SON DAKİKA
reklam
reklam

Not ediyor, takip ediyor, izliyoruz

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Mart 2022, Çarşamba - 12:16   Okunma Sayısı:

*Alman kanalı DW (Deutsche Welle) “Türkiye bir nükleer saldırıya karşı hazırlıklı mı?” diye başlık atmış. Ne o, bizi çok mu seviyorsunuz yoksa bize NBC (Nükleer, Biyoloji, Kimya) kitlerinden satmak istiyorsunuz?

 

*Kritik zamanlarda savaşa ramak kala iki ülkenin askeri güçlerinin karşılaştırılması ekranlara yansır. Bu kez NATO ve Rusya’nın güçleri karşılaştırılıyor. NATO dediğiniz ABD Başkanlığında bir sürü ülke… Karşılarında tek güç olarak Rusya’yı görüyorlar. Oysa hemen arkasında Çin var ve onu kimse dikkate almıyor.

 

Rus-Çin Ortak Tatbikatları

  1. 2015 yılında Çin ve Rusya’nın Akdeniz’de hakiki mermilerle yaptıkları tatbikat aslında bir güç gösterisiydi. Daha sonra 1-8 Eylül 2018’de Rus Deniz Filosu ve hava-uzay kuvvetleri Akdeniz’de tatbikat yapmıştı. Buna kuzey filosunda bir füze kruvazörü de katılmıştı. Tatbikat Suriye, Mısır, Libya, Kıbrıs ve Türkiye açıklarında icra edilmişti.
  2. 21 Ağustos 2019 tarihinde Çin ve Mısır, Doğu Akdeniz’de ortak deniz tatbikatı yapmış, açıklamada “farklı savaş doktrinlerinin belirlenmesi”nin amaçlandığı belirtilmişti.
  3. ABD’nin artan saldırgan politikasına karşılık Çin ve Rusya, Ekim 2021’de Pasifik’te hakiki mermili ortak atışlı tatbikat yapmıştı.

 

Rusya’nın Büyük Çaplı Tatbikatları

    Euronews, Rusya Savunma Bakanlığının bu yıl ocak ve şubat aylarında Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus ve Akdeniz’de tatbikat yapacağını duyurmuştu. Bakanlıktan yapılan açıklamada tatbikatlara toplamda 140 savaş ve destek gemisi 60 hava aracı, bin askeri ekipman ve 10 bin askeri personelin katılacağı bildirilmiştir.

    Ukrayna sınırına 100 bin asker ve araç yığınağı yapan Rusya ile Batılı müttefikler arasındaki gerginliğin sürdüğü bu günlerde endişeleri körükleyen bir başka gelişme de Rusya’nın Belarus ile ortak tatbikat yapacağı bilgisi olmuştu.

    Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Alexander Fomin, şubat ayında yapılacak olan ortak tatbikatın amacını terörle mücadele ve Rusya-Belarus birliğinin çıkarlarının korunması için bir savunma operasyonunda dış saldırıları bastırmak ve püskürtmek için ince ayar çalışması olarak açıklamıştır.

 

Tek kutupluluğa son

    Bir zamanlar Kuzey Denizi’nde manevralar yapan SSCB donanması, Sovyet sisteminin 1991’de çökmesinden ve Karadeniz donanmasının Ukrayna ile bölüşülmesinden sonra bir bocalama dönemi yaşamıştı. Rus donanmasının tek tük gemiyle ve nadiren, Suriye olayından sonra birkaç gemiyle ve daha sık olmak üzere Akdeniz’e inmesine ve orada manevra yapmasına alışmıştık.

    Çin, siyasal birlik anlaşmalarıyla gücüne güç katmak istemiş, ekonomik gelişmesini ilerletmiştir. Askeri alanda kaydettiği aşamalar ve kültürel anlamda yayılma isteği, Çin’in gözlerini, sömürücülerin üzerine çevirmesine ve Batı’ya yönelmesine neden olmuştur.  Çin Denizi, Çin Deniz ve Hava Kuvvetlerine dar gelmeye başlamış, petrol şirketleri vasıtasıyla Batı dünyasına açılan Çin, Rusya ile birlikte Akdeniz’e girmeye başlamıştır.  

 

İttifaklar tehlikelerin habercisi

    Rusya’nın Çin ile ittifak yapmasını kaygıyla karşılamıştım. Akdeniz’de birlikte yaptıkları ortak deniz tatbikatıyla ilgili birkaç yazı da yazmıştım. Dünya kamuoyu, çok hassas olan ikinci Soğuk Savaş dönemini gizliden gizliye izlemekteydi. Şimdiki durumda küresel bazda bir çatışma olmayacağı düşünülse bile bölgesel çarpışmaların önlenemeyeceği bir gerçektir. Arap Baharı’nın etkisiyle Doğu Akdeniz’i harmanlayan rüzgârlar kuzeye dönerek Kırım’ı yalamıştır. Bugün Kırım’da yaşananlar, yığınaklanmalar, güç mukayeseleri ve icra edilen operasyonlar ürkütücüdür.

    Ayrılıkçı düşüncelerin gösterdiği direnç, dış destekçilerin sağladığı para, imkân, toprak ve silah yardımlarıyla varlık gösterebilmektedir. Ekonomik servet ve refah alanı olarak görülen Doğu Akdeniz başta olmak üzere Gürcistan, Kırım ve Ukrayna’da yapılan askeri harekât, kontrol, denetim ve ikmal faaliyetleri güçlü deniz kuvveti gerektirmektedir.

    Bu gelişmeler, Çin ve Rusya’nın ABD’ye karşı koyabilmek için kendilerine stratejik bir konum belirlemek istediği anlamına gelmekte ve ABD’nin hâkimiyetine karşı bir tehdide dönüşmektedir, diyebiliriz.

 

    NATO’ya gelince

    Siyaset adamlarımızın ağzından düşmeyen sözcükler yazımın başındaki “Not alıyor, takip ediyor veya izliyoruz” şeklindeki sözcüklerdir. NATO üyesi olduğumuza göre NATO yetkilileri de bu sözcükleri bizlerden öğrenmiş olacak ki, onlar da gelişmeleri takip ediyorlarmış.

    Elin oğlu Akdeniz’de NATO’nun bağrında atışlı tatbikat yapıyor, Müttefiki ile atış yapıyor, NATO izliyor. Bugün Ukrayna’nın başına gelenleri neye yormak lazım acaba?

 

                  

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam