Diyojen, gök âleminden söz eden bir adama: "Gökten ne zaman geldin?" diye sormuş. Böylece görülebilen ve mevcut şeylerden söz edilebileceğini, bunun dışında hiçbir hakikatten bahsedilemeyeceğini kanıtlamak istemiş.
* * *
Kendisinin vaktiyle kalpazanlıkla uğraştığını hatırlatanlara: “Evet, bir zamanlar sizlere benzemem lâzım gelmişti. Fakat şimdi, siz benim olduğum hale asla gelemezsiniz.” diye cevap vermiş.
* * *
Boyu küçük de olsa mevkii büyük olan insanlar bazen maiyetinde çalışan kişiye “Kızdırma şimdi, alırım ayağımın altına” der. Bazen de küçücük minareye sahip bir cami sokağa kendi adını verebiliyor. (Resim no: )
* * *
İki sarhoş konuşuyorlar;
---Yav bugün ne uğursuz günmüş.
---Ne oldu ki?
---Semtimizde bir sekreter kendisini 4’üncü kattan atarak intihar etmiş. Bir de müteaahhit kendisini vurmuş.
---Sen onlara yaptıklarının günah olduğunu söyleseydin ya?
---Abi bugün cumartesi mesaisindeler. Böyle intihar edince mesai ücreti mi ek zam mı ne alıyorlarmış…
- * *
Einstein’a sormuşlar; “Dünya nereye gidiyor?”
---III. Dünya Savaşı doğal kaynak eksikliğinden çıkacaktır. O savaşta hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum. IV. Dünya Savaşı’nda ise taş ve sopa kullanılacağını söyleyebilirim.
- * *
Einstein’a bir soru daha sormuşlar; “Dünya aptallarla dolu diyorsunuz. Aptalı nasıl tanımlarsınız?”
---Aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı uman kişi. Aptallarla dolu bir dünya çekilmezdir; çünkü dâhiliğin mutlak bir sınırı vardır, aptallığın asla.
Son soru ise şöyle olmuş: “Tüm dünyaya tek bir mesaj vermek isterseniz ne olabilir?”
---Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlara değil, çok ahlâklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.
Halıcıoğlu/Çıksalın’daki Yahudi Karaim mezarlığını geziyoruz. Kalabalığın içinde bir de gözlükçü var. Bir ara küçük boyutta yazılmış mezar taşı dikkatimi çekti ve ona yöneldim. Yazıları İbranice olduğu için anlamamıştım. Arkadaşıma okuyamadığımı söyleyince gözlükçü aradan seslendi;
---Gözlük vereyim sana be yav?
---Peki, sen onu bana satmadan önce kendi gözüne tak. Taşın yazısını okuyabilirsen satın alacağım. Gözlükçü tamam dedi ve gözlüklerden birini takarak taşı okumaya çalıştı.
---Ne biçim yazı bu yav? Okunmuyor.