Karadağ 2006 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, ancak kilisesi Sırp kontrolünde kalmıştı. Karadağ’ın, Sırbistan ve Sırp Ortodoks Kiliseleriyle olan bağları konusunda derin ayrılıklar vardı.
Ülkenin 600 binlik nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u kendini Sırp olarak tanımlıyor ve Sırp Ortodoks Kilisesi'ni destekliyordu. Diğer Karadağlılar ise Sırp Kilisesi’nden ayrı bir Ortodoks Kilisesi kurulmasını istiyordu.
Öte yandan Sırp Ortodoks Kilisesi, Joanikije’nin tahta çıkma töreninin 5 Eylül'de 2015’te gerçekleştirileceğini duyurmuştu. Karadağ Kilisesi’nin meşruiyetini tanımayan Sırp Kilisesi’nin, tören için Cetinje’yi seçmesi ülkedeki Karadağ milliyetçilerinin tepkisini çekmişti. Cetinje’deki törene karşı çıkanlar, töreni “Karadağ’ın işgali”nin bir sembolü olarak gördüklerini ifade etmişti.
Karadağ’da Sırp Ortodoks Kilisesi’nin Karadağ Metropoliti Joanikije’nin tahta çıkma töreni sırasında binlerce kişi kilise yetkililerinin törene gelişlerini engellemek amacıyla yolları kapatmıştı. Bu uygulamanın ardından çıkan protestolarda 20’si polis olmak üzere toplam 50 kişi yaralanmıştı.
Karadağ Başbakanı Zdravko Krivokapiç ise yaptığı açıklamada, polise yönelik saldırıları terörizm olarak nitelendirerek, protestolar için Cumhurbaşkanı Milo Dzukanoviç’in Sosyalist Demokrat Partisini suçladı. Törene karşı çıkan Cumhurbaşkanı Dzukanoviç ise polisi aşırı güç kullanmakla suçladı.
Karadağ’da 27 Eylül’de başlayan muhalefet protestolarının görünen yüzü, “hükümetin istifası ve erken genel seçimlerin yapılması talebi” olsa da aslında madalyonun arka yüzünde ülkenin NATO üyeliğine karşıt fikirlerin olduğu kanaati yatmaktadır.
NATO üyeliği için gerekli tüm koşulları yerine getiren Karadağ, aralık ayında yapılacak NATO Bakanlar Toplantısı’nda üyelik daveti beklerken, ülkedeki bazı kesimler iki aya yakın süren protestoların Rusya'nın da desteğiyle düzenlenen NATO karşıtı gösteriler olabileceğine işaret etmişlerdi...
Karadağ’ın NATO’ya katılımı 5 Haziran 2017’de gerçekleşmiştir. Karadağ, NATO’ya üyelik başvurusu 19 Mayıs 2016’da gerçekleşmiş ve 5 Haziran 2017’de resmen NATO’ya katılmıştır.
Kararda, “NATO’nun Karadağ’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin garantisi olacağı vurgulanırken, NATO’ya üyelik sayesinde ülkede hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının da gelişeceği” kaydedilmiştir.
Putin’in söylemleri ve Rus basınındaki haberler
Rusya Devlet Başkanı Putin, yıllardır NATO’nun doğuya doğru genişlemesinden yakınıyor ve İttifakın Soğuk Savaş’ın sonunda verdiği sözleri yerine getirmediğini çoğu kez dillendiriyordu. Putin, “Kanımca NATO’nun genişlemesinin ittifakın kendini modernleştirmesiyle ve Avrupa’da güvenliğin sağlanmasıyla hiçbir ilişkisinin olmadığı aşikâr" demek suretiyle NATO’yu eleştiriyor ve Karadağ’daki olayları “Aksine, karşılıklı güveni azaltan ciddi bir provokasyon” olarak nitelendiriyordu.
Saraybosnalı yazar Andrej Nikolaidis ve…
Yazar, muhalefet koalisyonu Demokratik Cephe (DF) tarafından organize edilen gösteriler hakkında “Rusya'nın eli uzundur” başlıklı yazısında, Karadağ’ın NATO üyesi olmasıyla Rusya ve Sırbistan’ın yörüngesinden çıkacağını öne sürmüş ve Karadağ’daki protestoların arkasında Moskova ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olduğunu savunmuştu.
Nikolaidis, protestoların söylendiği gibi hükümete karşı değil, NATO’ya karşıtı olduğunu ve Rusya’nın da protestolarda önemli rol üstlendiğini öne sürmüştü.
Karadağlı siyasi analist Dusan Janjic de “Rusya'nın eli Karadağ’ın üzerinde” başlıklı yazısında, Rusya'nın doğrudan Karadağ’ın içişlerine karıştığını belirterek, tıpkı Nikolaidis gibi o da gösterilerin hükümete karşı değil NATO üyeliğine karşı olduğunu dile getirmiştir.
Sonuç olarak
Bir araştırmaya da dayanarak incelediğim Karadağ konusu Balkanlar için hassasiyet arz etmektedir. Rusya’nın Karadağ’a olan ilgisi, yeni başlamamıştır. Dün denizlere inmek için Balkanlara sarkan ve 1877-1878 (93 Harbi dediğimiz) Harbi sırasında Osmanlı’nın başkentini kuşatmaya kalkan Rusya’nın, “karadan sıcak denizlere inme eğilimini şimdilerde denizlerden karaya çıkma şekline çevirdiği”ni söylemek abartı olmasa gerektir.
NATO’nun güneydoğu kanadını emniyete almak isteyen Batılı üyelerle her zaman destek gördüğü “Bağlantısızlar Grubu” üyesi Yugoslavya’nın parçalanmasını içine sindiremeyen Rusya boş durmamaktadır.
Karadağ'ın NATO’ya üye olmasının sorunsuz bir süreç olmayacağı şimdiden aşikâr görünmektedir. “Üstün ‘beş’ler” yine dünyadaki büyüklüklerini ve üstünlüklerini bir kez daha göstermişlerdir... Karadağ, NATO üyesi olmakla Ukrayna benzeri bir olayın dışında kalmıştır, diyebiliriz.