SON DAKİKA
reklam
reklam

Güney gezisi (Antakya)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Ocak 2022, Salı - 21:50   Okunma Sayısı:

Güney illerimizden Hatay-İskenderun’da görev yapmıştım. Dinlerin buluştuğu, mabetlerin uhrevî havayla dolduğu bu güzel ilimize bazı emekli arkadaşlarım yerleşmişlerdi. Hem bölgeyi yıllar sonra gezmek hem de ziyaretlerde bulunmak maksadıyla yola çıkmıştık.

 

İskenderun’dan bir anı

1984 yılında atandığım bu ilçede üç yıl görev yapmıştım. Yarıkkaya fırtınası, nemli ve bol yağmurlu havası aklımızda ilk kalan özellikler olmuş. Demir çelik tesislerinde Rus mühendisler vardı. Kıbrıs dönüşünde satın aldığım kısa mesafe alıcı telefon aşırı şimşek ve gök gürültüleri arasında arızalanmıştı.

İlçedeki radyoculardan elektronik tamircilerine kadar gösterdiğim halde tamiri mümkün olmayınca Rus mühendislerden yardım istemiştim. Onlar da işin içinden çıkamayınca izine geldiğim İstanbul’da tamir ettirebilmiştim. Hey gözünü sevdiğim ülkem, nelere kadirsin!

 

Belen Boğazı’na çıkış

İskenderun’dan Hatay’a yöneliyoruz. Önümüzde Belen Boğazı var. Belen, çam ormanlarıyla kaplanmış yükseltiler üzerinde ve 500 metre rakımdadır. Nur Dağları üzerinde bulunan Boğaz, İskenderun çıkışından yaklaşık 5 km ileride Kıcı köyünden sonradır. Burada rakım 740 metre yüksekliktedir. Bir çay bahçesinde dinlenip oksijen depolaması yaptıktan sonra Bakras köyüne yöneldik.

 

Bakras Kalesi

Bakras köyünün yolu, Antakya-İskenderun karayolunun 27’nci km’sinden başlıyordu. Buradan 4 km kadar batıya saparak Ötençay köyünde sarp tepe üzerindeki Bakras Kalesi’ne geldik. Strabon’un bu kaleden bahsettiğine bakılırsa, tarihi çok eski olmalıdır. Kale, önce Belen Geçidi’nin emniyeti için yapılmış olmasına rağmen Antakya kurulduktan sonra Selevkos başkentini koruma gayesine hizmet etmiş.

Haçlılar döneminde de Antakya Prensliği'nin kuzeyde en önemli noktasını teşkil etmiş, bir kaç defa el değiştirdikten sonra Tapınak Şövalyeleri’nin eline geçmiş. Kale 1268 yılında Baybars tarafından kuşatılarak zapt edilmiş.

Bir kaç katlı ve bir alay askeri barındıracak büyüklükte olan kale, günümüzde harap olmaya yüz tutmuş olmakla birlikte birçok mekânı da sağlam kalmıştır.

Köyden çıktık ve Topboğazı mevkiine yöneldik. Burası Nur Dağları’nın düzlüğe veya Reyhanlı (Amik) Ovası’na kavuştuğu yerdir. Güneye inen yol Antakya’ya bağlanıyor. Biz Kırıkhan istikametine girdik. Karasu Köprüsü üzerinden Yalangoz köyüne geldik.

Haçlı Devletlerinin tarihi incelendiğinde Selâhaddin-i Eyyubî,  Kudüs Seferi öncesi stratejik öneme sahip yerler olarak gördüğü İskenderun Körfezi, Belen Boğazı ve Bakras Kalesi’nde tedbirler almıştır.

Haçlılar, 1097 yılında Antakya’ya sadece dokuz km uzaklıktaki Asi Nehri üzerinde bulunan Demir Köprü’ye yaklaşmıştı. Selâhaddin, Kale ile Antakya arasında geniş tedbirler almıştır. Bakras Kalesi yüksekte olduğu için mancınık atışları sonuç vermiyordu. Bu kale etrafında güçlü muharebeler olmuştur.

 

Yalangoz köyünde

Köye girişte devre arkadaşlarımız can kardeşlerimiz bizi karşıladı. Diyarbakır’daki görev yıllarımız birlikte geçmişti. Milli hisleri çok yüksek, dürüstlük abidesi ve insan sevgisiyle dopdolu sevgili Uğur ve Suna gözyaşlarına hâkim olamadılar. Bakmayın öyle asker emeklisi olduklarına falan. Gözleri suludur ikisinin de…

Öyle ya, bir daha görüşmek nasip olabilir miydi acaba şu yalan dünyada? 1987-1990 arasındaki çatışmalı yılların hengâmeli gece uçuşlarından tanırım Uğur’u… O bir kahramandır. Kısa bir dinlenmeden sonra evlerine gittik. Bize gece kalmamız için bir oda verdiler. Geç saatlere kadar oturduk. Dereden tepeden derken memleketin çatışmalı yıllarına gittik.

Bugünkü durumla karşılaştırma yaptık. Sabah erken kalktık. Eski alışkanlığımız olsa gerek eşlerimiz yürüyüşe biz de koşuya çıktık. Öğleyin mangal sefası için Uğur yanımızdan ayrıldı. Bu işte üstüne yoktur hani…

 

Sofrada

Yer yaygısı üzerine konan sofraya bağdaş kurarak oturduk. Sacta yapılan içi ıspanaklı gözlemenin bitmesini dört gözle beklerken testide buz gibi ayran getirdiler. Bu işleri çocuklar yapıyordu. Hepsine bayram harçlığı vermiştik….

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam