SON DAKİKA
reklam
reklam

Kırıntı bilgiler arasında

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Ocak 2022, Cuma - 23:23   Okunma Sayısı:

Arizalar

1870’lerin başından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Alman uzmanlar, Mezopotamya Vahası’nda petrol incelemeleri yapmış ve raporlarını kendi hükümetlerine göndermişlerdir. Bağdat Valisi Mithat Paşa, bu aramalar için zemin de hazırlamıştır.

 

**Bugün petrol çıkarılan bölgelere –Bükreş, Kırım, Bakü, Musul- Evliya Çelebi’nin 1647-1666 yılları arasında ziyaret ettiğini ünlü “Seyahatname”sinden öğreniyoruz.

 

**Batılılaşma-yenileşme hareketi dediğimiz Tanzimat 1839’da ilan edilmiş ve bu tarihten itibaren Reşit Paşa, Ali Paşa ve Keçecizade Fuat Paşalar öne çıkmışlardır. Fuat Paşa, siyasi “Vasiyetname”sinde Sultan Abdülaziz’e,

 

“… Avrupa’da söz sahibi olarak yaşayabilmemiz için gereken şey, seleflerimizin düzeyini tutturmak ya da onlarla yarışmaktır… İhmaller yüzünden mahvolma felâketinden kurtulabilmemiz için İngiltere kadar paraya, Fransa kadar bilime ve Rusya kadar askere sahip olmalıyız…” şeklinde arizasını sunmuştur. Âli Paşa’ya göre ise,

 

“… Başarısızlığın asıl sorumlusu devletteki kifayetsiz muhterislerdir. Aşırı derecede bilgisiz olan bu adamlar, göreve atanınca idare ettikleri kişilerin sırtından geçinenlerdir. İstemeye istemeye bu tür kimseleri müdür, kaymakam, mutasarrıf tayin ettik…” demiştir. Tarih tekerrürden ibarettir, dedikleri bu olsa gerek herhalde?

 

***                      ***                   ***

 

“Tenevvü-ü et’imeden (yemeklerin çeşitliliğinden) gelen sun’i bir iştiha-yı kâzibe (yalancı iştah) hem yedirir, hem hazımsızlığa sebebiyet verir, hem de hasta eder” Bu söz yemekle ilgili olabileceği gibi birbiriyle uyumsuz içkiyle, uygunsuz giysiyle ve fikir üretemeyen boş kafaların gereksiz bilgileri öğrenmeye çalışmasıyla da ilgilidir.

Bizlerin gençlik yıllarında sağ-sol çatışmaları vardı. Marksizm ve Kapitalizm, adeta emperyalizmin kazanında kaynatılıyor, “Kavgam”ın gösterdiği istikamette Türk gençliğine sunuluyordu. Nice gencimiz hayatını kaybetti, niceleri hapislere düştü. Yani “iştiha-yı kâzibe” (yalancı iştah yaratılarak ülke kardeş kavgasına sürüklenmeye çalışıldı.

Bu durum geçmişimizden bir örnektir. Günümüzde çeşitli dini inançlar arasında serbest dolaşıma giren gençlerimiz görülmektedir. İnançsızlıklara ve farklı mezhep ve tarikatlere yönelmeler baş göstermektedir. Dilerim bu vatanın çocukları gelecekte böylesi durumlara düşmezler. Vatanımız dirlik ve düzenlik içinde sonsuza kadar varlığını sürdürür.   

 

***                      ***                   ***

 

Unutmayalım: Faşist geçmişinden dolayı savaş suçlusu olduğu tespit edilince ABD’ye girmesi yasaklanan eski BM Gensek Kurt Waldheim’a Papa II. Jean Paul tarafından Vatikan adına şövalye nişanı verilmişti.

Avrupa’nın yüksek adaleti Sırbistan’ın kasabını (!) yargılamayı bilmiştir, ama Kafkas halklarını Asya’nın kuzeyine ve steplere sürenlere tek laf edememiş ve kınayamamıştır da… Waldheim’a şövalye nişanı verilmesini de normal bir olay olarak görmüştür.

 

***                      ***                   ***

 

Ömer Hayyam’dan

Ehil olana feda olsun halden anlayana

Ayağına baş koysam yeridir yüz sürsem dudağına

Cehennem nedir gerçekten bilmek ister misin?

Ehil olmayanla sohbet demektir Cehennem dünyada!

 

***                      ***                   ***

Ayyaştan

Rivayettir anlatılır: Ramazan günü ayyaşın biri tramvaya biner. Her zamanki gibi zil zurna sarhoş olup ağzı da kokar. Binince vatmana sorar:

    ---Aksaray’a mı?

    ---Hayır.

Ayyaş tramvaydan iner diğer istikametten gelen tramvaya biner. Doğru yere gidip gitmediğini yanındakine sorar;

    ---Aksaray’a mı?     Vatman, ağzı burnu kokan adama,

    ---Hayır cehenneme! diye cevap verir. Ayyaş bunun üzerine,

    ---Eyvah yine yanlış bindik galiba, der ve iner.

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam