SON DAKİKA
reklam
reklam

Tasarruf ve israf

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Şubat 2022, Pazartesi - 11:30   Okunma Sayısı:

Televizyondan izliyorum, elektrikli ev aletlerinin kullanımında nelere dikkat edersek daha az ödeme yaparız, diye yetkin bir kişi anlatıyor. Diş fırçalama sırasında suyun az akıtılması, tencere kapağının kapalı tutulması, evde ısı kaybının önlenmesi ve diğer birçok konuda tasarruf edebileceğimizi anlatıyor.

 

Savaş yılları

 

Ben doğduğum yıllarda II. Dünya Savaşı biteli 10 yıl olmuştu. Evet, Türkiye bu savaşa girmemişti, ama seferber olma hazırlıklarını da göz aradı etmemişti. 1.200.000 kişilik genç nesli silahaltına almak suretiyle üretimden uzaklaştırmıştı.

 

Osmanlı Devleti’nin Balkan ve I. Dünya Savaşlarında yetişmiş ve İstiklal Harbi’ne katılmış İsmet Paşa gibi seçkin bir devlet adamı, her ihtimali göz önüne alarak Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na sokmamıştır. Babamın, “Vesika ile un verildi,  vesika ile şeker verildi” ibareli nüfus kâğıdını hâlâ saklarım. Benim için çok değerli, çok anlamlıdır.

 

Bir hatıra

 

Dolayısıyla babamın kuşağında olanların tamamı ile benim yaşıtımda olanların büyük bölümü tasarruf anlayışının ne olduğunu bilir. Korgenerallikten emekli komutanımla 10 yıl kadar önce bir gün tenis oynuyorduk. Set arasında bana, emeklilikte çalışıp çalışmadığımı sormuş, ben de çalıştığımı söylemiştim. Şunları anlatmıştı:

 

“Biz askerler parayı çok dikkatli harcarız. Şuraya şu kalemden şu kadar, buraya bu kadar ödenecek. Bunu kuruşuna kadar doğru hesaplar ve öderiz. Bizlere para harcamayı ve ödemeyi öğrettiler de para kazanmayı öğretmediler. Bu nedenle askerler para kazanamaz…”

Sözün doğruluğunu ben çalıştığım sürece de gördüm.

 

Neden israf dile getirilmez?

 

Benim de bu sözün devamı olabilecek bir konuyu belirtmem gerekiyor. Askeri liseden itibaren tasarruf tedbirlerine uymakla yetiştirildik. Askerlik yapanlar , “Lüzumsuz ise söndür!” uyarı yazılarını hatırlarlar.

 

Emekli askerlerin aileleri de tasarruf bilinciyle hayatlarını sürdürmüşler, halen de sürdürmektedirler. Tasarruf tedbirlerine milletçe alışığız. Eksik olan tarafımız, bizlere israfın öğretilmemiş, anlatılmamış olmasıdır.

 

Güvenme varlığa düşersin darlığa

 

Türkiye’de her hükümet vatandaşlara “kemer sıkma politikası” uygulamıştır. Bu uygulama hiçbir zaman sona ermeyecektir. Türkiye’de devlet sektörü başta olmak üzere özel sektör ve bireysel kuruluşlarda israftan söz etmek mümkündür.  

 

İsraf, gerek duyulandan fazla veya ihtiyacın üzerinde harcama yapmak, sarf etmek, kullanmak, yakmak demektir. Hafta sonlarında kamu veya özel şirket araçlarıyla sefa yapmak, resmî plakalı aracın yerine sivil plakalı araç kullanmak, tahsisli konutların mefruşatını sık sık değiştirmek, katılımcısı çok olan gereksiz yemekler vermek, aydınlatma sistemlerinde düzenleme yapmamak…

 

Sözlerde israf

Sözün de israfı olduğunu unutmamak gerekir. “Boğaz dokuz boğumludur” sözü de buna işaret eder. Boşboğazlık, heyecanlı olmak, gaza gelmek, fevri hareket etmek gibi edimler bizi israfa yöneltir, telâfisi güç durumlara düşürebilir.

 

“Parana şefkat eyle, malına acı, ağzına gelen her sözü söyleme

Ayıptan, borçtan, tükürdüğünü yalamaktan kurtulasın”

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam