Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzanî, bölgenin bağımsızlığını referanduma götürmekte israr ediyor. Söyleyene değil söyletene bakmak lâzım!
Bu konuyu daha önce ele almış ve Irak Anayasası’nın ilgili maddelerinin referanduma cevaz vermediğini, merkezi yönetimin ise daha ilk dakikada karşı çıktığını ayrıntılı şekilde incelemiş ve yazmıştım. Ancak konunun menfaat uman müdavim ve müdahili çoktur. Bunların hırs, arzu ve emelleri hiç bitmez. Mesut Barzanî de bunlardan birisidir. 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu için sabırsızlığını ortaya koymaktadır.
1992 öncesi hazırlanan
Bölgesel Kürt Anayasası
İsterseniz kısaca hatırlayalım: Irak’ta uygulanan 1992 Anayasası, 2004’te başlatılan yeni anayasa çalışmaları, hazırlanan Geçici Anayasa ile yürürlükten kaldırılmış ve 15 Ekim 2005 tarihinde yapılan referandumla yürürlüğe konulmuştur. Anayasa Md: 1’e göre Irak’ın yönetim şekli cumhuriyettir. Parlamenter demokrasiyle yönetilen federal bir devlettir. (Md. 11).
Bu çerçevede anayasa, 1992 tarihli Kürt Bölgesi ve anayasasını da Md: 113/1 ile meşrulaştırmıştır. Anayasada öngörülen federalizm, asimetrik federalizm olarak nitelendirilmiştir. Anayasa, Kürtlere kendi anayasalarına ve bölgelerine sahip olma haklarını tanımıştır.
Kürt Bölgesi Anayasasına göre bu bölgenin halkı, Kürt, Türkmen, Asurî, Keldanî ve Arap ulusal azınlıklardan oluşmaktadır. Buna rağmen Kürtler, nüfusları ile orantılı olmayan bir şekilde bütün Irak’ta (sadece Kürt bölgesinde değil) Arapçanın yanında Kürtçeyi de resmî dil olarak kabul ettirmişlerdir.
Federal devlete tanınanlar
Federal devlet, kendi içyapısı itibariyle federe birimlerinin coğrafî, ekonomik ve diğer faktörlere bağlı olarak farklı yetkilerine ve farklı statülerine izin verip varlıklarını kabul etmiştir. Barzanî, Kürt Bölgesel Anayasası’na atıflar yaparak bugün bile birtakım haklardan bahsetmektedir.
Oysa bölge yönetiminin anayasası, 1992 yılında kabul edilen anayasadan önce kabul edilmiş ve Kerkük’ün statüsünü tartışmaya açık bırakarak sürecin 2007 yılı sonunda tamamlanacağını kararlaştırmıştır. Dolayısıyla Bölgesel Kürt Yönetimi Anayasası’nda var olan bazı hükümlerin yeni yapılan 2005 Anayasası’na aykırı olmasının mümkün görülmediği değerlendirilmiştir.
Petrol kaynaklarının bütün Irak’a ait olduğu ilke olarak anayasada belirtilmekle birlikte, gerek uygulamaya dönük maddeler gerekse mevcut ve potansiyel kaynaklar hakkındaki muğlâk ifadeler, ciddi soru işaretlerine sebep olmuştur.
Irak’ın geleceği konusunda
Liderliğini Barzani’nin yaptığı kuzeydeki Kürt Bölgesel Yönetimi, kendi anayasa taslağını hazırlamıştır. Taslak Md: 2’de,
“Kürdistan Bölgesi, 1970 öncesindeki sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye ve Erbil vilâyetlerinden, Duhok vilâyetinden ve yanı sıra Aqra, Şeikhan (Şexan), Sincar bölgelerinden, Ninova vilâyetindeki Zimar alt bölgesinden, Diyala vilâyetindeki Xanıqın ve Mandalı bölgelerinden ve El-Wasit vilâyetindeki Badra bölgesinden oluşur.” ibaresiyle Kürt Yönetimi’nin sınırlarını yeniden çizmiştir. Kürt bölgesinin gelirleri Md: 70’te şöyle belirtilir:
“Kürdistan Bölgesi’nin doğal kaynak, özellikle de petrol gelirlerinden aldığı pay, petrol ürünlerinin ülke içinde ve dışında satılmasından elde edilen gelirlerden, Irak Federe Cumhuriyeti’ne verilen hibe, yardım, yurtdışı krediden, bölgenin nüfusunun Irak’ın toplam nüfusuna oranı ölçüsünde alınan pay.
Barzanî; ABD, Irak merkezi yönetimi ve Türkiye arasında taraf tutmak veya karşı durmak şeklindeki seçeneklerle uğraşmakta, merkezi hükümete karşı zaman zaman Türkiye’nin yanında yer almaktadır. Son zamanlardaki çıkışları nedeniyle Türkiye tarafından sürekli uyarılara maruz kalmıştır. Belli ki ABD’den yüz bulmuş ve onun kışkırtmalarıyla konuşmuştur.
Barzanî’nin demeçlerinden
Tartışılan bölgelerde de referandumun yapılacağını hatırlatan Barzani, “Kerkük halkı ne karar verirse versin, herkesin karara saygı duyması gerekiyor” demek suretiyle çevre ülke liderlerine de göndermeler yapsa da “Öncelikli amacımız diyalog ve barışçıl yoldan halkımızın amacını yerine getirmektir” ifadelerini kullanarak çekince de yaratıyor.
Bağdat merkezi hükümetini mezhepçilikle suçlayan Barzani, “Bağdat’ın, Kürdistan Bölgesi’nin yetkilerinin artırmamak için anayasaya hiçbir zaman uymadığını” söyleyerek kendisine meşruiyet alanı açmaya çalışıyor.
“14 yıldır bu konu hakkında görüşmek istediğimizi dile getirdiğimizde bize, ‘Doğru zaman ve kabul edilir değil' denildi. Soruyorum; doğru zaman ne zamandır?” diyen Mesud Barzani, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürdistan halkının bu talebine karşı olacak kimsenin olduğunu düşünmüyorum. Kaderimizi tayin etme zamanıdır. Kırılmaya yönelik bazı girişimler olabilir ancak var gücümüzle bunlara karşı koyarak, bunu başaracağız.”
IŞİD terörü sona ermeyecek
IŞİD sonrası dönemle ilgili uyarılarda bulunan Barzani, “Musul'da barışçıl siyasi bir çözüm olmadan başarı sağlanamaz. Siyasi planlar olmazsa, durum tersine dönecektir. Musul’un içinde bulunduğu şartlar ve sonrası için derin endişe duyuyorum.
Musul’un IŞİD’den kurtarılmasıyla IŞİD son bulmayacaktır. IŞİD’in kente enjekte ettiği fikirler değişmeyecektir. Bölgenin geleceğine yönelik derin kaygılarım var ve umarım yanılırım.”
Yazının devamında Barzanî’nin söz ve eylemlerine karşı Türkiye ve İran’ın tavırları değerlendirilecektir.
(Devam edecek)