Yazısı için kıymetli yazar ve şair Durmuş Türker’e teşekkür ediyor, vefatının 49.Yılı dolaysıyla Âşık Veysel Şatıroğlu’nu saygı,sevgi ve rahmetle anıyoruz.
********************************************************************
Hani demiştin ya:
“Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın”
Bilesin ki adın ve de türkülerin hiç bir zaman dilimizden düşmedi Veysel Baba. Sen ki unutulmaz eserler bıraktın. Türkülerinin dilimizde her söylenişinde, biraz daha yer buldun us’umuzda ve yüreğimizde. Anlayanlar anlamıştı değerini yaşadığın günlerde de ama ölümünden sonra bambaşka bir Veysel daha doğdu içimizde. İnsanoğlu, daha mı değerleniyor gözümüzde ne… Sencileyin büyük eserler bırakıp gittiğinde.
Talihsizliğin mi oldu yoksa talihin mi, çiçek denen illete yakalandığında kapanan gözlerin yerine gönül gözünün bir güzel açılması. Bu nedenle aldın sazı eline ve bir başka hüzünlü tat yükledin türkülerine. Gözleriyle gören bizler, gönül gözüyle gören senden öğrendik doğanın güzelliğini ve de toprağın değerini. Senden öğrendik bu dünyanın ancak sahici bir sevgiyle güzelleşeceğini.
Değer bilirliğinle de değerin bilinir oldu. Öylesine çıkarsız sevdin ki sevdiklerini, belki de son kuruşuna kadar para vererek yolculadın senden gidenini. Başkaları ne düşünür bilemem ama en çok da bu yüce gönüllülüğün yüzünden çok sevdim ben seni. Seni, hiç değilse bu yönünle anlayabilselerdi, yeryüzünde hiç kimse bu denli kolay öldürmezdi/ öldüremezdi sevdiğini.
Senin kadar hiç kimse iyi anlatamadı toprağın değerini. Sen ki bütün gerçekliğiyle biliyordun ondan geldiğini ve yine ona gideceğini. O nedenle şöyle dedin:
“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır”
Sonrasında nice güzel eserler yarattın. Sazın başka, sözün başkaydı senin. Tüm insanlığa aynı gözle baktın ve ayrımcılığa hiç mi hiç sapmadı us’un, yüreğin. Ölümü bile çok özlü anlatmış ve demiştin ki:
“Veysel günler geçti yaş altmış oldu
Sarardı yaprağım güllerin soldu
Gemi yükün aldı gam ile doldu
Harekete kimse mani olamaz”
Gideceğin yeri de çoktan söylemiştin:
“Gün gelir Veysel’i bağrına basar
Benim sadık yârim kara topraktır”
Bir 21 Mart günüydü bizden ayrılışın. Ne büyük bir raslantı ki baharın başlangıcıydı o gün ve “nevruz” kutlamaları vardı. Sanki de; “Ben yapacağımı yaptım bu dünyada, işte baharı getirdim size; bana da elveda.” dedin ve gittin. Biliyoruz, yıldızların en ışıklısındadır yerin ama daima toprağa, yerin yüzüne dönüktür gözlerin. Unutulurum sanısıyla mı yazılmıştı acaba ilk başta anımsattığım dizelerin? Olur, mu hiç BÜYÜK OZAN? Olur, mu hiç VEYSEL BABA? Ben de diyorum ki:
“Eğer bu ise maksadın
Bil ki hiç unutulmadın
Yüreğimiz kabir sana
Dilimizden düşmez adın”
DURMUŞ TÜRKER