Türkiye AB’ye alınması konusunda çok istekli olmasına rağmen AB ülkeleri içinde özellikle Fransa buna karşı çıkmıştır. Son dönemin Fransız liderleri ağız birliği etmişçesine Türkiye’ye Akdeniz Birliği’ni önermişlerdir.
Doğu Akdeniz ile ilgili gelişmeler
Libya ve Suriye politikalarında Türkiye’yi karşısına alan Fransa, Doğu Akdeniz’de de Yunanistan’a diplomatik ve askeri destek vermişti. 10 Haziran’da Libya gerilimi askeri bir boyut almıştı.
NATO göreviyle Akdeniz’de faaliyetini sürdüren Fransız fırkateyni "Courbet", Libya’ya uygulanan BM silah ambargosunu deldiğinden şüphelendiği Tanzanya bandıralı bir gemiyi denetlemek istemişti. Fransa’nın denetlemek istediği gemiye eşlik eden Türk savaş gemileri ise manevralarla Courbet’ye yönelerek üç kez radar kilitlemiş ve denetlemeye izin vermemişti. Fransa, bu tavrından dolayı Türkiye’yi NATO’ya şikâyet etmek istemiş, ancak destek görememişti.
Emmanuel Macron, Kasım 2019’da Economist dergisine verdiği röportajda Türkiye ve ABD’nin Suriye politikalarından yola çıkarak, "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" demişti. Libya politikası nedeniyle suçladığı Türkiye için de, "Libya’da tarihi ve cezai sorumluluğu var" demek suretiyle Türkiye’nin Trablus hükümetine desteğini eleştirmişti.
Macron’un yanıldığı nokta
Türkiye ise, 27 Kasım'da Libya ile deniz yetki alanları anlaşmasını imzalayarak Fransa’yı ve Yunanistan’ı yine karşısına almıştı. Bu tespitinden dolayı Macron’u tebrik etmek gerekir mi, bilmiyorum, ama Rusya’nın Batı’nın kapısını tıklatması karşısında ilk tutunduğu veya ilk sığındığı kapının NATO olduğu bir gerçekti.
Nükleer enerjiye de sahip olmasıyla böbürlenen Fransa, daha büyük güç olan Rusya’nın karşısında sinip kalmıştır. Bundan sonra da Akdeniz Birliği veya Avrupa ordusu gibi sözleri ağzına almayacağı da kesindir.
Almanya’nın zaman zaman Fransa’nın liderlik çıkışlarına karşı sakinleştirici söz ve tavırlarından da pek memnun olmadığı malûmdu. Artık bu memnuniyetsizliğini de dile getirmeyecektir.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz
Putin’in Ukrayna’ya başlattığı karşı harekât, nükleer silahlarını alarm durumuna getirmesiyle tırmanan gerilim, Almanya’nın bugüne kadar Moskova ile gerilimleri düşürme, diyalogu ve ekonomik işbirliğini geliştirme politikasının sonunu getirmiştir.
Başbakan Scholz, Almanya’nın Rusya’ya yönelik temkinli politikanın terk edildiği mesajını vermiş, dış politikada ve savunma politikalarında da köklü değişikler getiren, uzmanlar tarafından "devrim" niteliğinde görülen kararlar açıklamıştır.
Bu kararların en önemli maddesi, Alman ordusu Bundeswehr’in güçlendirilmesi için, 100 milyar euroluk rekor mali kaynak ayrılması olmuştur.
Almanya Başbakanı Scholz, Alman ordusu Bundeswehr’in yetkinliklerini güçlendirmek zorunda olduklarını söyledikten sonra, "Güçlü, modern ve ilerici Bundeswehr" hedefini ilan ederken, bunun yol açacağı yüksek maliyetlerin de "güçlü bir ulusal çabayı" zorunlu kıldığını kaydetmiş, bundan sonra NATO’nun gayri safi yurt içi hâsılanın (GSYİH) yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması kriterini karşılayacaklarını da belirtmiştir.
Hangi adımlar atılacak?
**Yeni jenerasyon savaş uçakları Fransa başta olmak üzere Avrupalı partnerlerle üretilecek, **Yeni savaş uçakları operasyonel olana kadar Eurofighter geliştirilmeye devam edilecek ve bu uçaklar gelişmiş elektronik harp yeteneği ile donatılacak,
**Avrupa’nın İnsansız Hava Aracı (İHA) projesi Eurodrone için gerekli anlaşmalar imzalanmıştır. İlerleme kaydedilmesi için çaba sarf edilecek ve İsrail yapımı silahlı insansız hava aracı Heron’ların satın alım süreci hızlandırılacak,
**Nükleer caydırıcılık çerçevesinde görev yapan, ancak artık eskimiş olan Tornado savaş uçakları yerine yeni uçakların bir an önce alınması planlanacak,
**ABD'den F-35 savaş uçaklarının alınması seçeneği de değerlendirilecek,
Almanya’ya fazla yüz vermek istemeyen Fransa’nın Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Clement Beaune, bu durum karşısında "gelişmelerin oluşturduğu baskı sonucunda gerçekleşen büyük atılım" sözleriyle değerlendirmiştir.
Hey gidi dünya hey! Nerden nereye?