Hünkâr Kasrı
Yeni Cami külliyesinin bir parçası olan Hünkâr Kasrı, tarihi yarımadada bulunuyor. Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Yeni Cami Hünkâr Kasrı’nın içinde 17’nci yüzyıla ait nadide çiniler, sedefkâri, Edirnekâri ve tunç alçı örnekleri bulunur.
İTO tarafından 2004 yılında 50 kişilik bir ekiple başlatılan, dört yılda restorasyonu tamamlanan ve müze olarak faaliyete geçirilen Yeni Cami Hünkâr Kasrı, 2010 Europe Nostra (Avrupa Birliği Kültürel Miras Koruma) ödülünü almıştır.
Kasrın içine girildiğinde duvarları İznik çinileriyle süslü L şeklindeki sofanın ucu Valide Sultan dairesine çıkmaktadır. Altlı üstlü iki pencere dizisiyle aydınlatılan ince uzun holden hünkâr mahalline açılan kapı, padişahın Yeni Cami’ye geçebilmesi için düzenlenmiştir. Padişah ve ailesinin kimi zaman namaz öncesi ya da sonrası bazen de özel dini günlerde ibadet ve istirahat etmek amacıyla kullandığı kasrın üç odasının en görkemlisi ise “Baş Oda”dır.
Ahşap oyma tavanın muhteşem kalem işleriyle süslendiği oda üzerinde ayetler bulunan İznik çinilerinin güzel örnekleriyle kaplanmıştır.
Kasrın giriş kapısındaki ağaç işçiliği, içerideki çinili ocaklar, duvarları kaplayan çini panolar, renkli cam pencereler, seçkin işçilik örnekleri olarak kabul edilmektedir. Çinilerin bir kısmı ise sadece süsleme için özel olarak yaptırılmıştır.
**** **** ****
Kırım Savaşı mezarları
Haydarpaşa’daki eski GATA Hastanesi veya bugünkü adıyla Abdülhamit Han Hastanesinin denize bakan tarafında 1854 Kırım Savaşı’nda hayatını kaybeden İngiliz askerleri için yapılmış bir mezarlık vardır. Bu mezarlığın merkezi Çanakkale’de bulunan “İngiliz Uluslar Topluluğu Mezarlıklar Müdürlüğü”ne bağlıdır.
İlk olarak biri deniz kıyısına yakın, diğeri hastaneye yakın iki ayrı arsa üzerinde oluşturulmaya başlanan Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın kurulu olduğu arazi, Kanuni Sultan Süleyman’ın has bahçelerinin bir bölümüdür.
Kırım Savaşı’nın devam ettiği 1855 yılında bu arsa İngiliz hükûmetine bağışlanmıştır. Birbirinden ayrı iki arsadan oluşan mezarlık, 1867 yılında aradaki arazinin de bağışlanmasıyla ya da satılmasıyla birleştirilmiştir. Bu alana Kırım Savaşı’nda hayatını kaybeden muharipler ile Selimiye Kışlası’nın hastane bölümünde yatan ve salgın hastalıklar nedeniyle ölen askerler gömülmüştür.
1867 yılında büyük bir kolera salgını İstanbul’u vurunca mezarlık sivil İngilizlerin kullanımına bırakılmıştır. Böylece İngiliz Mezarlığı olarak anılmaya başlanan mezarlığa I ve II. Dünya Savaşlarında yaşamını yitiren İngiliz vatandaşı asker ve siviller de gömülmüştür.
Anıta kadar olan bölümde tababetle uğraşan rütbeli kişilerin mezarları yapılmış, anıtın karşısına ve deniz tarafına denk düşen kısma Macar milli davasının öncülerinden General Guyon gömülmüştür. 1848’de Avusturya’ya karşı ayaklanan Macar milliyetçileri, Rusya’nın karşı harekâtına direnemeyince pek çok Macar subayı Osmanlı ülkesine iltica etmiştir. General Guyon da bu dönemde gelmiştir.
Generalin Müslüman olduğu sanılmış fakat eşi, İslam mezarlığına gömülmesine izin vermemiştir. Daha sonra General Guyon kendi inançlarına uygun olarak burada defnedilmiştir.
Sivil kişilere ait mezarlar
1867 yılından beri 700 civarında sivil kişi mezarlık içinde ayrı bir bölümde gömülmüştür. Tanınmış siviller arasında Dr. Aleksandr Mc Grigor (Florence Nightingale’nin mesai arkadaşı) ve İstanbul’da bir süre görev yaptıktan sonra İstanbul Heybeliada’da yaşamını yitiren Sir Edward Barton bulunmaktadır. Barton ölümünden 257 yıl sonra kalıntıları adadaki mezarından alınarak buraya aktarılmıştır.
1898-1908 yılları arasında İstanbul'daki İngiliz Büyükelçisi Sir Nicholas O’Conor-Don da burada gömülmüş ve anısına mezarlık içinde bir şapel yaptırılmıştır. Kırım Savaşı ve dünya savaşları dışında birkaç asker de mezarlığın siviller bölümüne defnedilmiştir.
1868 tarihinde Osmanlı hizmetine giren ve 1881 yılında vezirlik ve müşirlik (büyük amiral) rütbesiyle donanma komutanlığına kadar yükselen Augustus Charles Hobart Hampten (Hobart Paşa), 1886 yılında tedavi için gittiği İtalya’da ölünce Türk topraklarında defnedilmesi vasiyeti üzerine Abdülhamid II tarafından cenazesi Necid vapuruyla İstanbul'a getirilmiş ve burada defnedilmiştir.
Arapça yazılı mezar taşları, I. Dünya Savaşı’nda İngiliz ordusunda savaşan Müslüman Hint askerlere aittir. “Gone but not forgotten” (Gitti ama unutulmadı), “He died for his country” (O, ülkesi için öldü), “His beatiful memory lives in our hearts” (Onun güzel anısı kalplerimizde yaşıyor)... Haç şeklindeki bazı taşlarda da “God is Love” (Tanrı sevgidir) yazıyor. İsimsiz taşlarda ise “One İndian Soldier” (Hintli bir asker) yazılıdır.
1939’da İngiliz hükümetini temsilen ticari ilişkilerden sorumlu olarak İstanbul Konsolosluğuna atanan ve Türk dilinin sadeleştirilmesi çalışmalarına da katılan Sir Denison Ross, Nisan 1940’da eşini kaybetmiş, beş ay kadar sonra kendisi de hayata veda etmiştir. Karı koca burada yatmaktadırlar.
Üzeri boş ve düz alanda toplu mezar şeklinde salgın hastalıklardan, esarette bulunanlardan ve İstanbul’un işgali sırasında çatışmalarda ölenlerden yaklaşık beş bin kişi yattığı belirtilmektedir. Mezarlık gayet bakımlı ve korumalıdır. Ocak ayında anma törenleri yapıldığı söylenmiştir.