikle askeri deniz seyrüseferinde istikrar ve güvenliğin kilit faktörlerinden biri olarak sözleşmenin öneminin vurgulandığı” belirtilmiştir.

 

 

Rusya’dan Montrö uyarısı

Son dönemde özellikle ABD savaş gemilerinin sık sık Karadeniz’e çıkışları yüzünden Rusya’nın ihtiyatla takip ettiği Montrö Sözleşmesi’ne dair Moskova’dan uyarı gelmiştir.  Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bölge dışı ülkelerin, savaş gemilerinin Karadeniz’de bulunma süresini artırmaya çalışarak Montrö Sözleşmesi’ni ihlâl etmesinin kabul edilemez olduğunu belirtmiştir. Üstelik bu sözleşmenin, soğuk dönemde bile uygulandığı belirtilmiştir.

Türkiye'nin Boğazlar Sözleşmesi gereğince, yükümlü bulunduğu silahsızlanma durumu huzursuzluk yarattığından bu durum sözleşmeyi imzalayan devletlere aksedilmiş ve bu devletler tarafından Türkiye'nin kısıtlamasının kaldırılması haklılığı İngiliz bürokratları tarafından şu sözlerle ifade edilmiştir:

"Türkiye'nin Boğazlar Sözleşmesi'nin değiştirilmesi ile ilgili isteği haklı kabul edilmektedir." İşte Türkiye’nin haklılığı diye ortaya atılan bu konu Türkiye’yi gelecekte de çok rahatsız edeceğe benzemektedir.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam