SON DAKİKA
reklam
reklam

Şunlar olmasa

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Mart 2022, Çarşamba - 23:51   Okunma Sayısı:

Çocuklarıyla birlikte araç içinde gezi yapan aile fertlerinden birisini mutlaka sigara içerken görmek mümkün… Bu da genellikle direksiyon başındaki baba oluyor.

    Sigaranın zararları paketin üstüne yazılan yazıyla başlıyor, doktorlarımızın uyarılarıyla, akciğer görüntüleriyle bizlere sunuluyor. Bu anne gibi insanlar neyin peşindedirler? Körpecik bir yavrunun ciğerlerine nasıl duman gönderebilirsiniz?

 

***                      ***                    ***

 

    Kovid 19’un hortlamasını veya yayılmasını önlemek amacıyla başta Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu, bilim insanları ne kadar uyarı yapsa da işin ciddiyetini anlayamıyoruz. Sokaklarda hâlâ maskesiz gezen, özellikle otobüslere sadece ağzını kapatacak şekilde maskeyle binen, minibüslerde sosyal mesafeye dikkat etmeyen insanlarımız var.

    Kuraltanımazların, direnişçilerin, lâubali ve kayıtsız insanların sayısı, kurallara uyan yolcuların, bilinçli insanların, müşterilerin bu şekilde tepkisiyle karşı karşıya kaldıkça azalacaktır. Bilmem ki, başka türlü nasıl anlatmak gerekir?

 

***                      ***                    ***

 

    Televizyonlarda her akşam siyasi tartışmalar ve hep de aynı yüzler var. Bıktık artık bunları görmekten ve dinlemekten… Hiçbirisi kendi görüşüne karşı bir görüşü kabul etmiyor. Ülkemizde demokrasi olmadığının bir başka kanıtıdır bu görüntüler. Aynısı TBMM’de yaşanıyor. Bizi dünya âlem o çirkin görüntülerle izliyor. Ne zaman oluşacak dinleme ve sakin konuşma kültürü?

    Bunların yerine vatandaş, pazarcı esnafı, taksi ve minibüs odalarından temsilciler ekrana çıkarılsa da ekonominin gidişatını, siyaseti, yarını, halkın dış operasyonlara bakışını onlardan öğrensek?  Dünya siyasetini de yetkin tarihçilerimizden, siyaset bilimcilerimizden ve emekli büyükelçilerimizden dinlesek?

 

***                      ***                    ***

 

Atmasyon

    Bir yeni yetme zengin bozması yeni yaptırdığı ve taşındığı konağını konuklarına gezdirirken, şömine üstündeki fesli ve madalyalı paşa resmini gösterip "Bu paşa da dedem" der. Gezen konuklardan biri ise,

 

    "Bildim, 100 milyon fazla verseydim, benim dedem olacaktı" diye karşılık verir. (İstanbul'un Kuytu Köşeleri, Aydın Boysan, s: 179)

 

***                      ***                    ***

Nelerden koptuk?

    Liderlerden birisi bir şey söyler, kamuoyunun tepkisi sert olunca da her patinin “Ana Bilim Dalı Düzeltme Uzmanları” düzeltme yapar; “Öyle demek istememişti” veya “Konu öyle algılanırsa olmaz ki” ya da “Halka yanlış mesaj vermeyelim” türünden açıklamalı içtihatlı mızraklı ilmihale dayalı izahatta bulunurlardı. Böylece pek kafası çalışmayan bizleri de ikna ettiklerini zannederlerdi.

 

  1. Bu konuyla bağlantılı olarak, “Zırva tevil götürmez” sözü asırlara damga vurmuş bir

sözdür. Zırva zırvadır. Üstüne gittikçe insanı batağa götürür, daha da batırır.  Acaba eskiden konuyu doğru algılayamayan bizler biraz daha mı salaktık, yoksa Düzeltme Ana Bilim Dalları kapatıldı da bizim mi haberimiz yok?

  1. Yine eskiden bir ağlama ekibi vardı. Konuyu gözyaşlarıyla süslerlerdi. Şimdilerde pek

görülmüyor bu yapıdaki insanlar. Bunlardan da koptuk. 

  1. Devre arkadaşım Bülent Okay, az ama öz konuşan bir yapıya sahiptir. Milli hisleri

çok yüksektir. Çok kişi çevresinde toplanır, ahenkli bir sohbete girmek ister. Bu toplantılardan birisinde kantarın topuzunu kaçıran olmuş. Bülent de onu uyarınca,

 

    --- Beni küçük düşürüyorsun, demiş. Bülent bunu yer mi, hemen cevap vermiş.

    --- Sen zaten yüksekte değilsin ki?

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam