SON DAKİKA
reklam
reklam

Aydos Tepe ve Kalesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2021, Çarşamba - 14:11   Okunma Sayısı:

Bizans’ın son dönemi

 

   1071 Malazgirt zaferiyle Türklerin Anadolu’ya girmesi ve yaklaşık dokuz yıl sonra 1080’de Selçuklu Komutan Kutalmışoğlu Süleyman komutasında İznik’i fethetmesi baş döndürücü bir gelişmedir. Zaferin 25 yıl sonrası 1096’da başlatılan I. Haçlı Seferi sırasında İznik yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. Süleyman Şah’ın oğlu I. Kılıçarslan, 1105’te kenti bir kez daha ele geçirmiş olsa da kentin elde bulundurulması uzun süreli olamamış ve Bizanslılar şehri geri almışlardır.

   Daha sonra 1203’te başlatılan IV. Haçlı Seferi sırasında Latinler, Konstantinopolis’i işgal, yağma ve tahrip ederek Latin Devleti’ni kurmuşlardır. Bizans İmparatoru, tacı ve tahtıyla birlikte İznik’e gelmiş ve 57 yıl burada saltanatını sürdürmüştür.

   Latin Devleti 1263’te sona erince Bizans İmparatoru tekrar Konstantinopolis’e dönmüştür. Bulgar, Arap ve Türk saldırıları karşısında Bizans’ın yaşadığı toprak kayıpları, yağma ve katiller acı tecrübelere mal olmuş, Bizans’ı tedirgin etmeye yetmiştir.

 

Bizans’ın doğu sınırları ve Aydos Tepe

 

   Yaklaşık iki yıla yakın süreden beri Aydos Kalesi’nde arkeololjik kazı yapan heyet, dış kaplama sistemini incelemeye aldığı ana burcun 12 ve 14’üncü yüzyıllarda eklendiğini, hatta 13’üncü yüzyılda kalede yeni imar faaliyeti başlatıldığını belirtmiş ve aynı burç üzerindeki izlerden burca üç dönem içinde eklenti yapıldığını açıklamıştır.

     Bu açıklamalardan yola çıkacak olursak Bizans yönetiminin, Konstantinopolis’i uzaktan savunmak ve doğu sınırlarını güçlü tutmak maksadıyla Karadeniz kıyısında Kefken, Şile, Riva, Ağva gözetleme kulelerini inşa ettirdiğini ve İzmit, Samandıra, Aydos (Keçikıran) Kalelerinde genişleme ve tahkimat yaptırdığını söyleyebiliriz. Yine Aydos Kalesi’nin 100 m. yukarısına doğru kare şeklindeki kalıntılara bakarak bir gözetleme kulesi inşa ettirildiğini de söylemek mümkündür.

 

Aydos Tepe ve Keçikıran Kalesi

 

   Aydos Tepe, İstanbul'un ve Pendik sınırları içinde en yüksek tepesi olup rakımı 537 m.dir. Zirvesinde manastır kalıntıları vardır. Aydos Tepe’nin kuzeydoğuya doğru 325 m rakımlı uzantısında Aydos (Keçikıran) Kalesi bulunmaktadır. Kalenin Marmara kıyılarına kuş uçuşu mesafesi 6,5-7 km.dir. Kuzeydoğu-güneybatı konumunda yerleştirilmiş olup oval bir forma sahiptir.

   Aydos Kalesi’nin altı kulesi ve batı tarafında iki gizli geçidi (giriş yeri) ayakta kalmıştır. İnşaat malzemesi olarak taşın ve kireç harcının kullanıldığı kale, 50X120 metrelik bir elips şeklindedir. Kalenin içinde 7.5X12 m. uzunluğunda bir sarnıç bulunması, Güney Anadolu’daki veya Toroslardaki Ermeni kaleleriyle benzerlik ve çağrışım yaratır.

 

Aydos Tepe’nin askeri açıdan değerlendirilmesi

 

Aydos Tepe’yi elinde bulunduran,

* Kocaeli Yarımadası’ndan İstanbul Boğazı’na giden yaklaşma yollarını kontrol etmek,

* Yarımada’nın orman, dere, kuyu, pınar ve diğer su kaynaklarını kontrol etmek,

* Marmara Denizi’nde yapılan lojistik nakliyatı ve Haçlı muharip deniz güçlerinin Bizans’a yapacağı takviye ve kuvvet desteğini takip etmek,

* Batı istikametinde yapılacak harekât için üs teşkil etmek,

* İstanbul - İzmit arasındaki tarihi sahil yolu dışında, Üsküdar - Samandıra - Mollafenari - İzmit yolunun uzunca bir bölümünü denetim ve gözetim altında bulundurabilmek gibi avantajlara sahip olur.  

 

Aydos Kalesi’nin ele geçirilmesi

 

   Bizans İmparatorluğunun sınırlarının daraldığı Geç Bizans Dönemi'nde doğu sınırındaki Aydos Kalesi son derece önemli bir konumdadır. 1326-1328 tarihlerinde, Osmanlılar bugünkü Kocaeli Yarımadası’nın büyük bir kısmını ele geçirmiştir. Osmanlı-Bizans sınırı Aydos-Pendik arasındaki hat üzerindir. Kale, yapıldığı dönemde Konstantinopolis'i doğuya bağlayan ve Kocaeli Yarımadası'nın içlerine giden bir güzergâh üzerindedir.

   Kale’nin kuzeyinde bulunan Sultanbeyli, Anadolu yönünde savaşa gidecek olan Bizans ordusunun toplanma ve konaklama bölgesidir. Arazinin bu özelliğinden fetihten sonra Osmanlı ordusu da istifade etmiştir.

   Hicri 728 (Miladi: 1328)’de Orhan Gazi, Abdurrahman Gazi ile Konur Alp'ten Aydos Kalesi’nin fethedilmesini ister. Kalenin yüksek yerde ve tahkimli olması muhasarayı zorlaştırır. Kuşatmanın başındaki komutan Abdurrahman Gazi, kuvvetlerini geri çekiyormuş gibi yaparak bölgeden uzaklaşır. Kaledekiler Osmanlı askerlerinin kaçtığını düşünürler. Gece tekrar dönen Abdurrahman Gazi tekfurun kızı tarafından içeri alınır. Kale kapılarının açılarak Osmanlı askerlerinin içeri girmesiyle kale ele geçirilir.

   Abdürrahman Gazi, fetihten sonra kaleye yerleşir. Üsküdar taraflarına akınlar düzenler. Ancak bir müddet sonra kale önemini kaybeder. Hoca Sadettin Efendi'nin Tâcü't-Tevarih adlı eserinde, 1337 yılında İzmit fethedilince Orhan Gazi’nin şehri çok beğendiğinden ve buraya yerleştiğinden ve artık ihtiyaç duyulmayan Aydos Kalesi’ni yıktırarak muhafızlarını İzmit'e çektiğinden söz edilir.

 

Değerlendirme

 

   Kazı grubunun yaptığı “Osmanlı Dönemine ait hemen hiç küçük buluntunun ele geçmemiş olması, Osmanlı tarihçilerinin yayınların da belirtildiği üzere, kalenin Osmanlılar tarafından alındıktan kısa bir süre sonra terk edildiğini doğrulamaktadır.”şeklindeki değerlendirmeyi kuvvetlendirecek iki tespitimi belirtmek isterim:

  1. Genellikle kalelerin yanında veya civarında türbe, yatır veya muharebede şehit düşenlerin mezarlarının bulunduğu bilinmektedir. Aydos Kalesi içinde veya civarında mezar(lar)a rastlanmamış olması, kalenin muhasarası sırasında ölümcül çatışma yaşanmadığını doğrulayan faktörlerden birisidir.
  2. Kaleler ele geçirildikten sonra içinde yerleşmek (mahalle) için bazı kapalı mekânlar yaratılmıştır. Hatta bu mekânlardan bazıları ibadet etmek amacıyla kıble yönüne de dikkat edilerek kalenin büyüklüğüne, asker sayısına göre cami, namazgâh veya mescide dönüştürülmüştür.

   Arkeolojik kazı çalışmaları henüz devam ettiği için ‘şimdilik kaydıyla’ “kalenin Osmanlılar tarafından alındıktan kısa bir süre sonra terk edildiğinin doğruluğu”na katıldığımı belirtmek istiyorum. “Mimarî özelliklerin ve küçük buluntuların, kaledeki yoğun kullanım evresinin 13 ve 14’üncü yüzyıllara tekabül ettiği de kazı heyetinin değerlendirmeleri arasında yerini almıştır.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam