SON DAKİKA
reklam
reklam

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Mart 2022, Cuma - 23:16   Okunma Sayısı:

Olayların gelişimi

  1. Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914 günü Avusturya Veliahdı’nın Saraybosna’da vurulmasıyla başlamıştı. Bu savaşın topraklarımızda açılan cepheleri, en acımasız çarpışmalara Gelibolu Yarımadası’nda, en şiddetli deniz muharebelerine ise Çanakkale Boğazı’nda tanık olmuştu. Sefer planlarını tamamlayan Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914’te yığınaklanmasını başlatmıştı.

    5 Ağustos’ta İngiltere Almanya’ya savaş ilan edince İngiltere’ye sipariş verdiğimiz ve paralarını ödediğimiz iki savaş gemimizi alamamıştık. İki Alman harp gemisinin Boğazlardan Karadeniz’e geçerek Rus limanlarını bombalamasıyla da başımız derde girmişti. Önce Rusya’nın, ardından İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesi üzerine 11 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti de İtilaf Devletlerine savaş ilan etmişti.

 

Seferberlik ilanı

    Seferberlik emrini alan Anadolu’nun 18-19 yaşındaki körpe fidanları köy meydanlarında toplanarak yaşlı ana-babalarının ellerini öptükten sonra nişanlı ya da yavuklularına utanarak kaçamak bakış atıyor ve davul-zurna eşliğinde uğurlanıyorlardı.

    Ana kucağına baba ocağına muhtaç Anadolu çocukları, vatan savunmasına giderken nereden bileceklerdi İngiltere ve Fransa’nın Boğazları ele geçirmek istediğini… Akıllarına gelir miydi bu çocukların, tek dişi kalmış canavarların Karadeniz’de sıkışıp kalmış gemilerini kurtarmak düşüncesinde olduklarını…

    Nereden bileceklerdi, onların Çarlık Rusyası’na yardım etmeyi planladıklarını ve dünya Müslümanlarına hükmedebilmek için Hilafet merkezine sahip olmak hayaline kapıldıklarını?

    O yiğitlerin içinde Balkan Harbi’ne katılanlar vardı ve oluklu demirle tanışmışlardı. Bacağı sakat, gözü kör, kolu kopuk olanlar vardı içlerinde. Oysa bu savaş daha acımasız olacaktı. Dedelerinden ve babalarından çok anı dinlemişler, “vatan sağ olsun” dediklerini duymuşlar, övünerek yaşamışlardı. Bizlerin de övünerek yaşayacağımız günleri armağan etmek için sabırsızlanıyorlardı “Aynalı Çarşı”ya gitmişlerdi, aynasızlara (!) hadlerini bildirmek için...

 

18 Mart’a geliş

    İngiltere ve Fransa,  Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilan etmeden 3 Kasım 1914 günü Çanakkale Boğazı’nın Anadolu topraklarına denizden ilk saldırı ateşini açmışlar, 13 Aralık’ta Sarısığlar bölgesinde demirleyen ve sabit batarya görevini yürüten Mesudiye zırhlımızı, denizaltısı saldırısıyla batırmışlardı.

    Bu olaydan sonra ilk tedbir, Nara bölgesinde büyük çapalarla 70 m. derinliğe kadar indirilen çelik denizaltı mânia ağının serilmesi olmuştu.[1] Ve yine harp tarihinin ilklerinden birisi de Mehmetçik’in yanıltıcı telsiz konuşmalarıyla taktik aldatmalar yapmış olmasıydı.[2] Yarbay Mustafa Kemal, Tekirdağ’da yeni kurulan 19’uncu Tümen Komutanlığına yeni atanmış, daha sonra yapılacak kara muharebeleri için planlamaya başlamıştı.

    Sonraki saldırı Şubat ayında, en büyük saldırı ise 18 Mart’ta başlatılmıştı. Barut kokan tarihimizde acılarla dolu olduğu kadar gururu ve onuru en fazla yaşadığımız günlerden bir gündü 18 Mart…

    Bir gece öncesiyle Boğaz girişine mayın döken Nusrat gemimiz, destanın bir parçasını oluşturmuştu. Nepal ve Avustralya’dan getirilen askerler Mısır’da toplanıyor, yüzlerce mil yolu katettikten sonra Çanakkale Boğazı açığındaki “Muhteşem Armada”ya teslim ediliyordu.

    Dev armada, Boğaz’ın dış tabyalarını dövmeye başladığında elimizdeki kale tipi 78 adet adi ateşli top ve Almanlardan aldığımız kısıtlı miktardaki ağır ve hareket kabiliyeti sınırlı toplarla karşılık vermeye başlamıştık. Müttefiklerde ise 274 adet gemi topu vardı. Türk topçusu bu sahillerde destan yazmış, bir günlük muharebe sonunda düşmanın 18 gemisinden üçünü batırmış, üçünü de ağır yaralamıştı. Zırhlı gemilerden toprak siperlere yağdırılan yüzlerce tonluk mermi toprak siperlerimizi hallaç pamuğu gibi atmış, nice ocakları söndürmüştü. 

 

18 Mart Deniz Muharebesinin Sonuçları

    Canlar pahasına Türk istiklâl ve varlığı kurtarılmıştır. 18 Mart 1915 günü denizden topçu ateşini başlatan güçlü donanma Boğaz’ı geçemediği gibi kendi harp ceridelerine de böylesine şanlı bir sayfa yazdıramamışlardı.

    Sadece deniz saldırılarıyla İstanbul’a ulaşılamayacağı anlaşılınca koordineli bir kara harekâtının gerekliliği ortaya çıkmıştı. Daha sonra kara muharebelerine geçilmiş olması harbin uzamasına ve yardım edilemediği için de Rus Çarlığı’nın yıkılmasına neden olmuştu.   

    Bugün Nusrat mayın gemisi Çanakkale Deniz Müzesi’nde sergilenmektedir. Fransızların kayıp denizaltısı Mariotte’nin izinin Nara Burnu’ndaki askeri tesiste üzerine beton dökülmek suretiyle bir iskelenin temelini oluşturduğu gazetelerde çıkmıştır.6

    Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan kitaplar, Arap harfleriyle yazılmış belgelerin ve Osmanlıca tamlamaların Türkçe’ye çevrilmiş şeklidir. Sadeleştirilerek günümüzün diline uyarlanmış olması büyük okuyucu kitlesinin anlamasını kolaylaştırmaktadır.

    Çanakkale cephesinde hayatını kaybeden her inanç ve milliyetteki askerin Tanrı günahlarını affetsin! Şehitlerimize rahmet diliyor, minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Asteğmen Muharremler, Mehmet Çavuşlar, Seyit Onbaşılar mekânınız cennet olsun!.. Kahraman subay, astsubay ve erlerimize binlerce selam olsun! Büyük Atatürk rahmetler sana ve silah arkadaşlarına! Selam olsun hepinize!

 

[1] Posta, 16 Mart 2005, s: 4  (Dünya Harp Tarihinde ilk kez bu yöntem Çanakkale’de uygulanmıştır.),

[2] Hürriyet, 16 Mart 1915, s: 20

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam