Ayak oyunları
ABD, kara defterine yazdığı devletleri tepelemek için senaryolar üretir. Fırsatını bulduğu anda da uygulamaya koyar. Vietnam ve Afganistan’ın komünist çemberine düşmesini önlemek ve Irak’ta kimyasal silah depolarının varlığını gerekçe göstermek gibi düşünceleri dünya kamuoyuna da yayarak inandırıcılık sağlamıştır.
Ne kadar inandırabildiğinden ziyade inandırmaya çalıştığı konuların bir balondan ibaret olduğu ortaya çıkmıştır. Bu hezimetler ve iç kamuoyunun tepkileri sonucunda Kaddafi’nin devrilmesi harekâtına katılmamış olan ABD, Suriye olayında da Rusya ile danışıklı döğüş uygulamakla ve uygun yerleri parsellemekle yeni yöntemler geliştirmiştir.
Kankamız Rusya, hep yanımızda olduğunu söylese de Moskova’da PKK ofisini kapattırmamış, Astana görüşmelerinde PKK (YPG) temsilcisinin bulunmasında sakınca görmemiş, son olarak da YPG konusunda Türkiye’yi ABD’nin istediği çizgiye çekmeye çalışmıştır.
Yeni çatlaklar yeni senaryolar
Kendine daha çok güvenen Kim Jong-un, Kuzey Kore halkını ve bölgedeki milletleri risk altına atıyor. Bir nükleer silah kullanımı olmayacağına kesinlikle inanıyorum; ama ağır konvansiyonel silahların etkisine maruz kalacaktır.
Amerikan kamuoyunda kendisinden pek de sağlıklı şekilde söz edilmeyen Trump, belki yine klasik ve sahte Amerikan uydurmalarına meyledecektir.
Guam Adası
Büyük Okyanus’ta Filipinler’in doğusundadır. İspanyollar, 1898’de Amerikalılarla yaptıkları savaşı kaybedince adanın kontrolü Amerikalıların eline geçmiştir. 6-14 km arasında bir genişliği yaklaşık 50 km kadar da uzunluğu olan adanın yüzölçümü 545 km2, nüfusu ise 160 bin civarındadır.
Ada, Avustralya’nın Sydney kenti ile Hawai’ye 5 bin km, ABD’nin Kaliforniya sahillerine yaklaşık 10-11 bin km uzaklıktadır. Dünyanın en aktif volkanlarıyla çevrili olan ada, dünyanın en derin (11.000 m.) yeri olan Mariana Çukuru bölgesindedir.
Ada eyalet statüsünde olmamakla birlikte ABD Temsilciler Meclisi’nden bir demokrat aday tarafından temsil edilir ve seçimle gelen bir vali tarafından yönetilir. Ada’nın yüzde 30’u, ABD’nin Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri’ne ait üslere ev sahipliği yapmaktadır.
Mesafelere bakın
Evet mesafelere bakın! İngiltere, 25 Nisan 1982 yılında neredeyse 12.000 km uzaklıktaki Falkland Adası için operasyon düzenliyor, ABD bu mesafe kadar uzaklıkta Guam Adası’nda deniz ve hava üsleri inşa ederek nükleer silah depoluyor.
Bu kadar mesafeli ve masraflı çabalara dünyada hiç kimse dur diyemiyor. Ondan sonra da bu ülkeler insan haklarından, evrensel ilkelerden ve demokrasiden bahsediyorlar. Ne işleri var ülkelerinden bu kadar uzakta?
Ee, konu dünya hâkimiyeti olunca şekil böyle oluyor. Osmanlı Akdeniz ve Kızıldeniz’e hâkim olmakla övünmüş, elin oğlu dünyaya hâkim olmakla övünüyor.
Her neyse
Bu düşüncelerin arkasında İran İslam Devrimi, İran-Irak Savaşı ve İran’ın uluslararası arenadan izole edilmesi de yatıyor tabii… Bu olaylar Kuzey Kore’nin, petrol karşılığında İran’a silah satmasına neden olmuştur. Kuzey Kore ve İran askeri teknolojileri paylaşmaktadırlar.
Bölgedeki gelişmeler üst üste yığılmıştır. Bunlar arasında Japonya-Çin huzursuzluğu da gündemdedir. Japon Savunma Bakanlığı, hazırladığı raporun ilanı sırasında yaptığı açıklamada, “Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetleri sadece Japonya’ya değil, uluslararası topluma yönelik bir tehdittir” diyerek Çin tehdidine ayrıca değinmiştir.
Şekil öyle de böyle de olsa insan Amerika’nın iddialarından şüphe duyuyor. Acaba kendi üslerine yakın bir tehdit olduğunu kabul ettiği Kuzey Kore’yi nükleer silah üretiyor bahanesiyle defterine yazmış olabilir mi?
Yazılan senaryoların içine Çin, Rusya ve Japonya da çekilmek suretiyle risk azaltılıyor ve maliyetsiz bir şekilde Kuzey Kore’de yönetim değişikliği yaratılmak mı isteniyor?