SON DAKİKA
reklam
reklam

Birikintideki Ahtapot iyileşti

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Mart 2022, Cuma - 12:48   Okunma Sayısı:

    Mezopotamya Vâhâsı’nın kuzeyinde, zengin Hazar Havzası’nın batısında ve üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyada bulunan ve demokratik rejime sahip olan ülkemizin, NATO’nun bir mensubu olması, sınırdaşı ve komşuları olan Suriye, Irak, İran ve Rusya Federasyonu’nu hep tedirgin etmiştir.

 

1990–2000 yılları arasındaki değişimler

 

*1991 Körfez Harekâtı ve aynı yılın Aralık ayında SSCB’nin çökmesi,

*Bu çöküşün Orta Asya’daki Türkî Cumhuriyetlerle Kafkaslardaki eski sosyalist cumhuriyetlere farklı biçimde yansıması,

*AET’nin 1993’te AB bünyesine girmesi,

*Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin hızla gelişerek yeni boyutlar kazanması,

*Balkanlarda çözülme ve parçalanmanın başlaması,

*PKK faaliyetlerinin artması şeklinde sıralayabiliriz.

 

    Eski Rus nüfuzunu tesis etmeye çalışan Rusya Federasyonu, boş durmamaktadır. Kendisinin de içinde bulunduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye ülkelerle ortak askerî tatbikatlar yapmakta, yayılmacı Amerikan güçlerine karşı gövde gösterisinde bulunmakta ve NATO’ya alternatif güç olduğu izlenimini hissettirmektedir.

    Öncesiyle etki alanı içinde olan ve nimetlerinden yararlandığı Transkafkasya, Ukrayna, Romanya, Macaristan, Bulgaristan ve Polonya’yı halen ilgi alanı olarak kabul eden Rusya, dikkatlerini bu ülkeler üzerinde yoğunlaştırmıştır. Bir şekilde ve yeniden ele geçirmeyi düşünmesi normaldir. Bu gelişmelerin BTC (Bakü, Tiflis, Ceyhan) hattına ne yönde etki edeceğini de zaman gösterecektir. (Bu yazının başlığı “Birikintideki yaralı ahtapot” idi. 2011 yılında Trakya gazetesinde yayımlanmıştı.)     

 

Yeni başlık

 … Ruslar, Türkmen doğalgazının İran üzerinden Batı’ya ulaşmasına engeller çıkarmaya başlamışlardı. Buna alternatif olacak yeni hattın inşasıyla petrolü, Karadeniz’in altından geçirip Bulgaristan’ın Burgaz limanına bağlamayı ve Yunanistan’ın Dedeağaç limanından dağıtım yapmayı planlamışlardı.

       Rusya Federasyonu’nun, eski parçalarını tekrar bir araya getirme istek ve çabaları normaldir.  Üzerinde bulunduğumuz coğrafya, ne NATO’yu küstürmeyi ne Rusya’yı ürkütmeyi, ne kuyruğumuza bastırmayı ne de başkalarının kuyruğuna basmayı gerektiriyor… (Bu yazının başlığı da “Yaralı ahtapot canlandı”  idi. Bu yazı da 2014 yılında Trakya gazetesinde yayımlanmıştır. Rusya, kendisini toparladıkça kaybettiği toprakları geri almaya başlamıştı.) 

 

Ahtapot iyileşti ve birikintiden denize açıldı

Gürcistan, Kırım ve Ukrayna’nın doğu bölümü… 300 yıl önce hayal edilen bir çarlık kurulmuş, 1917 Ekim Devrimi sonunda 1922 yılında SSCB adıyla hükümranlığını sürdürmüştür.  Bu imparatorluk (!), da 1991 yılına kadar varlığını sürdürmüş ve çökmüştür.

Birikintideki yaralı ahtapot olarak isimlendirdiğim yazılarımın kahramanı bugünkü Rusya, kendisini toparlayınca birikintiden denize çıkarak eski gücünü göstermeye ve kaybettiği topraklarını aramaya başlamıştır.

Gürcistan, Kırım ve şimdi de Ukrayna… 24 Şubat 2022 günü hava soğuk ve yağışlıydı. Ukrayna daha kuzeyde ve sert iklim koşullarını yaşıyordu. Yaklaşık 10 günden beri Rus zırhlı birliklerinin karlı yol ve arazilerde ilerleyişini görüyorduk. 23 Şubat günü ağır hava bombardımanı ve füze atışlarının ardından kara birlikleri saat 05.00’te Ukrayna topraklarına girmeye başlamıştı.

 

Harekâtın etkileri

Füze saldırılarıyla Ukrayna’nın hava üsleri, limanları, enerji merkezleri ve elektrik santralları vurulmuştu.  İşte burada duralım. Elektrik santrallarının vurulması demek, hayatın durması demektir. Hastanelerde ameliyatlar, sokak aydınlatmaları ve ısınma sistemleri devre dışı kalmış demektir.

Yani bizler sıcak evlerimizde otururken gecenin ayazında vurulma kaygısıyla sokaklarda, metro istasyonlarında, sığınaklarda sabahlayan kadın, çocuk ve yaşlıları düşünebiliyor musunuz? Ya çoluk çocuk yollara düşen ailelerin acılarını hissedebiliyor musunuz?

Ekranlarda korku ve panik içinde belli belirsiz istikametlere gitmeye çalışan çocuklu aileleri görünce insanlık nereye gidiyor, sorusuna cevap aramaya başladım. 21’inci yüzyılda yine insanların kafasında boza pişiren (!) saldırılar, kulakları patlatan bir veya birkaç tonluk füze atışları, yakma-yıkmalar…

Ukrayna’nın SSCB sonrası hür dünyaya geçme isteği,  dinmek bilmeyen bir kinle karşılaşmıştır. Harekâtın ne zaman biteceği Putin’in belirleyeceği güne kalmıştır. Zelensky çaresizdir. Rus suikast timleri tarafından öldürülebilir veya kaçırılabilir. Ukrayna’nın başına Rus yanlısı bir kişi getirilebilir. Bunları önümüzdeki günlerde göreceğiz. Gelecek yazımda biraz da NATO’dan söz edeceğim. Hani hep yüksekten atan, Ukrayna’yı kışkırtan ve olayların bu noktaya varmasını sağlayan NATO var ya?

  

 

   

  

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam