18 Ocak 2022… Soğuk bir kış günü…
Kara Harp Okulu’ndan sınıf arkadaşım Mehmet Parlak ile Karaköy’de buluşup yemek yiyeceğiz. Mehmet ile aynı mahalle kültüründe yetişmediysek de Harp Okulu gibi önemli bir eğitim ocağında yetişmiş olmamız bizi kardeş olarak, silah arkadaşı olarak birbirimize bağlamıştır. Emekli olana kadar iki kez görüşebildik, ama emeklilik dönemimizde birçok kez biraraya geldik. Tenis müsabakalarında, bowlingde, futbol maçlarında oynadık; resmi ve özel yemeklerde buluştuk, törenlere katıldık.
Her buluşmada ileriye dönük planlar yaptık, hayaller kurduk. Bazen görev yaptığımız yerlerde isim bırakacak eserler yapamadığımız için hayıflandık. Şekspir bir sözünde “Önce hayaller ölür, sonra insanlar” demiş. Mark Twain ise düşündüklerini, “Hayallerinizi kovmayınız; çünkü onlar gittiler mi belki siz kalırsınız, ama yaşamıyorsunuz demektir” şeklinde belirtmiş. Yahya Kemal, “Deniz Türküsü” şiirinin son dörtlüğünde,
Çıktığın yolda bugün yelken açıp yapayalnız
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar
İnsan bu âlemde hayal ettiği nispette yaşar.
diyerek hayal kurmayı adeta yaşamın bir parçası olarak kabul etmiştir. Bizim de hayal kurmamız hiç bitmedi. Bu yoldan vaz geçmeyi düşünmedik, düşünmüyoruz da... Aslında sanatın varlık nedenidir olan tahayyül, sevgili Mehmet’te ete kemiğe büründü, ama benim hayallerim henüz gerçekleşmedi.
Biz konumuza dönelim
Mehmet Parlak, başarılı bir subaydı. Ticarete atılmak düşüncesiyle emekliliğini istemiş ve çoğumuzu şaşırtmıştı. Evet, ticarete atılmıştı, ama 15 yıl kadar sonra başarıyı yakalayabilmişti.
Buluştuğumuzun bir önceki günü dördüncü Covid aşısını olduğumu söyleyince güldü.
---Hatırlıyor musun, çocukluk yıllarımızdaki iğneleri? Her birisi çivi gibiydi. Diş çektirmek bir yana, uyuşturucu iğnenin yapılması bile acının en büyüğüydü. Bu yüzden de kocakarı ilâçları hepimiz için tercih sebebi oluyordu…
Hoşbeş sohbetimiz biraz uzayınca Mehmet’e, ticaret hayatının nasıl gittiğini, istediği noktaya gelip gelemediğini sordum:
Anlatırken yaşadıklarını yeniden yaşıyor
---Cengiz, Diyojen’e sormuşlar, zalim Denys dostlarını nasıl kullanır, diye… "Dolu iken alınıp, boşalınca atılan şişeler gibi," demiş. Ticarette doğru adam bulmak zordur. Randevu veren zamanında gelmez, ödemelere daima bir kulp takılır, insanı mevzuatın dışına çekmek isteyenler hiç bitmez. Yetişme tarzımız itibariyle bu kavram ve eylemler bize uygun değildir.
Güçlü olduğun sürece itibarın çok olur. Eğer kendini yedek kulübesinde görmeye başlarsan bil ki, gücünde zayıflama başlamıştır. Dostların azalır, seninle sohbeti zevk bilenler, borç isteyecek diye yanına gelmez olurlar…
Ticarette doğru adım atmak da önemlidir. Enginleri görebilmek için zirveye tırmanmayı göze almıştım. Bu tırmanışın özellikle ilk birkaç yılı oldukça sıkıntılı geçmişti. Gecelerim gündüzlerime karışmış, uyku düzenim bozulmuştu. Askerliğin verdiği direnç ve çalışma hırsıyla hedefe gidebilmem için ara hedefler ve bunları destekleyecek yeterli mali porteler belirlemiştim. Bunlar şimdi geride kalmış ve ben başarmıştım artık… Benim için ne büyük mutluluk!
Aslında ortaya çıkan geçici bir simetridir. Düzen değişmiş, onun yerini yeni bir düzen almıştır. Tabii ki, getirdikleri ve kazandırdıkları olabileceği gibi götürdükleri de olacaktır. Kazandırdıklarının başında tecrübe geliyorsa, götürdüklerinin başında da yıllarım olmuştur.
Özel uğraşılar
---Pandemi süreci bizleri birbirimizden uzaklaştırdı. Maçlar, karşılaşmalar, yemeklerde buluşmalar hep aksadı. Mehmet, ticari faaliyetlerinin dışında özel uğraşıların var mı?
---Ahşap işleriyle (tablo çerçevesi, yakı, mekanik akşamların ahşapla bütünleşmesi, çizimler) çok uğraşıyorum. Yani ince işler diyelim. Özel aletlerle dolu bir çantam var. Bunlardan uzak kaldığım zamanlar kendimi ileri derecede kitap okumaya veriyorum. Televizyon kanallarında belgeselleri izliyorum. Son zamanlarda Rusya ve Ukrayna arasındaki huzursuzluğun Türkiye’nin dış ticaretini nasıl etkileyeceğini, ne gibi yansımaları olacağını düşünüyorum.
---Dış ülkelere gidiyor musun?
---Ticari bağlantılarım nedeniyle elbette yurt dışına gidiyorum. Özellikle kışın yaz mevsimini yaşamak ve plajlarda geçirmek için Tayland, Sri Lanka ve Brezilya’yı tercih ediyorum. Bunların dışında değişik ülkelere de kısa seyahatlerim oluyor.
---Kapanışa geliyoruz Mehmet. Bir slogan cümle ile bitirelim mi?
---Francisco de Goya “Aklın uykusu ucubeler üretir” demiştir. Aklımızı her zaman ülkemiz ve insanımız için çalıştırmalı, başkalarına kiraya vermemeliyiz. Bugünkü yemek ve sohbet için de çok teşekkür ederim.