Son bir aydan beri çeşitli tv kanallarını, internet ortamındaki videoları ve yazılı basındaki haber ve makaleleri ilgiyle takip ediyorum.
Aleyhimize işleyen konular
*Yurdumuzun değerli maden ve paralarının yurt dışına kaçırılması,
*Adaleti kendi sınırlarının dışına itmeye çalışan müdahalelere itibar edilmesi,
*Mafya faaliyetlerinin adeta kendi haline bırakılması,
*İstanbul, Lozan ve Montrö gibi uluslararası sözleşmelerin tartışmaya açılması ve bunların bazılarından tek taraflı çekilmelerin düşünülmesi,
*ABD ve AB’nin, pandeminin yarattığı zafiyetten de yararlanarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırma çabalarını sürdürmesi ve devlet otoritesini hırpalayıcı faaliyetleri devam ettirmesi…
Bütün bu olayların çok kısa zaman aralığında ve üst üste gelmesinin sebebi, Türkiye’nin Orta Doğu ve Akdeniz mahallesinde sesini fazla çıkarmaya çalışmış olmasıdır. Siyasi gerginliklerin iktisadi sancılara yol açması, tarihin derinliklerinden gelen bir olgudur. Bunun tersini de söylemek mümkündür.
Olagelenler
Böylesine karmaşık bir dönem, Türkiye için sıkıntılar yaratmaktadır. Geçmişte kendi olumsuzluklarını kapatmak veya açığa çıkmasını önlemek isteyenler seslerini çıkarmazken, devlet otoritesini sarsmak isteyen kişi ve gruplar yeni otoritelermiş gibi ortaya çıkabiliyorlar. Mevki kapmak ya da haksız kazanç elde etmek isteyenlerle belli makamlarda olanlar ise, sahip oldukları imkânları kaybetmemek için sessiz kalmayı tercih ediyorlar.
Halkımız bireysel veya küçük çaplı işlere takılınca büyük fotoğrafı göremiyor. Karşıt görüşler ortaya çıkıyor ve bu durum da kutuplaşmaya kadar gidiyor. Koşullar ne olursa olsun, yabancı istihbarat örgütleri Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki kazanı ısıtmaya devam ediyor ve ellerindeki her türlü belgeyi tehdit unsuru olarak kullanmaya bakıyor.
Bütün bu videolar arşivleniyor ve yeri senaryolar gerektiğinde kopyala-yapıştır yöntemiyle tekrar üretiliyor. Hedef ülkenin resmi bürokrasisi çökertilmeye, yöneticileri itibarsızlaştırmaya çalışılıyor.
Değerlendirme
Parçaları birleştirdiğimizde bakır kazanın halen ısıtılmakta olduğu net olarak görülmektedir. Hararetin artması halinde kazanda taşma olacaktır. Tansiyonun sadece Türkiye’de değil, bölgede de düşürülmesi gerekir.
Barış ve huzurun gerçekleşmesi için Orta Doğu’daki bütün super güçlerin çekilmesiyle, uluslararası adaletin öncelikle tesis edilmesiyle ve içte ve dışta kamplaşmadan süratle uzaklaşılmasıyla yeni bir dünya düzeninin kurulması sağlanabilir.