Zamanım elverdikçe Sahaflar Çarşısı’nda eski kitap ve resimlere bakmak bir tutkudur benim için. Bazen bir resme bakarken bir kitap okumuş gibi oluyorum. Müzelerdeki objelerin yüz hatları, açıklama yazıları da ilginçtir. Sergi salonları, video konferansla yapılan tanıtımlar geçmişle günümüzü karşılaştırma olanağı veriyor. SALT Araştırma koleksiyonlarından derlenen sunumlarda içerik çeşitliliğine dikkati çekmek, yeni araştırmalara yöneltmek ve heyecan yaratmak amaçlanır.
Arşiv
Arşiv ise, nitelikli sorulara dair tutarlı ve güvenilir cevaplar barındırabilmesi bakımından akademik üretimin köşe taşlarındandır. Akademik olmayan merak duygusu da bir araştırma ve öğrenme sürecini başlatabilir.
Arşivi kamuya açmanın temel amacı da budur. Uzmanın kural ve biçimlerle kapalı tuttuğu düzenlerin dışındaki bir ortamda merakla gelişen sorgulama ve yorumlamalar teşvik edilir. Arşivi çeşitli yöntemlerle inceleme imkânı tanıyan programlar, milyonlarca belgeye ulaşma imkânı sağlamaktadır.
Azapkapı-Yağkapanı arası
Azapkapı ile Yağkapanı arasında yer alan Kürkçükapı iskelesi ve Yelkenciler Hanı… Yakın çevrelerinde işi gücü olmayanlar hariç, İstanbullunun hafızasında pek yeri olmayan bu yapıların yazılı kaynaklarda da bahsi neredeyse hiç geçmez. Ta ki, İhsan Oktay Anar “Puslu Kıtalar Atlası”nda (İletişim-1995) Uzun İhsan Efendi ile oğlu Bünyamin’i 1681 yılı (H: 1092) kışında bir sabah, kapısı Arap İhsan tarafından yumruklanan han civarındaki o ahşap evde oturtana kadar…
Kürkçükapı iskelesine dair Kasım 1726 tarihli bir hüküm vardır ki, İstanbul Kadı Sicilleri’nin 21’inci cildinden öğrendiğimize göre o vakitte Eminönü’ndeki at kayıkçılarının yolcu taşımaları ve bu iskelede gecelemeleri yasak edilir.
Kayda göre söz konusu kayıklar sırayla yük ve yolcu alır. Saray ahırlarına ait iki kayıktan sorumlu Mehmet Reis, yalnızca yolcu taşımaya karar verir. Üstüne üstlük saraydaki nüfuzuna güvenerek diğerlerinin işine de mani olur.
Eminönü yerine Kürkçükapı iskelesinde gecelemeye başlayan kayıkçılar, Mehmet Reis’in emrindeki dalavereciler tarafından rahatsız edilince mesele kadıya taşınır. Kadının hükmünün ne denli yerine getirildiğini ve şikâyetlerinin ardından mağdur kayıkçıların akıbetini ise maalesef bilmiyoruz.
Arşiv kayıtlarından
Bu sergiyi gezdikten sonra bir araştırma da ben yaptım. Kürkçükapısı’nın adının geçtiği bazı bilgileri ortaya çıkarabildim. İşte bunlardan bazıları:
1.Kireçkapısı’nda ve Kürkçükapısı’nda aralarında meydana gelen kavga dolayısıyla mağaza sahibi Düzoğlu Mihran Bey ile oğlu Serkiz Bey’in uyarıldığı, hamallar arasında olayı başlatanların memleketlerine gönderilmesi,[i]
2.Kürkçükapı İskelesi Gümrük Muhafaza Memuru Hüseyin Efendi’nin tahlisiye madalyasıyla taltif edilmesi,[ii]
3.Azapkapısı ile Kürkçükapı arasında Kalafat meydanındaki kalafatçıların gediklerine mutasarrıf oldukları arsaları mülk sahiplerinin kerestecilere kiraya vermelerinin yasaklanması için tedbir alınması,[iii]
4.Aziziye ve Kürkçükapı karakolhanelerinin bir an evvel ikmal edilmesi, (1322Ra-057)[iv]
5.Kürkçükapı Orman Memuru Sadeddin Efendi’nin lüzum-ı muhakemesi, (İstanbul 1)[v]
6.Kasımpaşa ve Kürkçükapı sabık Orman Memuru Nuri Efendi’nin lüzum-ı muhakemesi. (İstanbul 1)[vi] istenmiştir.
Kaynaklar
[i] Başbakanlık Osmanlı Arşivi H 25.12.1306 Dosya: 41, Gömlek: 1650, Fon: DH.MKT
[ii] BOA H 18.10.1308, Dosya:101, Gömlek: 1836, Fon: “
[iii] BOA H 16.03.1319, Dosya: 58, Gömlek: 2505, Fon: “
[iv] BOA H 16.03.1322, Dosya: 55, Gömlek: 117, Fon: İ. HUS
[v] BOA H 03.08.1333, Dosya: 7, Gömlek: 2384, Fon: ŞD
[vi] BOA H 25.12.1333, Dosya: 18, Gömlek: 2384, Fon: ŞD