SON DAKİKA
reklam
reklam

Nasıl birlik olacağız?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Aralık 2021, Perşembe - 10:07   Okunma Sayısı:

Türk toplumunun her kesimi bir diğerinden fay kırıklarıyla ayrılmış, fertler birbirleriyle davalı olmuş, küskünler, dargınlar yaratılmış… Türkiye, bu kayıp yıllarını çok arayacaktır.

 

Kraldan çok kralcılar, bir gecede türemiş zenginler, diplomalı yobaz ve Cumhuriyet düşmanları, din tacirleri hep bu üç dört yıl içinde ortaya çıkmış ve otorite olmaya kalkışmıştır. Kadın cinayetleri, her türlü gasp ve hırsızlık, dolandırıcılık suçları, hapishane ve tutukevlerine suçlu kazandırmıştır. Siyasi davalardan yüzlerce insan yargılanmış ve halen yargılanmaktadır...

 

Aylarca yıllarca süren hapis hayatları süresince bu insanların sağlıkları bozulmuş, intihar edenler, hastalık sahibi olanlar ve hayatını yitirenler olmuştur. Halen devam eden bu davalar topluma yeni küskünler kazandırmaktadır (!).

 

Kaosa giden yol

 

“İçeride istikrar ve düzen sağlanamadan dışarıda barışın yakalanamayacağı” kuralının uluslararası ilişkilerde her zaman yeri vardır. Kural işlemediği takdirde ülkeye yabancı sermayenin gelmeyeceğini, yabancı kaynaklı yatırımların ülkeden çekileceğini, terörün artacağını, küresel platformlarda pek söz sahibi olunamayacağını söylemeye gerek var mı?

 

Uluslararası alanda bir devletin itibarı, yapabileceklerini söylemesi, söylediklerini de yapmasıyla orantılı olarak artar veya azalır. Zaman değişiyor ve değişime yol açıyor. Bu değişim belki bazı tehditleri beraberinde getiriyorsa da fırsatları da yaratıyor. Örneğin; Mısır’da yönetimin el değiştirmesi süper güçler tarafından kınanmazken Türkiye Mısır’a karşı tavır almıştır. Oysa dünyada tanınmak, ülkesinde kabul edilmek durumundaki bir yönetimle ilişkiler geliştirilebilir ve ticari kapasite arttırılabilirdi.

 

Birlik’e hizmet eden kafalar (!)

 

Ülkemiz gün geçmiyor ki yeni bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıyla tanışmasın. Kerameti kendinden menkul hocalar, din tüccarları, yobazlar sayılarının artması dolayısıyla kendilerini şanslı sayabilirler.

 

Gencecik fidanlarımız, Cumhuriyet’in devamı, yurdun bütünlüğü ve milletin bekası için hayatlarını seve seve feda ederken Atatürk’e sövmeyi ibadet kabul eden küçük dev adamlar, hâlâ Kurtuluş Savaşı’nı ve Milli Mücadele kadrosunu küçümseyebiliyor, devrimleri inkâr edebiliyor.

 

Bunlardan bazılarının veya bir kısmının resmi davetlerde yer alıyor olması çok üzücü. Etnik ayrıcalık peşinde koşan ve ülkemizi kan gölüne çeviren zihniyete yakın duran kesimler de ilk saydığım grupla adeta yarışıyorlar. Onlar böyle davrandıkça en alttaki bağnazlar hınçlarını heykellerden çıkarıyor, okul ve kütüphaneleri yakıyor…

 

Her iki fikir ve eylem de irtica ve bölücülüğe davetiye çıkarmaktadır. Dışarıyla ilişkilerin düzeltilmesi çalışmaların içerideki bu gruplar üzerinde de yapılması, uluorta konuşma ve eylemlere zemin hazırlanmaması birlik ve bütünlüğümüz açısından uygun olacaktır. 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam