SON DAKİKA
reklam
reklam

Üzerine gidilmezse

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Mart 2022, Salı - 17:48   Okunma Sayısı:

Deniz kazaları

Kazanın her türlüsü kötüdür. Deniz kazaları ise büyük korku yaratır. 11 Şubat 2015 yılında İtalya’nın Giglio Adası açıklarında İtalyan yolcu gemisi Costa Concordia kayalıklara çarparak batmıştı. Kaptan Schettino’nun Ada’yı selamlamak maksadıyla gemiyi karaya fazla yaklaştırmış, ihmalkâr davranmasının sonucu olarak kazaya sebep olmuş, bu yetmiyormuş gibi yolculardan önce gemiyi terk etmekle suçlanmıştı. Savcı Schettino, kaptan için 26 yıl 3 ay hapis cezası istemiş ve “Ona Tanrı acısın, biz acıyamayız” demesiyle de ünlenmişti.

Yeni bir kaza haberi

İtalyan hükümeti bu olayın depremini uzun süre yaşamıştı. Tam unutulmak üzereyken şimdi de Yunanistan-İtalya arasında bir İtalyan gemisinde yangın çıktığı haberlerini dinlemiştik. Yunanistan’dan hareket ettikten sonra gece 02.00-03.00 saatleri arasında Türk, Bulgar vb yolcularının da bulunduğu, gemide TIR sürücüleri, kamyon ve özel otomobillerin olduğu da kaydedilmiştir.

Kurtulan bir Türk yolcunun anlattıkları tüyler ürperticidir. “… Geminin tahliyesi istendi. Filikalara bindirildik. Bizim filika adeta denize düşmüş gibi suya çarptı. Ayaklarım çarpmanın etkisiyle çok acıdı… Bizden bir kişinin nerede olduğu hâlâ bilinmiyor… Kime soru sorduysak cevap alamadık…” Denizcilikte kurallar çok sıkıdır. Hiç mi yangın tatbikatı yapılmadı? Filikaların faal olup olmadığı hiç mi denetlenmedi? Akdeniz’de göçmenler üzerinde acı- masız tepki gösteren İtalyan ve Yunan sahil güvenlik ve havadan kurtarma unsurları neden geç kaldılar? Limanda gemiden denize bir çöp atılsa veya küçücük bir yağ sızması ya da yakıt kaçağı olsa milyonlarca lira ceza yazılabiliyor. Denize dökülen insan olunca kim kime ceza yazacak? Mahkemeler uzayıp gidecek… İtalyan denizcilik firmaları artık kendine bir çeki düzen vermelidir. Yolcu güveni sarsılırsa bunu yeniden elde etmek çok zor olacaktır.

*** *** ***

AB’nin çözülme emareleri İngiltere Birlik’ten ayrılacağını ima ettiğinden beri huzursuzluk yaşayan, ancak sessizliğini koruyan AB, referandum tarihi yaklaşınca sessizliğini bozmaya başlamıştı. Almanya bunu yüksek sesle dile getirirken, Hollanda’nın Almanya’ya destek verdiği görülüyordu.

Fransa ise, terör olayları, Euro 2016 meşguliyeti ve olayları geç kavrama özelliği nedeniyle “İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasının kötü bir etki yaratmayacağı” görüşünü savunuyordu. ... SSCB’nin dağılmasıyla peyk ülkeler Batı’nın hükümranlık alanına girmişti. AB’nin üye sayısı artmış, sınırları Kıbrıs Rum Yönetimi (KRY) ile Doğu Akdeniz’e, peyk ülkelerle Karadeniz’e ve kuzeyde Baltık Denizi’ne kadar yaslanmıştı. AB, bu kazanımlarıyla Rus-Amerikan karşıtlığını absorbe eden yeni bir güç odağı olduğunu zannediyordu. Rusya, AB’deki bu gevşeme/çözülme/dağılma sürecini fırsat bilerek, eski hayallerini daha hızlı şekilde gerçekleştirme yoluna gitmeye kalkıştı. Kafkaslarda Gürcistan üzerinde gösterdiği acıması- zlık, Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’ya sınırlı fiili müdahale, Baltık’taki küçük piyonların hava hudutlarını ihlaller ve Suriye’ye yerleşmesi bunun canlı örnekleri olmuştu. AB’nin yeni bir güç odağı olma hayalleri suya düşmüştü. Rus birliklerinin Ukrayna’yı kuşatması karşısında NATO şemsiyesi altında ABD’den destek istemeye başladılar. İngiltere, eski ağırlığıyla kıta dışından demeçler veriyor, Rus birliklerinin çekildiğine dair emareler göremediklerini belirtiyordu.

Ortaya büyük bir gerçeğin çıktığını hep birlikte gördük: NATO’nun etkinliği… Rusya, kafa tutmakta ileri gidemedi. Müzakerelerde uzlaşma yoluna daha yakın ve yatkın olan kendisi idi. Türkiye’yi ne yönüyle et

Üzerine gidilmezse

Deniz kazaları

Kazanın her türlüsü kötüdür. Deniz kazaları ise büyük korku yaratır. 11 Şubat 2015 yılında İtalya’nın Giglio Adası açıklarında İtalyan yolcu gemisi Costa Concordia kayalıklara çarparak batmıştı.

Kaptan Schettino’nun Ada’yı selamlamak maksadıyla gemiyi karaya fazla yaklaştırmış, ihmalkâr davranmasının sonucu olarak kazaya sebep olmuş, bu yetmiyormuş gibi yolculardan önce gemiyi terk etmekle suçlanmıştı. Savcı Schettino, kaptan için 26 yıl 3 ay hapis cezası istemiş ve “Ona Tanrı acısın, biz acıyamayız” demesiyle de ünlenmişti.

 

Yeni bir kaza haberi

İtalyan hükümeti bu olayın depremini uzun süre yaşamıştı. Tam unutulmak üzereyken şimdi de Yunanistan-İtalya arasında bir İtalyan gemisinde yangın çıktığı haberlerini dinlemiştik. Yunanistan’dan hareket ettikten sonra gece 02.00-03.00 saatleri arasında Türk, Bulgar vb yolcularının da bulunduğu, gemide TIR sürücüleri, kamyon ve özel otomobillerin olduğu da kaydedilmiştir. Kurtulan bir Türk yolcunun anlattıkları tüyler ürperticidir.

 

“… Geminin tahliyesi istendi. Filikalara bindirildik. Bizim filika adeta denize düşmüş gibi suya çarptı. Ayaklarım çarpmanın etkisiyle çok acıdı… Bizden bir kişinin nerede olduğu hâlâ bilinmiyor… Kime soru sorduysak cevap alamadık…”

 

Denizcilikte kurallar çok sıkıdır. Hiç mi yangın tatbikatı yapılmadı? Filikaların faal olup olmadığı hiç mi denetlenmedi? Akdeniz’de göçmenler üzerinde acımasız tepki gösteren İtalyan ve Yunan sahil güvenlik ve havadan kurtarma unsurları neden geç kaldılar?

Limanda gemiden denize bir çöp atılsa veya küçücük bir yağ sızması ya da yakıt kaçağı olsa milyonlarca lira ceza yazılabiliyor. Denize dökülen insan olunca kim kime ceza yazacak? Mahkemeler uzayıp gidecek… İtalyan denizcilik firmaları artık kendine bir çeki düzen vermelidir. Yolcu güveni sarsılırsa bunu yeniden elde etmek çok zor olacaktır.

 

***                    ***                    ***

 

AB’nin çözülme emareleri

İngiltere Birlik’ten ayrılacağını ima ettiğinden beri huzursuzluk yaşayan, ancak sessizliğini koruyan AB, referandum tarihi yaklaşınca sessizliğini bozmaya başlamıştı. Almanya bunu yüksek sesle dile getirirken, Hollanda’nın Almanya’ya destek verdiği görülüyordu. Fransa ise, terör olayları, Euro 2016 meşguliyeti ve olayları geç kavrama özelliği nedeniyle “İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasının kötü bir etki yaratmayacağı”  görüşünü savunuyordu.

... SSCB’nin dağılmasıyla peyk ülkeler Batı’nın hükümranlık alanına girmişti. AB’nin üye sayısı artmış, sınırları Kıbrıs Rum Yönetimi (KRY) ile Doğu Akdeniz’e, peyk ülkelerle Karadeniz’e ve kuzeyde Baltık Denizi’ne kadar yaslanmıştı. AB, bu kazanımlarıyla Rus-Amerikan karşıtlığını absorbe eden yeni bir güç odağı olduğunu zannediyordu.

Rusya, AB’deki bu gevşeme/çözülme/dağılma sürecini fırsat bilerek, eski hayallerini daha hızlı şekilde gerçekleştirme yoluna gitmeye kalkıştı. Kafkaslarda Gürcistan üzerinde gösterdiği acımasızlık, Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’ya sınırlı fiili müdahale, Baltık’taki küçük piyonların hava hudutlarını ihlaller ve Suriye’ye yerleşmesi bunun canlı örnekleri olmuştu.

AB’nin yeni bir güç odağı olma hayalleri suya düşmüştü. Rus birliklerinin Ukrayna’yı kuşatması karşısında NATO şemsiyesi altında ABD’den destek istemeye başladılar. İngiltere, eski ağırlığıyla kıta dışından demeçler veriyor, Rus birliklerinin çekildiğine dair emareler göremediklerini belirtiyordu.

Ortaya büyük bir gerçeğin çıktığını hep birlikte gördük: NATO’nun etkinliği…

Rusya, kafa tutmakta ileri gidemedi. Müzakerelerde uzlaşma yoluna daha yakın ve yatkın olan kendisi idi. 

 

Türkiye’yi ne yönüyle etkiler?

Türkiye, mensubu olduğu ittifaklarla, üyesi olduğu ekonomik kuruluşlarla ve hukuksal nitelikteki siyasi örgütlenmelerle Avrupa ailesinin bir ferdidir. AB’ye henüz girememiş olmamız, bu örgütlenmelerle ilişkilerimizin zayıf veya kopuk olduğu anlamına gelmez. Üstelik AB’nin desteğini gördüğümüz tarafları da vardır.

Açılan her fasılla AB müktesebatını yavaş da olsa özümlemiş,  birçok Avrupa devletinin ortak değerlerini benimsemiş ve kabul etmiş oluyoruz. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa aynasına baktığında yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla kendisini görüp tartabiliyordu. Bir veya birkaç ülkenin Birlik’ten çıkması halinde Türkiye’nin bu ülkelerle yeniden bağlantı kurmasının zor olacağı da ortadadır. Örneğin; İngiltere’nin Birlik’ten ayrılma sebeplerinden birisi Türkiye’nin AB’ye girişini kabul etmek istememesidir. İngiliz siyaset adamları her fırsatta verdikleri demeçlerde bunu dile getirmişlerdir.

Özellikle Balkan ve Orta Avrupa ülkelerinin kopması/dışlanması veya Birlik’ten çıkarılması Türkiye’yi yine Rus çemberiyle buluşturacaktır.   

 

kiler? Türkiye, mensubu olduğu ittifaklarla, üyesi olduğu ekonomik kuruluşlarla ve hukuksal nitelikteki siyasi örgütlenmelerle Avrupa ailesinin bir ferdidir. AB’ye henüz girememiş olmamız, bu örgütlenmelerle ilişkilerimizin zayıf veya kopuk olduğu anlamına gelmez. Üstelik AB’nin desteğini gördüğümüz tarafları da vardır. Açılan her fasılla AB müktesebatını yavaş da olsa özümlemiş, birçok Avrupa devletinin ortak değerlerini benimsemiş ve kabul etmiş oluyoruz. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa aynasına baktığında yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla kendisini görüp tartabiliyordu. Bir veya birkaç ülkenin Birlik’ten çıkması halinde Türkiye’nin bu ülkelerle yeniden bağlantı kurmasının zor olacağı da ortadadır. Örneğin; İngiltere’nin Birlik’ten ayrılma sebeplerinden birisi Türkiye’nin AB’ye girişini kabul etmek istememesidir. İngiliz siyaset adamları her fırsatta verdikleri demeçlerde bunu dile getirmişlerdir. Özellikle Balkan ve Orta Avrupa ülkelerinin kopması/dışlanması veya Birlik’ten çıkarılması Türkiye’yi yine Rus çemberiyle buluşturacaktır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam