Devletler emperyalist düşünceler taşıyorlarsa kendilerine kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlemişlerdir. Bu hedefler bir bölge veya ülkeyi, ekonomik ayrıcalığı, bazı konularda işbirliğini kapsar. Stratejik önem, ekonomik zenginlik veya kontrol noktası gibi kavramlarla boğuntu yaratırlar.
Rusya da tarihten gelen özelliği gereği kendisine 18’inci yüzyıldan itibaren sıcak sulara inmek, Boğazlarda söz sahibi olmak, müttefikler edinmek veya arazi ele geçirmek gibi hedefler koymuştur.
Hedefler, sistemler ve icra şekli
Bu hedeflere ulaşabilmek için harp gücünü sürekli olarak geliştirmiştir. Vurucu kuvvetini arttırmak, yeni araç ve silahlar üretmek, teknolojiyi an be an takip ederek üretilen araç ve silahlar için atış kontrol sistemlerini geliştirmek, deniz ve hava gücünü en üstün seviyeye çıkarmak bu hedef için gerekli hususlar olmuştur.
Bu çabaların ardından gücünü test eder. Rusya, bunları hep yapmış ve halen de yapmaktadır. Akdeniz’de Çin ile icra ettiği ortak deniz tatbikatını NATO’nun gözleri önünde icra etmiştir. Hazar Denizi’nde yaptığı füze atışlı tatbikatlarını daha sonra harp sahasına uyarlamıştır. Son olarak da Doğu Akdeniz’deki denizaltılarından Suriye’nin kuzeyindeki muzır unsurları (!) vurmuştur.
Sorunlu alanlar ve konular
SSCB’nin yıkılışından yani 1990’dan önce Hazar Denizi Sovyetler Birliği ve İran arasında bölünmüştü. Birliğin dağılmasıyla Hazar Denizi, daha çok ülke arasında bölünmek istenmiştir.
Yapılan görüşmelerde Hazar’daki ekolojik durumun ortaya konması, havzadaki bitki ve hayvanlarının korunması ve olağanüstü hallerde işbirliği yapılması yönünde kısmî mutabakat sağlanmıştır.
Her ülkenin askeri ve jeopolitik çıkarlarını düşünmesi, Hazar’da bulunan zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarından daha fazla pay kapılmak istenmesi, Hazar'ın “göl mü deniz mi” olması, dip ve yüzey sınırlarının tespiti, enerji kaynaklarının aidiyeti ve deniz dibinden boru hatlarının döşenmesi gibi konular tam olarak çözülememiştir.
Belirsizlikler
Hazar’a kıyısı olan Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan ile deniz dibinin bölünmesi yönünde anlaşması bulunmakla birlikte İran ve Türkmenistan ile henüz mutabakatı yoktur.
Rusya, kendi gemilerinin hareket serbestisinin kısıtlanacağı ve İran ile deniz komşusu olma özelliğini kaybedeceği için Hazar’ın beş ulusal bölgeye bölünmesine karşı çıkmakta ve buradan geçecek boru hatlarında tüm ülkelerin onayının alınması gerektiğinde ısrar etmektedir.
Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan ise Rusya’nın bu ısrarcı tutumuna karşı çıkmaktadır.
Israrcı tutumunun altında, Türkmen gazının Hazar’dan geçerek Avrupa pazarlarına ulaşmasını önlemek ve Rus gazına rakip olmasını engellemek düşüncesinin yattığını söylemek mümkündür.
Hazar’ın beş ülkeye bölünmesinde anlaşmazlıklar
Bu bölgedeki anlaşmazlıkları şöyle sıralayabiliriz:
- Azerbaycan-İran arasındaki sınır bölgesinde bulunan ve henüz işletilmeyen Alev doğalgaz yatakları,
- Azerbaycan ve Türkmenistan arasında Kepez(Serdar) doğalgaz yatağı ekseni,
- Türkmenistan’ın Rusya, Azerbaycan ve Kazakistan ile fikir ayrılıkları,
- Kazakistan ve Azerbaycan, Hazar’ın ulusal bölgelere ayrılmasından yana olmalarına rağmen
Kazakistan yine de Hazar’ın kapalı bir deniz olduğunu savunmakta ve burada Birleşmiş Milletler’in ilgili konvansiyonlarının uygulanmasını istemektedir. Astana yönetimi, denizin dibinin beş eşit parçaya bölünmesini ve her devletin kendine düşen bölgeyi istediği gibi kullanabilmesini, deniz yüzeyinin ise ortak kullanılmasını talep ediyor.
Azerbaycan ise Hazar’ın "orta çizgi ilkesi" esas alınarak ulusal bölgelere bölünmesini ve ülkelerin bu bölgelerde tam yetkili olmasını istemektedir.
- İran, daha fazla deniz arazisi elde etmek ve yeni doğalgaz yataklarına sahip olmak için Hazar’ın dibinin ve yüzeyinin beş eşit parçaya bölünmesine karşı çıkmakta ve Sovyetler dönemindeki sınırından daha fazla pay almak istemektedir.
Böylesine ihtilâflı konuların olduğu dar Hazar Havzası da gelecekte birtakım olaylara gebedir.