Latin yerleşme sistemi
Roma dünyasında, “Latin yerleşmeler sistemi, fethin ardı sıra yapılan askeri yollar ağına bağlıydı. Adları, onların yapılmasını buyuran insanların anısını koruyan bu büyük yollar, işlev bakımından önceleri stratejiktiler, ama genel olarak ulaşımı kolaylaştırma ve İtalya’nın çeşitli bölgeleri arasında başka ilişki biçimlerini düzeltmede ikinci etkileri oldu. Bunun kaçınılmaz sonucu Roma düşünce ve uygulamalarının daha da yayılmasıydı.”[i]
*** *** ***
15 Ocak 1902… Büyük şair Nazım Hikmet’in doğum tarihi
Konuyla ilgili yazı yazdım, aynı günde yayımlanmak üzere. O, kaybettiğimiz büyük değerlerdendir. Anıt eseri “Memleketimden İnsan Manzaraları”dır. İki satırla bugün de anmış olalım büyük üstadı: (2. Kitap, s: 127)
… Hasan Şevket’in dostu anlatıyordu:
Ben Allah diyorum,
siz tabiat deyiniz.
bir müntekim
bir manevi kuvvet var, beyim.
Ah ü enin ile kuruldu Avrupa
ah ü enin ile yıkılıyor
harcı göz yaşıyla yuğrulan yapıdan
hayır gelmez
Zalim babanın evladı çeker.
*** *** ***
İlk nişanı III. Selim verdi
Tarihimizdeki ilk nişan verme geleneği III. Selim’le başladı. 1801 yılında verilen bu ilk nişan İskenderiye Savaşlarında başarı göstermiş olan Ahmet Kaptan’a ve İngiliz deniz subayı Hakenson’a verilmiştir. Hilâl Nişanı olarak adlandırılan bu nişan, devlet tarafından bir kişi ya da kişilerin onuruna ya da unutulmayacak bir olayın anısına veriliyordu. Madalyadan çok sonra uygulamaya konulmuştur.
Nişan boyuna ya da sol göğüs üzerine takılırdı. Her nişanın bir özel adı vardı ve beratıyla (bir çeşit hak ediş ve kullanma belgesi) verilirdi. Nişanlar daha sonraları özel kişilerin dışında tümen, alay, gemi ve kurum gibi tüzel kişilere de verilmiştir.
Osmanlı padişahları yabancılara nişan verir, fakat kabul etmezlerdi. Yabancılardan ilk defa nişan alan Osmanlı padişah Abdülmecit’tir. Fransızların verdiği Lejyon Donör nişanını dostluk ilişkileri nedeniyle almıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra nişanların ve madalyaların kullanılması adetleri kaldırıldı. Yalnız savaş madalyaları bu kuralın dışında tutuldu. Osmanlılar zamanında verilen nişanlar şunlardır:
*1801 Hilâl nişanı (Çoğunlukla yabancılara verilmiştir. III. Selim tarafından değişik tarihlerde
sekiz kişiye verilmiş, bir nişan da IV. Mustafa tarafından Sebastiani de la Porto’ya 1807
yılında verilmiştir.
*1831 Nişan-ı İftihar,
*1832 Tasvir-i Hümayun,
*1839-1861 arasında Nişan-ı İftiharlar (Murassa, Nişan-ı İmtiyaz, Mecidi Nişanı)
*1861 Nişan-ı Âli İmtiyaz,
*1892 Hanedan-ı Âli Osman nişanı,
*1910 Meziyet Nişanı
*1916 Meclis-i Mebusan azalarına mahsus nişan
Bir özellik
Tasvir-i Hümayun Nişanı, II. Mahmut döneminde 1832 yılından itibaren verilmeye başlanmıştır. Bir şeref nişanıdır. Bu nişan ilk olarak Sırp Prens Miloš Obrenović’e tevcih edilmiştir.
Nişan, Osmanlı hükümdarının bir portresi ile mücevher madalyon ile bezenmiştir. Böyle bir portre İslam dinince kabul görmeyince sadece gayri Müslimlere verilmiştir. Nişanın tasarımında II. Mahmud devrinde Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan ıslahatlardan bir etkilenme görülmektedir.
Balkan hükümdarları, Osmanlı hükümdarına bağlılık ve sadakatlerini göstermek amacıyla nişanı sol taraflarına takarlarmış. Bu ülkeler, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra bu nişanı takmamışlardır.
[i] Dünya Kültürü, Yayına hazırlayan Vedat Çorlu, Kabalcı Yayınevi, İstanbul-1996, s: 9,10