SON DAKİKA
reklam
reklam

Doların diğer etkileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2021, Çarşamba - 14:01   Okunma Sayısı:

Kâğıt toplayıcıları

Doların görünmeyen yüzü daha da acı… Çöplükten cam, karton, kâğıt toplayan genç bir çocukla konuşuyorum. Yağmurdan ıslanmış, ayakları çamur içinde ve ıslak, yüzü lekeli… Kaldırıma oturmuş, yapraksız ağacın korumasına sığınmış, azık torbasını çıkarmış, içindeki kuru ekmekle biraz peyniri yemek için kendisine mola vermiş. Konuşmaya başlıyoruz ve soruyorum ona:

 

    ---Bugün hava yağışlı, kartonlar ıslanmış ve hamur gibi olmuş. Toplamışsın ama işine yarayacak mı?

    ---Abi, kaldığımız yerde ateş yakıyoruz üç kişi… Benim de onların da topladıklarını orada kurutuyoruz. Bunlardan bir kısmını da yakıyoruz, yine ısınmak için…

    ---Plastik su bidonlarının bazıları ezilmiş. Bunlar ne şekilde işinize yarıyor?

    ---Kapaklı ve ezilmemiş olanları tercih sebebi… Diğerleri eritmeye gidiyor.

    ---Bu çekçek arabayı günde kaç kere dolduruyor ve ne kadar kazanıyorsun bir günde?

    ---Arabanın dolması şans işi… Bir mağazaya yeni mal gelmiş, kutuları dışarı atmışlarsa zahmetsiz ve vakit harcamaksızın çok toplayabiliriz. Bazen öyle oluyor ki, saatlerce dolaştığım halde bir şey bulamadığım da oluyor. Kazanmaya gelince; Ben günlük 25-35 tl arasında kazanıyordum. O zaman doların değeri düşüktü ve geçinmeme yetiyordu. Şimdi dolar ikiye katladı. Ben yine 25-35 tl arası kazanıyorum. Harcamaya para ayıramıyorum abi…

    ---Hava çok yağışlı, yok mu yağmurluk türünden sırtına alacağın bir giysi?

    ---Çöplükleri karıştırırken atılmış bir yağmurluk bulursam giyeceğim. Ayakkabı ihtiyacımı da böyle temin ediyorum.

    ---Al, bu şemsiyemi sana vereyim. Biraz kullanılmıştır ama seni yağmurdan korur.

    ---Abi bu benim işime yaramaz. İki elim her zaman dolu oluyor, arabayı çekiyorum. Bana naylon tipi giyilecek şey daha uygun…

    ---Olsun, mola verdiğin zaman kullanırsın. Al şimdi…

 

Bu çocuğun hayatı hep böyle geçecek diye düşünündüm. Tasarruf et demeye yüzüm varmaz. Küçük lokma ye (!) demeye vicdanım el vermez. Pasta zaten yok, söyleyemem…

 

***                    ***                    ***

 

Küçük kızıyla anne

Onun yanından şemsiyesiz olarak uzaklaşmaya başlamıştım ki, yanında kız çocuğuyla bir kadıncağıza rastladım. Bu yağmurlu ve soğuk havada ayağında tokyo vardı. Çocuğun gıdasızlıktan dişleri çürümüştü. Bu çocuğun dünyaya gelişi ve çevresi, onun nasıl bir hayat sürdürmeye mahkûm olduğuna bir işaretti.

 

Bakkaldan bu ana kıza şişe sütü, reçel, 250 gr peynir ve zeytin aldım. Çok sevindiler. Onlara bu paketi verirken gözlerim dolmuştu. Ettikleri dualar beni çok duygulandırmıştı. Bu küçük kız yarın anne olacaktı, ama çeşit çeşit hastalıklarla anneliğe atılacaktı. Bu soğuk onun böbreklerini daha bu yaşta etkilemeye mutlaka başlamış olmalıydı…

 

***                      ***                    ***

 

Bu kişilerden biri manavdan elma veya patates çalsa yandı. Mahkemeye çıkarılır, ceza verilir veya hâkimin takdiriyle uyarılır. Okula başlasa, kitap alamayacağı için uyarılır. Askerlik çağı gelse askere gönderilir, dar gelirli bir işe girse vergi vermeye tabi tutulur. Ne güzel söylemiş Sivaslı âşıklar:

 

Zenginin yediği baklava börek

Kahvaltıyı eder keteli çörek

Fukaraya sordum size ne gerek

Düğülcek çorbası balımız bizim

 

Dağa çıksam ayısı var kurdu var

Düze insem sıtması var derdi var

Şehre gitsem tahsildarda vergi var

Şaştım ağam bu düzenin elinden

 

Yoksulluğa hapis ettin özümü

Ekmeğime katık ettin tuzumu

Hiçbir yerde güldürmedin yüzümü

Bir kez düşürmedin vara ağlattın (Feryadî)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam